İzmir’in Bayraklı ilçesinde bir ortaokulda bir öğrencinin çantasında kesici ve ateşli silah bulunması, okullarda giderek artan şiddet olaylarını yeniden gündeme getirdi. Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube, bu olayın münferit bir vaka olarak değerlendirilemeyeceğini, toplumsal eşitsizlik, yoksulluk ve geleceksizlik gibi derin sorunlardan bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı.
Sendika tarafından yapılan yazılı açıklamada, 30 Eylül’de Bayraklı Şehit Uğur Sarıkaya Ortaokulu’nda yaşanan bu vahim durumun, eğitim sisteminin ve toplumsal yaşamın içinde bulunduğu krizin açık bir göstergesi olduğu belirtildi. İstanbul, Şanlıurfa, Maraş, Manisa ve Osmaniye’deki benzer saldırılar ile Mersin ve Van’da yaşanan durumlar, okullardaki güvenlik sorununun ciddi boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi.
Açıklamada, okulların; çocukların korkuyla değil güvenle bulunduğu, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı yaşamadan görev yaptığı, bilimsel ve demokratik eğitimin sürdürüldüğü kamusal alanlar olması gerektiği ifade edildi. Bir öğrencinin çantasında silah ya da bıçak bulunması ihtimalinin dahi ciddiyetle ele alınması gereken bir durum olduğuna dikkat çekilerek, yaşanan olayları sadece bireysel davranışlara indirgeyerek geçiştirmenin kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Eğitim Sen, okullarda şiddeti yalnızca güvenlik görevlisi sayısını artırarak veya okul kapılarına denetim noktaları koyarak önlemenin mümkün olmadığını belirtti. Sendika, elbette acil güvenlik önlemlerinin alınması ve öğrencilerin ile eğitim emekçilerinin yaşam hakkının derhâl güvence altına alınması gerektiğini, ancak kalıcı çözümün şiddeti ortaya çıkaran toplumsal, ekonomik, psikolojik ve eğitsel koşulların bütünlüklü biçimde ele alınmasını gerektirdiğini kaydetti.
Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, yoksulluğun çocukların yaşamını doğrudan etkilediği, geleceksizliğin yaygınlaştığı ve şiddetin gündelik yaşamda sıradanlaştığı bir ortamda okulların bu sorunlardan ayrı düşünülemeyeceği aktarıldı. Denetimsiz bireysel silahlanma, silaha erişimin kolaylığı, çocukların şiddet içeren ortamlara maruz kalması ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliğinin de bu tablonun önemli nedenleri arasında yer aldığına dikkat çekildi.
Eğitim kurumlarını güvensizliğin, korkunun ve şiddetin mekânlarına dönüştüren koşulları ortadan kaldırmanın kamusal bir yükümlülük olduğu ifade edilen açıklamada, bu sorumluluğun yalnızca eğitim emekçilerinin veya okul yönetimlerinin değil, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kamu kurumlarının ortak sorumluluğu olduğu belirtildi. Sendika, şiddetin olağanlaştırılmasına, yaşanan olayların münferit vaka denilerek geçiştirilmesine ve gerekli önlemlerin ertelenmesine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini, bilimsel, demokratik, laik, eşit ve kamusal eğitimin güvenli okullarda mümkün olduğunu vurguladı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.