Bodrum Yarımadası kıyılarında yürütülen bilimsel çalışmalar, bölgedeki deniz ekosisteminin en temel yaşam kaynağı olan deniz çayırlarının (posidonia oceanica) büyük bir tehdit altında olduğunu ortaya koydu. Son 22 yıl içerisinde bin ila 2 bin hektarlık bir alanda deniz çayırı kaybı yaşandığı tespit edilirken, bu tahribatın temel nedenlerinin yapılaşma, kirlilik ve yetersiz arıtma sistemleri olduğu belirtildi.
Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp tarafından yürütülen ‘Project Posidonia’ kapsamında yapılan su altı gözlemleri ve dron analizleri, kıyı ekosistemindeki yıkımı gözler önüne serdi. Deniz çayırlarının Akdeniz ekosistemi için hayati önemde olduğunu vurgulayan Gökalp, bu alanların deniz canlıları için üreme, beslenme ve barınma sahası olmanın yanı sıra ciddi bir oksijen kaynağı olduğunu ifade etti.
Kentsel yapılaşma, turistik tesisler ve marina faaliyetlerinin deniz tabanındaki binlerce yıllık habitatları etkilediğini belirten Gökalp, “Deniz çayırlarını kaybettiğinizde, ekosistem servislerini de yitiriyorsunuz. Bu alanlar söküldüğünde deniz tabanı çöle dönüyor, suyun berraklığı ve bereket kayboluyor” uyarısında bulundu.
Yapılan analizlerde, özellikle kıyı şeridinin ilk 15 metresinde büyük bir hasar saptandı. Teknelerin demirleme faaliyetlerinin köklere zarar verdiğini, kıyıdaki kaçak dolguların ve iskelelerin ise yaşam alanlarını tamamen yok ettiğini ifade eden Gökalp, kirliliğe de dikkat çekti. Bodrum’un yaz aylarında artan nüfusunun arıtma sistemleri üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu söyleyen Gökalp, şehir atıklarının ve balık çiftliklerinin yarattığı kirliliğin deniz bitkilerinin fotosentez yapmasını engellediğini dile getirdi.
Kıyıların korunmaması durumunda Marmara Denizi’ndekine benzer bir ekolojik çöküşün kaçınılmaz olduğunu belirten Gökalp, acil önlem çağrısında bulundu. Çözüm için kıyı alanlarının en az yüzde 50’sinin koruma alanı ilan edilmesi gerektiğini savunan Gökalp, şu önerileri sıraladı:
Bu alanlarda turizm ve balıkçılık faaliyetlerinin sınırlandırılması, yapılaşmanın kesinlikle durdurulması ve vahşi yaşam alanlarının korunması gerektiğini ifade eden Gökalp, “Etkin arıtma sistemleri kurulmalı, koylarda akıllı şamandıra sistemlerine geçilerek demir atmanın önüne geçilmelidir” dedi.
Toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla ‘Green Rangers’ (Yeşil Deniz Koruyucuları) projesini başlattıklarını da duyuran Gökalp, vatan sevgisinin sadece sloganlarla değil, toprağı, denizi ve suyu koruyarak mümkün olacağını hatırlattı. Dr. Gökalp, “Eğer üzerimize düşeni yapmazsak, iklim değişikliği ve ekolojik yıkım nedeniyle yaşam alanlarımız tehlikeye girecek” diyerek sözlerini tamamladı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.