enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,1263
EURO
55,3190
ALTIN
6.542,72
BIST
12.270,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
20°C
Pazartesi Az Bulutlu
21°C
Salı Az Bulutlu
21°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
21°C

Pervin Buldan’dan Barış ve Demokratik Toplum Süreci Değerlendirmesi: Abdullah Öcalan’ın Öngörüleri ve Ekim Ayı Beklentisi

Pervin Buldan’dan Barış ve Demokratik Toplum Süreci Değerlendirmesi: Abdullah Öcalan’ın Öngörüleri ve Ekim Ayı Beklentisi
3 Ekim 2026 08:12
A+
A-

Pervin Buldan, içinde bulunulan sürecin aşamasına dair yaptığı değerlendirmelerde, farklı kesimlerin doğrudan görüş alışverişinde bulunmasının önyargıları azaltacağını ve sürecin toplumsal meşruiyetini güçlendireceğini belirtti. Buldan, Ekim ayıyla birlikte bu konuda somut bir gelişmeye tanıklık edilebileceğini ifade etti.

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te kamuoyuna duyurulan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile yeni bir evreye giren süreç ikinci yılını dolduruyor. Sürecin ilerleyişi için çerçeve yasanın kabulü sonrası somut adımların beklenmesine karşın, Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) bir “teyit” kararı almaması gecikmelere yol açıyor. Takip ve Değerlendirme Kurulu ile dört alt komisyonun ilan edilmesine rağmen kalıcı ve güven verici adımların atılmaması, kamuoyunda soru işaretleri oluşturuyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, Abdullah Öcalan ile gerçekleşen son görüşmeyi, sürecin mevcut aşamasını, Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’daki gelişmelere dair perspektiflerini, Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’nun koordinasyonunu ve gazeteci, sivil toplum örgütü temsilcileri ile siyasetçilerin İmralı ziyaretlerinin zamanlamasını kapsayan kritik soruları yanıtladı.

Abdullah Öcalan’ın Süreç Öngörüleri

Buldan, Abdullah Öcalan’ın son görüşmede sürecin kritik bir aşamasında olduğunu vurguladığını aktardı. Öcalan, sürecin ilerlemesi için herkesin inisiyatif alması ve siyasi feraset göstermesi gerektiğini belirtti. Öcalan, gelinen aşamanın geçilmesiyle, yüz yıllık meselenin silahlı değil, siyasal kısmı üzerine müzakerelerin yapılacağı bir evreye geçileceğine inandığını dile getirdi. Bu aşamanın sorunsuz atlatılmasının tarihi önemde olduğunu kaydeden Buldan, sürecin ilerlemesine sadece tarafların değil, bu ülkede yaşayan herkesin destek vermesi gerektiğini, bunun ortak bir geleceğe katkı olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Barışın, farklı düşünenlerin aynı masada buluşabildiği ölçüde güçleneceğini ekledi.

Ortadoğu Gelişmeleri ve Provokasyon Uyarıları

Ortadoğu’nun tam bir barut fıçısı olduğunu belirten Buldan, Abdullah Öcalan’ın egemen güçler arasındaki çıkar ve iktidar kavgalarının bölge halklarına zarar vermemesi yönünde bir tutum sergilediğini aktardı. Öcalan’ın siyasi faaliyetlerinin temelinde toplumu savunmak, halkları ve inançları korumak, demokratik ve adil bir düzen inşa etmek olduğunu ifade etti. Bugün bir Dünya Savaşı’nın içinde olunduğunu ve bunun merkez coğrafyasının Ortadoğu olduğunu belirten Buldan, bu durumun Türkiye ve bölgede yaşayan tüm Kürtler için ciddi riskler taşıdığını vurguladı. Türkiye siyasetindeki birçok öznenin Öcalan’ın bu uyarılarını görmeye başladığını söyleyen Buldan, risk ve tehlikelere karşı Türkiye halklarını, Kürt halkını ve Ortadoğu halklarını korumanın öncelikli gündem olduğunu dile getirdi. Öcalan’ın bu tehditlere karşı en temel yolun barış ve demokrasi olduğunu, barışı silahların susması ve siyasete alan açılması; demokrasiyi ise bir arada yaşam mutabakatı olarak formüle ettiğini aktardı. Provokasyon uyarısının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini, bölgedeki krizlerin süreci zora sokmak isteyenlere fırsat yaratabileceğini belirten Buldan, sürecin istikrarlı ilerlemesinin riskleri ortadan kaldıracağını ve karşılıklı güveni koruyacağını ifade etti. Ortadoğu’daki çatışmalar derinleşirken Türkiye’nin kendi içinde barışı büyütmesinin bölge için umut verici bir örnek olacağını söyledi.

Silah Bırakma Şartı ve Karşılıklı Adımlar

Buldan, Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten 467 oyla geçmesinin sadece bir sayısal mesele değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi mesaj taşıdığını belirtti. Kutuplaşmış Türkiye siyasetinde, barış gibi bir konuda yüksek oy oranıyla bir yasanın kabul edilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Meclis’in bu iradesinin iyi anlaşılması ve iktidar tarafından somut adımların atılması gerektiğini dile getiren Buldan, Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın sürece yaptıkları pozitif katkıların hakkını teslim etti. Toplumun beklentisinin süreci yavaşlatacak bariyerler değil, hızlandıracak ivmeler olduğunu ifade etti. Silah bırakma meselesinin sürecin temel başlıklarından biri olduğunu ve bu konudaki hassasiyetin anlaşıldığını belirten Buldan, bu durumun karşılıklı adımlarla çözülebileceğine inandıklarını söyledi. Buldan, bu tür söylemlerin sürecin önünde bir ön şart olarak değil, birlikte yürüyen adımların bir parçası olarak ele alınması gerektiğini, karşılıklılık ilkesiyle hareket edildiğinde tarafların kaygısının azalacağını dile getirdi. Bu kaygıların giderilmesi için ilgili mekanizmaların ve kurulların bir an önce devreye girmesinin en sağlıklı yanıt olacağını ekledi.

Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’nun Koordinasyonu

Buldan, Abdullah Öcalan’ın sadece silahsızlanmada değil, aynı zamanda geleceğin siyasal ve demokratik inşasında da rol oynayacağını bildiklerini belirtti. Bu bağlamda, Abdullah Öcalan’ın hem silahsızlanma hem de siyasal ve demokratik inşa sürecinde koordinatörlük görevini üstleneceğini aktardı. Kurulan kurulun koordinesini sağlaması, toplumun farklı kesimleriyle görüşmesi, özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanmasının kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu vurguladı. Kurulun bileşimi ve çalışma usulünün tarafların ortak aklı ve karşılıklı mutabakatla belirleneceğini ifade eden Buldan, önerilerinin kurulun hem sürecin taraflarından hem de katkı sunacak kişilerden oluşması olduğunu söyledi. Kurulun görevini yerine getirebilmesi için fiziki ve hukuki koşullarla tanımlanması gerektiğini ekledi.

Kurulun Süreçteki Rolü

Buldan, kurulun sürecin ilerlemesinin ‘atar damarı’ olacağını ifade etti. Kurul hem silahsızlanma süreçlerini yönetecek hem de siyasallaşma sürecinde aktif rol alacak. Bu iki alanın aynı kurul çatısı altında ele alınması, birbirini tamamlayan adımların eşgüdüm içinde atılmasını sağlayacak. Silahsızlanmada atılan her adımın siyasal alanı genişleteceğini, siyasal alanda sağlanan her güvencenin de silahsızlanma sürecine güven katacağını söyleyen Buldan, kurulun başarısının sürecin bütününe duyulan güvenin teminatı olacağını vurguladı.

Öcalan’ın Kurula İlişkin Çalışma Takvimi Öngörüsü

Buldan, Abdullah Öcalan’ın yasanın uygulanmasıyla ilgili adımların atılması hususunda uyarıcı bir pozisyonda olduğunu belirtti. Öcalan’ın bu uyarıları oluşturan siyasal, jeopolitik, toplumsal, psikolojik ve iktisadi risklere sıklıkla vurgu yaptığını aktaran Buldan, bu nedenle kurulun Ekim ayıyla birlikte çalışmaya başlaması ve geciktirilmemesi gerektiğini vurguladı. Sürecin kendi doğasının bir ritim gerektirdiğini, adımlar arasındaki boşluklar uzadıkça toplumun sürece duyduğu güveni korumanın zorlaştığını dile getirdi. Zamanlamaya dair hassasiyetlerinin bir baskı değil, sürecin sağlığına duyulan bir özen olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Öcalan’ın taraflara ‘merdiven yöntemini’ önerdiğini, son görüşmede de karşılıklı güven ve karşılıklılık üreten adımlarla ilerlemeleri konusunda önerilerde bulunduğunu söyleyen Buldan, DEM Parti olarak da nihai hedefe doğru karşılıklı jestlerle ve adımlarla süreci ilerletmeleri gerektiğine inandıklarını kaydetti.

Barış Sürecinin Kürt Sorununun Çözümüne Etkisi

Buldan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin gelecek yüz yılın projesi olduğunu, kendi içinde aşamaları, zorlukları ve gereklilikleri bulunduğunu ifade etti. Dünya çatışma çözüm modellerinde bulunmayan, yeni bir modeli denediklerini belirten Buldan, silahların susmasıyla siyasal alanın açılacağını ve hukukla güvence altına alınmış bir siyasal alanın demokrasi mücadelesine zemin hazırlayacağını bildiklerini dile getirdi. Sürecin aşamaları ve hedefleriyle net bir öngörüye sahip olduğunu, ancak bu öngörüyü gerçekleştirme yürüyüşünde engeller, zorluklar ve meydan okumalarla karşılaşılacağını kaydetti. Buldan, gri alanların varlığının diyaloğun ve ortak aklın kıymetini gösterdiğini, her aşamada tarafların birbirini dinlemesi, kaygılarını açıkça masaya koyması ve çözümü birlikte aramasıyla bu alanların daraltılabileceğini söyledi. Müzakere, siyaset ve demokrasiyi güçlendirmenin bir mücadele alanı olduğunu, gri alanlar oluşsa da mücadeleyle aşılabileceğine inandıklarını ekledi.

Sürecin Gelecek Takvimi ve Somut Adımlar

Buldan, çerçeve yasada öngörülen işleyişin hızla hayata geçmesinin, Meclis’ten çıkan güçlü iradenin gereği olduğunu belirtti. Karşılıklı adımlarla sürecin ivmesinin artırılması gerektiğini vurgulayan Buldan, bu çerçevede yasanın yürürlüğe girmesini sağlayacak MGK kararının gecikmeden çıkmasını beklediklerini aktardı. Meclis’in açılmasıyla birlikte hem çerçeve yasa kapsamındaki adımların hem de kayyımlara son verilmesi ve AİHM kararlarının uygulanması gibi yasa dışındaki adımların atılmasının sürecin itici gücü olacağını dile getirdi. Artık daha fazla gecikme olmaması gerektiğini belirten Buldan, gecikmelerin toplumda yaratabileceği soru işaretlerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Yıllarca bu meselenin bedelini ödemiş ailelerin, gençlerin ve ülkenin her kesiminin somut adımları görmek istediğini, atılacak her adımın sürece duyulan güveni ve toplumsal zemini güçlendireceğini söyledi. Bu adımların atılması için Meclis’te ve Meclis dışında bütün taraflarla diyalog halinde olduklarını ekledi.

Abdullah Öcalan’ın Gazeteci ve STK Görüşmeleri

Buldan, Abdullah Öcalan’ın hem görüşmeler yapması hem de sürece dair özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanmasının sürecin başarısını belirleyecek en temel parametre olduğunu vurguladı. Gelinen aşama itibarıyla Abdullah Öcalan’ın toplumun tüm kesimleriyle görüşmeler gerçekleştirmesinin kaçınılmaz olduğunu belirten Buldan, bu görüşmelerin yalnızca süreç açısından değil, toplumsal diyaloğun güçlenmesi açısından da büyük katkı sağlayacağını dile getirdi. Farklı kesimlerin doğrudan görüş alışverişinde bulunmasının önyargıları azaltacağını ve sürecin toplumsal meşruiyetini güçlendireceğini ifade etti. Buldan, Ekim ayıyla birlikte bu görüşmelerin başlaması ve hukuki güvencelerle sürekliliğinin sağlanması gerektiğini, önümüzdeki günlerde bu konuda somut bir gelişmeye tanıklık edilebileceğini sözlerine ekledi.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.