Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi, İç Anadolu bölgesindeki 13 ayrı cezaevinde tutulan hasta tutsakların yaşadığı hak ihlallerine dair hazırladığı 6 aylık raporu kamuoyuyla paylaştı. Dernek binasında düzenlenen basın toplantısında, cezaevlerinde sağlık hakkına erişimin sistematik olarak engellendiği ve ağır hasta tutsakların yaşam hakkının tehdit altında olduğu vurgulandı.
Hapishane Komisyonu üyesi Fatma Sürücü tarafından açıklanan rapor; Afyon, Bolvadin, Çorum, Yozgat, Kırşehir, Eskişehir, Kırıkkale, Karabük ve Ankara Sincan’daki cezaevlerinde yapılan görüşmeler neticesinde hazırlandı. Raporda, 2025 yılının son çeyreği ile 2026 yılının ilk çeyreğini kapsayan süreçte yaşanan hak ihlalleri detaylandırıldı.
Rapora göre, birçok cezaevinde tutsaklara onur kırıcı bir uygulama olan ağız içi arama dayatılıyor. Bu uygulamayı kabul etmeyen tutsakların hastane sevkleri iptal edilirken, ameliyat ve tedavi süreçleri de durduruluyor. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde MR ve kolonoskopi gibi kritik işlemler için tutsakların bir yıla yakın süre bekletildiği, Bolvadin T Tipi Cezaevi’nde ise uzman doktor yokluğu gerekçesiyle sevklerin yapılmadığı kaydedildi.
Raporda, durumları ağırlaşan bazı tutsakların isimleri ve sağlık sorunları şöyle sıralandı:
Fevzi Adanır: Yüksek tansiyon ve ağır şizofreni hastası, anjiyo olması gerekmesine rağmen tahliye edilmiyor.
İzzethan Aykut: Karaciğer yetmezliği, kronik astım ve akciğer rahatsızlığı bulunuyor.
Cemil İvrendi: Ağır kalp hastası olmasına rağmen şartlı tahliyesi defalarca ertelendi.
Pınar Tikit: Beynindeki tümör ve felç riskine rağmen İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla tahliyesi engelleniyor.
Selver Yıldırım: Bir gözünü tamamen kaybetti, diğer gözündeki görme oranı yüzde 10’un altına düştü, ancak ilaçlarına erişemiyor.
ÖHD raporunda, özellikle Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde son aylarda yaşanan 10 ayrı intihar vakasına dikkat çekilerek, bu ölümlerin şüpheli olduğu ifade edildi. Kırşehir S Tipi Cezaevi’nde de benzer vakaların arttığı belirtilirken, S Tipi ve Yüksek Güvenlikli cezaevlerinde uygulanan yoğun tecrit rejiminin tutsakların ruhsal bütünlüğünü bozduğu ve yaşam hakkını tehdit ettiği vurgulandı.
Cezaevlerindeki fiziki koşulların da insan onuruyla bağdaşmadığı belirtilen raporda; temiz suya erişim, sağlıklı gıda ve hijyen malzemelerinin eksikliği temel sorunlar olarak öne çıktı. Odaların inşaat kalıntılarıyla dolu olduğu, kantin fiyatlarının fahiş düzeyde seyrettiği ve mahpusların plastik araç gereç kullanımına zorlandığı tespit edildi.
Raporun sonuç bölümünde, Abdullah Öcalan tarafından işaret edilen barış ve demokratik toplum sürecine değinildi. Fatma Sürücü, cezaevlerinden gelen yaşam hakkı ihlallerinin kabul edilemez olduğunu belirterek, Bu sürecin samimiyetinin ölçüsü, cezaevlerindeki hak ihlallerine son verilmesi ve hasta tutsaklar başta olmak üzere temel hakların koşulsuz güvence altına alınmasıdır dedi. ÖHD, ağır hasta tutsakların infazlarının derhal durdurulması ve onur kırıcı arama uygulamalarına son verilmesi çağrısında bulundu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.