enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,9304
EURO
55,7562
ALTIN
6.740,80
BIST
12.899,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
19°C
Salı Yağmurlu
20°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
19°C

Digor Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçti: ‘Acımız ilk günkü gibi taze’

Digor Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçti: ‘Acımız ilk günkü gibi taze’
13 Ağustos 2026 08:36
A+
A-

Kars’ın Digor ilçesinde 14 Ağustos 1993 tarihinde koruculuk dayatması, gıda ambargosu ve ev baskınlarına karşı yürüyüşe geçen binlerce kişinin üzerine özel harekat polisleri tarafından ateş açılması sonucu 17 kişi yaşamını yitirdi, 63 kişi ise yaralandı. Katliamın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen failler cezalandırılmadı.

Dava Cezasızlıkla Sonuçlandı

Katliamın ardından Kars Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Kars Emniyet Müdürlüğü’nde görevli özel harekat polisleri hakkında “kasten öldürmek” ve “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından dava açıldı. Ancak 2006 yılında mahkeme, sanık polisler hakkında “meşru müdafaa” iddiasıyla beraat kararı verdi. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM, 2007 yılında Türkiye’yi “yaşam hakkı ihlali” gerekçesiyle mahkum etti ancak sanık polislerin yeniden yargılanması talebi kabul edilmedi.

‘Kıyamet Yeri Gibiydi’

Katliam yaşandığında henüz 15 yaşında olan tanıklardan Suna Karataş, o gün yaşananları anlattı. Yürüyüşe katılmak için yola çıktıklarını belirten Karataş, “Köyden gelenlerle yürüyüşe geçtik. Digor’a yaklaştığımızda bir kişi önümüzü keserek gitmememizi, herkesi katledeceklerini söyledi. Ancak biz kararlıydık. Yürümeye başladıktan kısa bir süre sonra silah sesleri yükseldi. Ortalık bir anda cehenneme döndü. Herkes bir yerlere kaçıştı, çığlıklar yükseldi. Ortalık kan gölüne döndü” dedi.

Baskı ve Sindirme Politikaları

Katliamın ardından ilçede büyük bir askeri baskı ve sindirme politikasının uygulandığını ifade eden Karataş, köylerine sürekli baskınlar yapıldığını, evlerin kapılarının kırılarak insanlara işkence edildiğini söyledi. Karataş, “Katliamdan sonra adalet sağlanmadı. Kimse yargılanmadı, aksine halk baskı gördü ve göç etmek zorunda kaldı. Aradan geçen yıllara rağmen acımız hala taze” diye konuştu.

Barış Talebi

Çatışmalı sürecin son bulması ve kalıcı bir barışın sağlanması gerektiğini vurgulayan Karataş, Abdullah Öcalan tarafından başlatılan barış ve demokratik çözüm arayışlarının önemine değindi. Karataş, “Biz bu sürecin iyiye gitmesini istiyoruz. Cezaevleri boşaltılmalı, tutuklular serbest bırakılmalı. Kürtçe resmi dil olmalı, okullarda anadilde eğitim verilmelidir. Artık barış sağlansın istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.