Kars’ın Digor ilçesinde 14 Ağustos 1993 tarihinde koruculuk dayatması, gıda ambargosu ve ev baskınlarına karşı yürüyüşe geçen binlerce kişinin üzerine özel harekat polisleri tarafından ateş açılması sonucu 17 kişi yaşamını yitirdi, 63 kişi ise yaralandı. Katliamın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen failler cezalandırılmadı.
Katliamın ardından Kars Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Kars Emniyet Müdürlüğü’nde görevli özel harekat polisleri hakkında “kasten öldürmek” ve “kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından dava açıldı. Ancak 2006 yılında mahkeme, sanık polisler hakkında “meşru müdafaa” iddiasıyla beraat kararı verdi. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM, 2007 yılında Türkiye’yi “yaşam hakkı ihlali” gerekçesiyle mahkum etti ancak sanık polislerin yeniden yargılanması talebi kabul edilmedi.
Katliam yaşandığında henüz 15 yaşında olan tanıklardan Suna Karataş, o gün yaşananları anlattı. Yürüyüşe katılmak için yola çıktıklarını belirten Karataş, “Köyden gelenlerle yürüyüşe geçtik. Digor’a yaklaştığımızda bir kişi önümüzü keserek gitmememizi, herkesi katledeceklerini söyledi. Ancak biz kararlıydık. Yürümeye başladıktan kısa bir süre sonra silah sesleri yükseldi. Ortalık bir anda cehenneme döndü. Herkes bir yerlere kaçıştı, çığlıklar yükseldi. Ortalık kan gölüne döndü” dedi.
Katliamın ardından ilçede büyük bir askeri baskı ve sindirme politikasının uygulandığını ifade eden Karataş, köylerine sürekli baskınlar yapıldığını, evlerin kapılarının kırılarak insanlara işkence edildiğini söyledi. Karataş, “Katliamdan sonra adalet sağlanmadı. Kimse yargılanmadı, aksine halk baskı gördü ve göç etmek zorunda kaldı. Aradan geçen yıllara rağmen acımız hala taze” diye konuştu.
Çatışmalı sürecin son bulması ve kalıcı bir barışın sağlanması gerektiğini vurgulayan Karataş, Abdullah Öcalan tarafından başlatılan barış ve demokratik çözüm arayışlarının önemine değindi. Karataş, “Biz bu sürecin iyiye gitmesini istiyoruz. Cezaevleri boşaltılmalı, tutuklular serbest bırakılmalı. Kürtçe resmi dil olmalı, okullarda anadilde eğitim verilmelidir. Artık barış sağlansın istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.