Meclis Adalet Komisyonu’ndan geçen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” yasa tasarısını değerlendiren Mahmur Halk Meclisi Eşbaşkanı Hezar Nerexî, yeni bir sürecin startının verildiğini vurguladı. 1990’lı yıllarda köylerin yakılması ve koruculuk dayatmaları nedeniyle Şırnak ve Hakkari gibi kentlerden göç ederek Irak’taki Mahmur Kampı’na yerleşen binlerce kişinin temsilcisi olan Nerexî, demokratik çözüm için atılan adımların genişletilmesi gerektiğini belirtti.
Kürt halkının kimliği, dili ve kültürünün yüz yıldır yok sayıldığını ifade eden Nerexî, yürütülen hak mücadelesinin Türkiye’yi çözüm arayışına yönelttiğini savundu. Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki duruşunun önemine değinen Nerexî, “Abdullah Öcalan, 27 yıldır ağır tecrit koşullarına rağmen barış zeminini korudu. Bugün Meclis gündemine gelen çerçeve yasa, verilen büyük bedellerin bir sonucudur. Binlerce kilometrelik bir yolun ilk adımı atılmak zorunda kalınmıştır” dedi.
Hazırlanan yasa taslağının mevcut haliyle tüm sorunları çözmekten uzak olduğunu ancak başlangıç olarak kıymetli görüldüğünü kaydeden Nerexî, toplumsal barışın tesisi için şu ifadeleri kullandı: “Yüz yıllık sorunlar tek bir yasa ile nihai çözüme kavuşmaz. Halkın beklentisi, kalıcı barış ve demokratikleşme temelinde yasaların tam eşitliği sağlamasıdır. Kürt halkının hakları yok sayılmasaydı böyle bir sürece de gerek kalmazdı. Bu noktadan sonra eksikliklerin giderilmesi ve mücadelenin büyütülmesi hepimizin görevidir.”
Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün ve diyalog kanallarının açılmasının aciliyetine dikkat çeken Nerexî, tecridin sonlandırılması çağrısında bulundu. Toplumsal ikna sürecinin ancak Abdullah Öcalan ile mümkün olacağını belirten Nerexî, “İmralı’nın kapıları sonuna kadar açılmalı; gazeteciler ve akademisyenler Abdullah Öcalan ile görüşebilmelidir. Halkı ikna edebilecek temel aktör odur. O özgürleşmeden gerçek anlamda haklarımıza kavuştuğumuzu söyleyemeyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.