enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,5755
EURO
55,7087
ALTIN
6.599,24
BIST
11.430,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Açık
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Çok Bulutlu
22°C

Dicle ve Fırat Havzaları Enerji Projelerinin Kuşatması Altında: Su Krizi Derinleşiyor

Dicle ve Fırat Havzaları Enerji Projelerinin Kuşatması Altında: Su Krizi Derinleşiyor
4 Haziran 2026 08:18
A+
A-

Dicle ve Fırat havzaları ile Zap Vadisi’nden Aras Havzası’na kadar uzanan geniş coğrafyada, Hidroelektrik Santral (HES) ve Güneş Enerji Santrali (GES) projeleri doğayı ve yaşam alanlarını tehdit ediyor. Mevcut verilere göre havzada 169 HES ve 75 GES projesi faaliyetteyken, yüzlerce yeni proje ise planlama veya yapım aşamasında bulunuyor. Mezopotamya’nın can damarları olarak bilinen nehirler, enerji projelerinin yarattığı baskı nedeniyle doğal karakterini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya.

Kümülatif Etkiler Ekosistemi Çökertiyor

Van ve çevre illeri kapsayan havzalardaki dönüşümü değerlendiren ekolojist Hüseyin Akıl, bölgedeki enerji yatırımlarının sadece yerel değil, havza genelinde geri dönülemez tahribatlara yol açtığını vurguladı. Akıl, her yeni projenin zaten kırılgan olan ekosisteme ek bir yük getirdiğini belirterek, projenin etkisinin sadece o noktada kalmadığını, nehrin aşağı havzalarına, yeraltı sularına ve biyolojik çeşitliliğe kadar uzandığını ifade etti. Projelerin kümülatif etkilerinin dikkate alınmamasının en büyük sorun olduğunu belirten Akıl, Dicle ve Fırat’ın doğal akış rejiminin bozulduğuna dikkat çekti.

Doğal Yaşam ve Kültürel Miras Risk Altında

Nehirlerin artık mevsimsel döngülere göre değil, enerji üretim taleplerine göre aktığını belirten Akıl, bu durumun suyun sıcaklığını ve mineral yapısını da değiştirdiğini ifade etti. Bu değişimlerin endemik balık türleri ve sulak alanlara bağımlı canlılar için yok olma riski taşıdığını dile getiren Akıl, sulak alanların aynı zamanda iklim düzenleyici işlev gördüğünü hatırlattı. Havzaların sadece su kaynağı değil, aynı zamanda binlerce yıllık kültürel mirasın taşıyıcısı olduğu vurgulandı.

Tarım ve Hayvancılıkta Çöküş Tehlikesi

Enerji projelerinin sadece doğayı değil, bölge halkının geçim kaynaklarını da vurduğunu söyleyen Akıl, verimli tarım arazileri ve meralar üzerine kurulan GES projelerinin gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirtti. Suya erişimin zorlaşmasıyla üretim maliyetlerinin arttığını ve bunun sonucunda kırsaldan kentlere göçün hızlandığını ifade eden Akıl, ekolojik mücadelenin aynı zamanda bir sosyal adalet mücadelesi olduğunu vurguladı.

Havza bazlı çevresel değerlendirmelerin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirten Hüseyin Akıl, Dicle ve Fırat havzalarının korunmasının gelecek kuşakların yaşam hakkı olduğunu ve bu alanların enerji yatırımlarına kapatılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.