Dicle ve Fırat havzaları ile Zap Vadisi’nden Aras Havzası’na kadar uzanan geniş coğrafyada, Hidroelektrik Santral (HES) ve Güneş Enerji Santrali (GES) projeleri doğayı ve yaşam alanlarını tehdit ediyor. Mevcut verilere göre havzada 169 HES ve 75 GES projesi faaliyetteyken, yüzlerce yeni proje ise planlama veya yapım aşamasında bulunuyor. Mezopotamya’nın can damarları olarak bilinen nehirler, enerji projelerinin yarattığı baskı nedeniyle doğal karakterini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya.
Van ve çevre illeri kapsayan havzalardaki dönüşümü değerlendiren ekolojist Hüseyin Akıl, bölgedeki enerji yatırımlarının sadece yerel değil, havza genelinde geri dönülemez tahribatlara yol açtığını vurguladı. Akıl, her yeni projenin zaten kırılgan olan ekosisteme ek bir yük getirdiğini belirterek, projenin etkisinin sadece o noktada kalmadığını, nehrin aşağı havzalarına, yeraltı sularına ve biyolojik çeşitliliğe kadar uzandığını ifade etti. Projelerin kümülatif etkilerinin dikkate alınmamasının en büyük sorun olduğunu belirten Akıl, Dicle ve Fırat’ın doğal akış rejiminin bozulduğuna dikkat çekti.
Nehirlerin artık mevsimsel döngülere göre değil, enerji üretim taleplerine göre aktığını belirten Akıl, bu durumun suyun sıcaklığını ve mineral yapısını da değiştirdiğini ifade etti. Bu değişimlerin endemik balık türleri ve sulak alanlara bağımlı canlılar için yok olma riski taşıdığını dile getiren Akıl, sulak alanların aynı zamanda iklim düzenleyici işlev gördüğünü hatırlattı. Havzaların sadece su kaynağı değil, aynı zamanda binlerce yıllık kültürel mirasın taşıyıcısı olduğu vurgulandı.
Enerji projelerinin sadece doğayı değil, bölge halkının geçim kaynaklarını da vurduğunu söyleyen Akıl, verimli tarım arazileri ve meralar üzerine kurulan GES projelerinin gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirtti. Suya erişimin zorlaşmasıyla üretim maliyetlerinin arttığını ve bunun sonucunda kırsaldan kentlere göçün hızlandığını ifade eden Akıl, ekolojik mücadelenin aynı zamanda bir sosyal adalet mücadelesi olduğunu vurguladı.
Havza bazlı çevresel değerlendirmelerin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirten Hüseyin Akıl, Dicle ve Fırat havzalarının korunmasının gelecek kuşakların yaşam hakkı olduğunu ve bu alanların enerji yatırımlarına kapatılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.