enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,5755
EURO
55,7087
ALTIN
6.599,24
BIST
11.430,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Açık
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Çok Bulutlu
22°C

Kızıldeniz’den Basra’ya Uzanan Çatışma Sarmalı: Türkiye Risk Altında

Kızıldeniz’den Basra’ya Uzanan Çatışma Sarmalı: Türkiye Risk Altında
20 Ekim 2026 08:04
A+
A-

Körfez ülkelerinin İran ile yaşanan gerilimler nedeniyle petrol ihracında yaşadığı tıkanıklıklar, Kızıldeniz’den Hürmüz Boğazı’na uzanan stratejik deniz koridorunu kontrol edilemez bir çatışma alanına dönüştürdü. Türkiye ise Afrika Boynuzu’ndaki adımlarıyla Körfez ülkeleriyle belirli bir uzlaşıya varmış olsa da, Yemen iç savaşının bir parçası haline gelme riskiyle karşı karşıya.

Yemen’de Suudi Arabistan destekli güçler ile Husiler arasında süren çatışmalar, bölgedeki dengelerin yeniden şekillendiğini gösteriyor. Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birleştiren stratejik Babülmendep Boğazı‘nda artan gerilim, bölgesel güçlerin Basra Körfezi’nden Doğu Afrika kıyılarına uzanan askeri stratejilerini derinden etkiledi. Küresel deniz ticaret yolunu güvence altına almayı hedefleyen Körfez ittifakı ile iç bölgelerde güçlü bir direniş sergileyen Husi hareketi arasındaki bu çatışmalar, sahaya yeni yabancı güçlerin müdahalesiyle çok boyutlu bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşıyor.

Diplomatik kaynaklar ve bölgedeki askeri hareketlilik, yerel çatışma dinamiklerinin sınırları aşarak Basra Körfezi, Afrika Boynuzu ve Levant hattını kapsayan geniş bir paylaşım savaşına evrildiğini ortaya koyuyor.

Sahil Hattında Çatışma ve Çıkmaza Giren Hesaplar

İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki örtülü güvenlik iş birliği ve normalleşme çabaları çerçevesinde, Babülmendep Boğazı ve Mokha sahil şeridinde denetimi artırma girişimleri bölgede güçlü bir direnişle karşılaştı. Kıyı hattını kontrol eden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli güçlerin Hudeyde limanı çevresi ve Taiz kırsalındaki baskısı, Husileri kıyıdan tamamen izole etme hedefine ulaşamadı.

Sahil koridorunun kontrolüne yönelik yürütülen gizli müzakerelerde, iç bölgelerdeki fiili durumun kabul edilmesi karşılığında liman ve boğaz geçişlerinin BAE kontrolündeki yerel güçlere devredilmesi amaçlanıyordu. Ancak Husilerin operasyonel hatlarını koruma konusundaki kararlılığı ve stratejik sahil şeridinden çekilmeyi reddetmesi bu planı işlevsiz kıldı.

Husilerin Suudi Arabistan sınırındaki Cizan ve Asir bölgelerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları, sahil güvenliğini tek taraflı sağlama girişimlerini sekteye uğrattı. İç bölgelerdeki dağlık mevzilerinden vazgeçmeyen Husi güçleri, boğaz hattını hedef almayı sürdürerek Körfez başkentlerinin Kızıldeniz’de tesis etmek istediği fiili denetimi engelliyor.

Yabancı Savaşçı Sevkiyatı ve Mezhepsel Kamplaşma

Sahadaki çıkmazı aşmak amacıyla düzenli orduların doğrudan çatışmaya girmesinden kaçınan Körfez koalisyonu, yabancı paramiliter unsurların sahaya sürülmesini içeren yeni bir askeri strateji benimsiyor. Suriye, Pakistan ve Afganistan kökenli savaşçı grupların Suudi Arabistan üzerinden Babülmendep kıyılarına sevk edilmesi, çatışmanın seyrini doğrudan bir vekâlet savaşına dönüştürme potansiyeli taşıyor.

Körfez yönetimlerinin kendi askeri birliklerini riske atmadan uyguladığı bu paralı savaşçı modeli, daha önce Suriye ve Libya gibi bölgelerde kullanılan taktiklerin Kızıldeniz kıyılarına taşınması olarak yorumlanıyor. Bu adım, sahadaki düzenli askeri çatışma dinamiklerini bozarken, yerel aşiret dengelerini ve Yemen’in hassas toplumsal yapısını tamamen yok etme riski barındırıyor.

Uzmanlar, ideolojik ve mezhepsel saiklerle donatılmış yabancı milislerin sahaya sürülmesinin, savaşı yerel siyasi taleplerden uzaklaştırarak Basra Körfezi genelinde keskin bir Sünni-Şii kutuplaşmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Afrika Boynuzu Hattında Türkiye’nin Rolü

Bölgesel denklemdeki bir diğer önemli nokta, Afrika Boynuzu ve Aden Körfezi hattındaki üsler üzerinden yürütülen lojistik hareketlilik. Türkiye’nin Somali’deki askeri varlığı, SİHA kapasitesi ve deniz yetki alanları üzerinden bölgedeki etkinliğini artırma çabası, Körfez ittifakının askeri planlarıyla örtüşüyor.

Körfez başkentleri, Türkiye’nin savunma sanayii ve lojistik olanaklarını Yemen kıyılarına yönelik operasyonlarda bir destek unsuru olarak görmeyi amaçlarken; Husiler ise bu duruma Türkiye’nin bölgesel üslerini hedef alacakları tehdidiyle karşılık veriyor. Bu gelişme, Ankara’yı Kızıldeniz’de olası bir kara çatışmasının tarafı haline getirme ve bölgedeki askeri varlığını kısıtlama riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Kızıldeniz’in batı kıyısındaki jeopolitik hareketlilik ile doğu kıyısındaki çatışma hattı doğrudan bağlantılı hale gelirken, Afrika Boynuzu’ndaki askeri tahkimatlar Yemen sahasını kuşatan bir çembere dönüştürülüyor.

Körfez’de İran Etkisi ve Yaygınlaşan Çatışma

Kızıldeniz’deki çatışma dinamikleri, sadece Yemen sınırlarıyla sınırlı kalmayıp Basra Körfezi’ndeki stratejik dengeleri de etkiliyor. Bölgedeki askeri girişimlerin temel amacı, İran destekli güçleri deniz yollarından tamamen uzaklaştırmak ve Tahran’ın bölgedeki etki alanını daraltmaktır. İran’ın askeri hamleleri uzaktan izlediği mevcut durumda; vekil güçlerin kıyı şeridine yığılması ve mezhepsel ayrışmanın derinleştirilmesi, Babülmendep’i küresel enerji ve ticaret yollarının en hassas savaş alanına dönüştürmeye devam ediyor.

Uluslararası deniz ticaretinin güvenliği söylemiyle yapılan askeri yığınak, yerel halkların iradesini göz ardı ederken, Kızıldeniz’den Hürmüz Boğazı’na uzanan deniz koridorunu kontrol edilemez bir çatışma döngüsüne mahkum ediyor.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.