Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Eşbaşkanı İshak Demirel, “Çerçeve Yasa”nın hukuki anlamda önemine dikkat çekerek, yasanın Kürt sorununun çözümüne dair birçok eksikliği olduğunu belirtti. Mezopotamya Ajansı’na (MA) yaptığı değerlendirmelerde Demirel, yasanın dilinde ve bazı kısımlarında eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Devletin iki buçuk yıldır bu süreci Abdullah Öcalan’la ve Kürt Özgürlük Hareketi’yle yürüttüğünü anımsatan Demirel, halen yasada güvenlikçi bir dilin devam ettiğini gösteren kavramlara sığınılmasını eleştirdi.
Demirel, bu yasanın tarihi Kürt sorununu çözmek için bir eşik olduğunu vurguladı. “Yasa bir başlangıç. Abdullah Öcalan da ‘Biz Kürt sorununu idam sehpasından müzakere masasına indirdik’ demişti. Bu çerçeve yasayı bir başlangıç olarak değerlendirmek gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri ilk defa bir kanunla, Kürt sorununun çözümünde silahların bırakılıp güvenlikçi politikadan vazgeçilerek kanun yoluyla Meclis’te çözülmesi için bir girişim oldu. Yasada eğer çözüm iradesi gösterilirse buna yol verecek mekanizmalar da var,” şeklinde konuştu.
Meclis bünyesinde sorunun çözümü için atılacak adımlara işaret eden Demirel, “Süreç kapsamında kurullar ve komisyonlar oluşturulacak. Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nun Abdullah Öcalan’ın koordinatörlüğünde yürüyeceğini öngörüyoruz. Bu önümüzdeki günlerde netleşecek. Yine Meclis tarafından oluşturulacak bir İzleme Komisyonu var, onun da önümüzdeki günlerde kurulmasını bekliyoruz. Bu kurula verilen bazı yetkiler olacak. Yasanın istisna tuttuğu bazı suçlar var; ama bu kurul bunları da kapsama alma yetkisine sahip. Veya gerekli görürse daha sonra kayyım meselesi, yerel yönetimler, hukuk ve diğer alanlarda kanunların çıkarılması için teklif yapma yetkisine de sahip olacak. Yasayı bu açıdan olumlu olarak değerlendirebiliriz. Hem bir giriş yasası hem de sonraki yasaların önünü açma bakımından önemli ve değerli bir yasa olarak görebiliriz,” ifadelerini kullandı.
Silahların bırakıldığı konusunda teyit ve karar mekanizmasının Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) bağlanmasını eleştiren Demirel, “Silah bırakma mevzusunu MGK’nin teyit ve tespit mekanizmasına bırakması yasanın eksiklikleri arasında görülebilir. Bu gerekli olan bir husus değildi. PKK zaten müzakerenin taraflarından biridir. Bir buçuk yıl önce silah yakma töreni gerçekleştirmişti. Abdullah Öcalan da bu konuda bir taahhüt mekanizması oluşturacağını söylemişti. Silah bırakma önünde bir engel yoktu ve bırakıldı,” diye belirtti.
Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi ve fiziki özgürlüğünün sağlanmasına yönelik çalışmalar yapılmasının gerektiğini vurgulayan Demirel, “Yasada Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) 2005 yılında yapılan değişiklikten kaynaklanan bir kapsam dışı bırakma mevzusu var. Ancak burada artık Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün de sağlanması gerekiyor. Şu an statüsü üzerinde tartışmalar yapılıyor. Sürecin ilerlemesinin temel öncüllerinden birisi statü olmalıdır. Çünkü müzakerenin bir tarafı Abdullah Öcalan’dır. 2005 ve öncesinin kapsam dışında bırakılmasının temel gerekçesi hukuki olarak o dönem yapılan ceza kanunundaki değişiklik gibi duruyor. Ama bizce 2005 ve öncesinin kapsam dışında bırakılmasının gerekçesi Abdullah Öcalan’ın en azından şu aşamada kapsam dışı tutulabilmesiydi. Bunu da böyle bir maddeyle sağladılar. Önümüzdeki aşamada hem kamuoyunun sürece olan bağlılığının, sürece olan güveninin artması için hem statüsünün belirlenmesi hem de özgürlüğünün sağlanması için bazı çalışmalar yapılması gerekiyor. Kurulların da bu yetkisi var,” şeklinde konuştu.
Sürecin yargı kararlarına henüz yansımadığını dile getiren Demirel, şöyle devam etti: “Birtakım verilen beraat kararları var. Ama birkaç gün öncesine kadar Instagram paylaşımı yüzünden ‘örgüt propaganda’ iddiasıyla bir genç tutuklandı. Yine bir açıklamayla kendini feshettiğini duyurmasına rağmen hala ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklamalar var. Mahkemelerin bunu yapmaması gerekiyor. Yargı eliyle bu sürecin önünde bir engel oluşturulmaması gerekir. Müzakere iki taraflıdır. Yürüyen süreçte taraflardan birinin, özellikle Kürt tarafının genel olarak üzerine düşeni yaptığını söyleyebiliriz. Ancak aynı durum devlet açısından devam ediyor mu, diye sorsak buna ‘evet’ demek çok mümkün değil. Hem sürece olan güveni sağlamak açısından hem de süreçten temel beklenti olan demokratikleşme yönündeki adımlar konusunda çok ağır bir ilerleme var, hatta neredeyse bir ilerleme yok diyebiliriz. Gazetecilerin tutuklanması, gençler üzerindeki baskılar… Gençlerin ‘sohbet’ adı altında çağrılmalarının hala devam ettiğini de biliyoruz. Yine son dönemde kurulan anmalardan sonra Diyarbakır’da ve bazı şehirlerde ifadelere çağrılma, evlere baskın olduğunu gördük. Artık bunların yapılmaması gerekiyor.”
“Çerçeve Yasa” kapsamında yaklaşık 4 bin tutsağın tahliyesini beklediklerini kaydeden Demirel, şunları dile getirdi: “Bu kapsamda bizim listeler yapıyoruz, eksik olan bazı tutsaklar da var. Hiç ulaşamadığımız, mesela yargılamaları burada yapılan Rojavalı, Rojhilatlı tutsaklar da var. Ancak yasanın kapsamı bununla sınırlı değil. Çünkü yasa sadece hapishanedekileri değil, dışarıda olan soruşturması devam eden veya Avrupa’da olan kişileri de kapsıyor. Bunların da başvuru yapması önünde bir engel yok. Verilecek olan 6 aylık süreç içinde onlar da başvurabilir. Bunları da düşündüğümüzde çerçeve yasadan etkilenenlerin sayısı yüz binleri bulabilir. Çünkü MGK kararından sonra muhtemeldir ki bazı gizli soruşturmaların da bildirilerek başvuru yolunun açılmasını öngörüyoruz. Gelinen aşamada da sahada bir çalışma yürütüldüğünü görüyoruz. Geçen günlerde İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan da MGK’nin kararının yayınlanması önünde herhangi bir engel olmadığını söyledi. Biz de basından gözlemlediğimiz kadarıyla artık bunun önünde bir engel yok.”
ÖHD olarak cezaevlerini ziyaret ettiklerini ve bütün başvurulara açık olacaklarını söyleyen Demirel, şunları kaydetti: “Çerçeve Yasa’nın Meclis’e gelme, Meclis’ten geçme ve sonra Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından rutin ziyaretlerimizin sayısını arttırdık. Biz Marmara Bölgesi’nde olduğumuz için İstanbul ve Marmara Bölgesi’ndeki neredeyse tüm cezaevlerini ziyaret ettik. Bu kapsamda yargılanmış, hakkında kesinleşmiş cezası olan, soruşturması veya mahkeme aşamaları devam eden tüm tutsak arkadaşların listesini oluşturduk. MGK kararının Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonra olabildiğince hızlı bir şekilde başvurular yapmayı planlıyoruz. Bu başvurular yapıldıktan sonra da mahkemelerin bir an önce karar verip tahliyeleri yapması gerekiyor. Ziyaretler yapılmaya devam ediyor. Gelebilecek tüm başvurulara da ÖHD olarak açığız.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.