Diyarbakır’da kendilerini “Sakallılar” olarak adlandıran ve “şeriat” hükümlerini uyguladıklarını iddia ederek esnaf ile yurttaşlar üzerinde baskı kuran Selefi yapılanmaya yönelik soruşturma tamamlandı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, örgüt kurmaktan silahlı yağmaya, tehditten mala zarar vermeye kadar pek çok ağır suçlama yer alıyor.
İktidarın cemaat ve tarikatlara sunduğu geniş alan üzerinden filizlenen yeni kuşak siyasal İslamcı yapılar, toplumsal yaşamı ve kamu düzenini tehdit etmeye devam ediyor. Diyarbakır’da ortaya çıkan ve Selefi ideolojiyle hareket ettiği belirtilen suç örgütü hakkındaki iddianame, bu yapıların nasıl bir “mafya” düzeni kurduğunu gözler önüne serdi.
Farklı tarihlerde iş yerlerine saldırılar düzenleyen, zorla haraç toplayan ve ölüm tehditlerinde bulunan yapıya yönelik hazırlanan iddianamede, 21’i tutuklu olmak üzere toplam 62 kişi sanık olarak yer alıyor. Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, silahlı yağma, yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve ruhsatsız silah bulundurma gibi suçlardan cezalandırılmaları talep ediliyor.
Muhammed Durmaz, İbrahim Durmaz ve Hüseyin Elhatısaru’nun örgüt lideri olarak tanımlandığı dosyada, şüphelilerin ticari alacak-verecek meselelerini kendi yöntemleriyle “çözüme” kavuşturmayı amaçladıkları ifade ediliyor. Belirlenen “hükümlere” uymayan yurttaşların ise yaralama, iş yeri kurşunlama ve ölümle tehdit edilerek baskı altına alındığı kaydediliyor.
İddianamede, sanıkların kendilerini “adalet dağıtan ve şer-i hükümleri uygulayan bir otorite” gibi lanse ederek toplumsal korku yarattıkları vurgulanıyor. Savcılığın tespitlerine göre örgüt, Anayasa ve yasalarla belirlenen kamu düzenini hiçe sayarak kendi kurallarını dayatıyor. İddianamede bu durum şu ifadelerle özetleniyor:
“Dini değerleri referans alarak kendilerince adalet sağladıklarına inanan, kamu düzeninde kendilerini sözde şer-i hükümlerin uygulayıcısı gibi göstererek insanlar üzerinde korku ve panik havası yaratan bir suç örgütünün var olduğu anlaşılmıştır.”
Hazırlanan dosyada, suç örgütünün sadece dini referansları kullanmadığı, aynı zamanda kriminal yapılarla da iş birliği içinde olduğu belirtiliyor. “Daltonlar” olarak bilinen suç grubuyla birlikte hareket ettikleri ifade edilen sanıkların, ev ve iş yeri kurşunlama eylemlerinde yaşı küçük çocukları da kullandıkları bilgisi iddianamede yer alıyor.
Örgütün eleman kazanma sürecine dair yapılan tespitlerde, lider kadrosunun çevrelerine topladıkları kişileri “ölüp öldürebilecek bir taban” haline getirdikleri, sanıkların büyük bir kısmının kabarık suç kayıtlarına sahip olduğu ve silah temin etmekte zorlanmadıkları aktarılıyor. 1 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen operasyonlarda çok sayıda silah ve mühimmatın ele geçirildiği hatırlatılıyor.
İddianamede dikkat çeken bir diğer nokta ise mağdurlar üzerinde kurulan ağır baskı. Birçok müştekini, emniyet aşamasında verdikleri ifadeleri baskı ve tehdit sonucu geri çekmek zorunda kaldığı belirtiliyor. Bazı müştekilerin bizzat kendilerinin ya da aile bireylerinin “kafalarının kesileceği” yönünde vahşi yöntemlerle tehdit edildiği, bu durumun toplum nezdinde ciddi bir korku iklimine yol açtığı vurgulanıyor.
Örgüt üyeleri hakkında her bir suç için yüzlerce yıla varan hapis cezalarının istendiği davanın ilk duruşması, 6 Temmuz’da Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Haber Merkezi
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.