enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,1597
EURO
55,1082
ALTIN
6.580,67
BIST
12.411,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
23°C

Gazeteci Ahmet Polad’ın Suriye’den Türkiye’ye Hukuksuz Getirilişi Meclis Gündeminde

Gazeteci Ahmet Polad’ın Suriye’den Türkiye’ye Hukuksuz Getirilişi Meclis Gündeminde
5 Ekim 2026 14:18
A+
A-

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Suriye’de gazetecilik faaliyetleri yürüttüğü sırada gözaltına alınan ve ardından Türkiye’ye getirilen gazeteci Ahmet Polad’ın yaşadıklarını ve maruz kaldığı iddia edilen hukuksuzlukları Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu (İHİK) gündemine taşıdı.

Aslan, Ahmet Polad mahlasıyla haber yapan Mehmet Nizam Aslan’ın Suriye’den Türkiye’ye getirilmesi, kayıt dışı şekilde tutulması, sağlık durumu ve işkence ile kötü muamele beyanlarının araştırılmasını talep etti.

Komisyon Başkanlığı’na sunulan dilekçede, gazeteci Polad’ın Alman gazeteci Eva Maria Michelmann ile birlikte haber takibi amacıyla bulunduğu Suriye’nin Rakka kentinde 18 Ocak 2026 tarihinde gözaltına alındığı hatırlatıldı. Dilekçede, Polad’ın Suriye’de yaklaşık sekiz ay boyunca farklı merkezlerde tutulduğu, bu süreçte ailesi ve avukatlarıyla iletişim kurmasına imkân tanınmadığı, herhangi bir yargı makamı önüne çıkarılmadığı, ağır tecrit altında tutulduğu ve fiziksel ile psikolojik işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddialarına yer verildi.

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin Çağrısı

Başvuruda, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ)’nin 11 Mart 2026’da Suriye makamlarına Polad ve Eva Maria Michelmann’ın akıbetini açıklama çağrısı yaptığı, 27 Nisan 2026’da Polad’ın durumunu “devam eden zorla kaybedilme” kapsamında ele aldığı belirtildi. CPJ, Polad’ın Türkiye’ye getirildiğinin ortaya çıkmasının ardından 18 Eylül 2026’da yaptığı açıklamada, yaklaşık sekiz aylık tutulma sürecinden sonra sağlık durumunun son derece kötü olduğuna dikkat çekerek serbest bırakılmasını ve acil sağlık hizmetine erişiminin sağlanmasını talep ettiğini aktardı.

Başına Çuval Geçirilerek Türkiye’ye Getirilme İddiası

Polad’ın Türkiye’ye getirilme sürecine ilişkin iddialara yer verilen dilekçede, Polad’ın beyanına göre 8 Eylül 2026’da Halep’te tutulduğu yerden çıkarıldığı, gözleri bağlanarak İdlib’e götürüldüğü ve burada Türk yetkililere teslim edileceğinin söylendiği aktarıldı. Başına çuval geçirilerek elleri kelepçelenmiş şekilde bir araca bindirilip kara yoluyla Türkiye’ye getirildiği belirtildi. Hakkında bu sürece dayanak oluşturacak bilinen bir kırmızı bülten veya resmî iade talebinin bulunmadığı, Suriye’de sonuçlandırılmış bir yargılama olmadığı ve hangi hukuki usul kapsamında getirildiğinin bilinmediği vurgulandı.

MİT’e Ait Olduğu Düşünülen Binada Tutulma İddiası

Polad’ın anlatımına göre Türkiye’ye getirildikten sonra Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT)’e ait olduğunu düşündüğü bir binaya götürüldüğü, ailesine ve avukatına haber verilmesini istemesine karşın taleplerinin karşılanmadığı, avukat talebi üzerine tehdit içeren ifadeler kullanıldığı kaydedildi. 8 Eylül gecesi sağlık kontrolü amacıyla götürüldüğü yerde kan tahlili yapıldığı ve uyuz teşhisi konulduğu, Suriye’deki açlık grevleri nedeniyle sağlığının ciddi şekilde bozulduğunun söylendiği ifade edildi. Yaklaşık iki gün boyunca süngerli bir odada elleri kelepçeli, gözleri bağlı ve başına çuval geçirilmiş şekilde tutulduğunu, 9 Eylül’de kalabalık bir grup tarafından sorgulandığını ve Türkiye’de olduğundan kimsenin haberdar olmadığı, öldürülmesi durumunda cenazesinin Suriye’de aranacağı yönünde tehdit edildiğini beyan ettiği belirtildi.

Resmi gözaltı sürecine ilişkin bölümde, 10 Eylül 2026’da kelepçeli, gözleri bağlı ve başında çuval bulunduğu halde Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldüğü, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne teslim edildiği sırada gözlerinin açıldığı, ardından İstanbul TEM’den gelen ekibe teslim edilerek İstanbul’a götürüldüğü aktarıldı. İstanbul’da rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırıldığı, çok sayıda serum ve mineral takviyesi uygulandığı, hastaneden döndükten sonra kendi tercih ettiği avukatlar yerine tanımadığı bir avukatın hazır bulunduğu ifade işleminin yapıldığı ve susma hakkını kullandığı kaydedildi. İfade işlemlerini yapan bir polis memurunun etkin pişmanlıktan yararlanması yönünde telkinde bulunduğu ve isim listesi hazırlamasını istediği, ardından İstanbul Adliyesine sevk edilerek tutuklandığı ve hapishaneye gönderildiği ifade edildi. Polad’ın Türkiye’ye getirildiği 8 Eylül’den Metris 1 No’lu T Tipi Hapishanesine girişine kadar talep ettiği avukatlarla görüştürülmediği, ailesine zamanında bilgi verilmediği, ailesiyle ancak hapishaneye giriş sırasında polis aracının içerisinde birkaç dakikalık görüşme yapabildiği vurgulandı.

Tam Teşekküllü Hastanede Tedavi Talebi

Dilekçede, Polad’ın sağlık durumunun başvurunun en acil boyutunu oluşturduğu vurgulandı. Polad’ın Rakka’da gözaltına alınması sırasında sol kalçasından vurulduğu ve kurşunun halen vücudunda bulunduğu, sağ diz altında ve sağ el ile kolunda şarapnel parçaları bulunduğu, baş bölgesine yönelik ağır darbeler nedeniyle şiddetli baş ağrıları yaşadığı, boyun, bel, böbrek ve bağırsak bölgelerinde ağrılarının sürdüğü, nefes almakta zorlandığı, uyuz hastalığının devam ettiği ve Türkiye’ye getirildiği sırada yaklaşık 50 kilogram olduğu, yaklaşık 12 kilogram kaybettiği aktarıldı. Suriye’de aylarca ağır koşullarda tutulduğu, ciddi kilo kaybı yaşadığı, ateşli silah ve şarapnel yaralarının bulunduğu, uzun süreli açlık grevleri gerçekleştirdiği ve işkence ile kötü muamele gördüğünü beyan ettiği bildirilen Polad’ın tam teşekküllü bir hastanede ayrıntılı tetkiklerinin yapılması ve tedavisinin gecikmeksizin başlatılması gerektiği kaydedildi.

Başvuruda, Anayasa’nın 17’nci maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesi uyarınca işkence ve kötü muamele yasağının mutlak olduğu hatırlatılarak, Polad’ın Türkiye’ye getirildiği andan resmî gözaltı sürecinin başlamasına kadar geçen dönemde maruz kaldığı muamelenin etkili biçimde incelenmesi talep edildi. Suriye’den Türkiye’ye getirilen, aralarında Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmayan kişilerin de bulunduğu benzer vakaların kamuoyuna yansıdığına dikkat çekilerek, bu tür teslim işlemlerinin hangi hukuki çerçevede yürütüldüğünün daha geniş biçimde ele alınması gerektiği vurgulandı.

Komisyondan Talepler

Başvuruda, 3686 sayılı Kanun uyarınca Komisyonun inceleme, bilgi isteme ve gerekli görmesi halinde ilgili mercilere bildirim yetkisine dikkat çekilerek şu talepler sıralandı:

  • Komisyon veya Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu tarafından Ahmet Polad’ın tutulduğu Silivri Hapishanesi’ne ivedilikle yerinde inceleme yapılarak kurum idaresinin bulunmadığı bir ortamda doğrudan görüşülmesi.
  • 8 Eylül 2026’da Suriye’den Türkiye’ye getirildiği andan resmî gözaltı işlemlerinin başladığı ana kadar geçen sürecin tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması amacıyla hangi hukuki işlem kapsamında getirildiği, kimler tarafından teslim alındığı, nerede ve hangi hukuki statüde tutulduğu ile bu süreçteki işlemlere ilişkin tüm bilgi, belge ve kayıtların başta Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumlardan istenmesi.
  • Mevcut sağlık durumu gözetilerek tam teşekküllü bir hastanede ilgili uzmanlık alanlarını kapsayan ayrıntılı muayene ve tetkiklerinin yapılması, tedavisinin gecikmeksizin başlatılması ve işkence ile kötü muamele beyanlarının İstanbul Protokolü standartlarına uygun biçimde adli-tıbbi olarak belgelenmesi için girişimde bulunulması.
  • Suriye’den Türkiye’ye getirilen diğer kişiler bakımından hangi hukuki ve idari usulün uygulandığının, resmî gözaltı işlemleri başlamadan önce hangi hukuki statüde ve hangi kurumların fiilî denetimi altında tutulduklarının ilgili kurumlardan sorularak incelenmesi.
  • İnceleme sonucunda kişi özgürlüğü ve güvenliği, işkence ve kötü muamele yasağı, avukata ve yakınlarına erişim ile sağlık hakkı bakımından ihlal tespit edilmesi halinde, sorumlular hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin yürütülmesi amacıyla Komisyon raporunun 3686 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi uyarınca ilgili mercilere bildirilmesi.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.