Êzidî Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ), Şengal’de “Adalet ve özgürlük için sen de ferman esirlerinin sesi ol” şiarıyla bir çalıştay düzenledi. Xanesor ve Sinûnê arasındaki Birlikte Yaşam Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştaya, kurtarılan Êzidî kadınların yanı sıra TAJÊ üye ve yöneticileri ile Şengal’deki kadın kurumlarının temsilcileri katıldı. Çalıştayda, 2014’te gerçekleşen Êzidî Soykırımı sırasında esir alınanların özgürleştirilmesi mücadelesinin güçlendirilmesi ve desteklenmesi çağrısı yapıldı. Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Sözcüsü Ruksen Mihemed de çalıştaya gönderdiği mesajında, esir Êzidî kadınların kurtarılmasını YPJ için insani ve ahlaki bir görev olarak nitelendirdi.
TAJÊ öncülüğünde gerçekleşen çalıştay, yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşuyla başladı. Açılış konuşmasını yapan TAJÊ Sözcüsü Rîhan Hesen, Êzidî esirler meselesinin uzun yıllardır çözülmediğine dikkat çekti.
Rîhan Hesen, yaşanan soykırımda katledilenleri anarak, esirlerin durumunun 12 yıldır çözüm beklediğini belirtti. Hesen, “Düşman, Êzidîleri kadınlar aracılığıyla yok etmeyi hedefledi. Ancak kadınların direnişi sayesinde bu fermanlar boşa çıkarıldı” ifadelerini kullandı.
DAİŞ’in elinde bulunan esirlerin Êzidî toplumu için stratejik bir önem taşıdığını vurgulayan Rîhan Hesen, “Esirlerimizin özgür bırakılmasını ve unutulmamalarını sağlamak istiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi, tüm Êzidî kadınları için çalışmaya devam edeceğiz, çünkü biz tüm Êzidî kadınlarının kimliğiyiz” dedi.
Hesen, esirlerin kurtarılması için herkesin sorumluluk alması gerektiğinin altını çizerek, “Özgürlüğümüz esirlerimizin özgürlüğüne bağlıdır” ifadelerini kullandı.
Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) komutanlarından Viyan Hebabî, Êzidî toplumunun elde ettiği kazanımlarda yaşamını yitirenlerin önemine değindi. Hebabî, “Birçok sorunumuzu bugün tartışabiliyorsak, bu, kaybettiğimiz değerler sayesindedir. Düşman, özellikle kadınlara bilinçli bir şekilde saldırdı. Tarih boyunca Êzidî kadınlar, savaşlarda her zaman ilk kurbanlar olmuştur. Annelerimiz ve kadınlarımız toplumumuzun temelidir; düşman, kadınlar üzerinden toplumumuzu yok etmek istedi” diye konuştu.
Ardından, TAJÊ Diplomasi Sözcüsü Rîhan Haco, Êzidî Kadınlar Meclisi Çatı Örgütü’nün (SMJÊ) mesajını okudu. Mesajda, kadınların direnişine dikkat çekildi.
Şengal Jineoloji Akademisi üyesi Cîhan Celo ise “Ferman’ın toplumsal kimlik ve varlık üzerindeki psikolojik etkisi” başlıklı bir seminer sundu. Celo, soykırımın sadece bireylerin fiziksel olarak yok edilmesi olmadığını, Êzidî toplumunun tarihsel hafızasını ve yaşam felsefesini de hedef aldığını vurguladı.
Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Sözcüsü Ruksen Mihemed, çalıştaya bir mesaj gönderdi. Mihemed, mesajının başında direniş mücadelesinde yer alan tüm kadınları selamlayarak, kadınların kendi rolleri, misyonları ve davaları için harekete geçmesinin tarihi ve önemli bir adım olduğunu dile getirdi.
Ruksen Mihemed, esir Êzidî kadınların kurtarılması mücadelesinin kesintisiz devam etmesi gerektiğini vurguladı. Mihemed, “Esir Êzidî kadınların kurtarılması, YPJ için sadece siyasi değil, aynı zamanda insani ve ahlaki bir görevdir. Onların bulunması ve özgürleştirilmesi için mücadele sürmelidir” diye ekledi.
Êzidî kadınların örgütlenerek kendi savunma güçlerini kurmasının, büyük mücadelelerin ve direnişlerin bir sonucu olduğunu belirten Mihemed, “Bu süreç, kadınların örgütlü olduğunda kendi iradesiyle karar alma ve varlıklarını koruma gücüne sahip olabileceğini gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.
Kadınların örgütlenmesinin ve birliğinin önemine işaret eden Ruksen Mihemed, kadın davasının evrensel niteliğini vurgulayarak şunları söyledi: “Kadın davası, parçalanamayacak evrensel bir davadır; hiçbir sınır veya sistem onu bölemez. Bu nedenle, Êzidî kadınlarının davası tüm kadınları ve toplumu ilgilendirmektedir. Onların kurtarılması, kadınların ortak mücadelesi kapsamında değerlendirilmelidir.”
Akıbeti hala belirsiz olan çok sayıda Êzidî kadın bulunduğunu anımsatan Ruksen Mihemed, YPJ’nin bu konuyu sürekli bir görev olarak gördüğünü ifade etti. Tüm YPJ mensuplarını bu mücadeleye katılmaya ve harekete geçmeye çağıran Mihemed, DAİŞ tarafından esir alınan kadınların asla unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Esir kadınların kurtarılması için mücadele etmenin kadınların temel görevlerinden biri olduğunu söyleyen Ruksen Mihemed, “Akıbeti bilinmeyen kadınları ve DAİŞ çetelerinin eline düşen tüm kadınları kurtaracağız” dedi.
YPJ’nin uzun yıllara yayılan mücadelesinde sadece Rojava’daki değil, Suriye ve bölgedeki tüm kadınların hakları için çalıştığını ifade eden Ruksen Mihemed, YPJ’nin birçok Êzidî kadının kurtarılmasında kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Mihemed, “YPJ, her savaş alanında kendi iradesi, varlığı ve kararlılığıyla kazanımlar elde etti. Bu doğrultuda, birçok Êzidî kadının kurtarılmasında önemli bir rol oynayan YPJ’nin bu görevi bugün de sürmelidir” diye ekledi.
Kadınların gücünün sadece kendini savunmakla sınırlı olmadığını belirten Ruksen Mihemed, kadınların kendi ruhu, varlığı ve örgütlülüğüyle hareket ettiğinde kendi toplumunun ve tarihinin öznesi haline gelebileceğini söyledi. Mihemed, “Kadın örgütlendiğinde, davasına inandığında ve kendi iradesiyle karar verdiğinde çok büyük değişim ve dönüşümler yaratabilir. Ne kadar saldırı ve egemen zihniyet olursa olsun, kadın bugün sahip olduğu bilgi, deneyim ve büyük özgüvenle, iradesinin kolayca kırılamayacağı veya yerine başkasının karar veremeyeceği bir noktaya ulaşmıştır” değerlendirmesinde bulundu.
Kadınların mücadelesiyle 21’inci yüzyılın, kadınların ve kadın özgürlüğünün yüzyılı olacağını ifade eden Ruksen Mihemed, mesajını şu sözlerle noktaladı: “Yaşamın her alanında ve dünyanın her yerinde kadınlar, örgütlenerek, davalarına inanarak ve kendi iradeleriyle mücadelelerini sürdürmelidir. YPJ, uzun yıllara dayanan mücadele sürecinde edindiği deneyimlerle kadınların ve toplumun savunmasını sürdürmeye devam edecektir.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.