enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,6024
EURO
55,7396
ALTIN
6.584,32
BIST
11.696,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
20°C
İstanbul
20°C
Açık
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
19°C
Pazar Çok Bulutlu
20°C

Karaburun’da Özel Koruma Bölgesine Otel Projesi: Meslek Odaları Ekolojik Yıkıma Karşı Hukuki Süreci Takip Ediyor

Karaburun’da Özel Koruma Bölgesine Otel Projesi: Meslek Odaları Ekolojik Yıkıma Karşı Hukuki Süreci Takip Ediyor
21 Ekim 2026 15:40
A+
A-

İzmir’in Karaburun ilçesinde, “Özel Koruma Bölgesi” içerisinde yapımı planlanan 240 odalı otel projesi çevreci kaygıları artırıyor. Projeye ilişkin devam eden hukuki süreç ve Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvurusunun başlatılması, meslek örgütlerinin yaşanacak olası tahribata dikkat çekmesine neden oldu.

Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası İzmir Şubeleri, Karaburun’un Mordoğan Mahallesi’nde bulunan “Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi”nde planlanan 240 odalı turizm tesisine yönelik yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, projenin imar planlarının iptali istemiyle açılan davanın devam ettiği ve ÇED başvurusunun bu hassas ekolojik bölge için ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. Meslek örgütleri, projenin kıyı ve dere ekosistemlerinde geri dönülemez tahribatlara yol açabileceği uyarısında bulundu.

Alanın korunması gereken hassas bir ekolojik bölge olduğuna dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’deki koruma ve planlama mevzuatının, kurumların uygulamalarıyla “delindiği” belirtildi. Bakanlığın bir onayıyla, söz konusu proje alanına ilişkin daha önce belirlenen “Hassas B Zonu” kararının “Tampon Zon” olarak değiştirilerek yapılaşmanın önünün açıldığı ifade edildi. Bu değişikliğin, bölgenin biyolojik çeşitlilik araştırma raporundaki hassasiyetleri göz ardı ettiği kaydedildi.

Sorumluluk Kararların Altında İmzası Olanlara Ait Olacak

Bakanlığın ÇED süreçlerini bir “prosedür” haline getirdiği eleştirisine yer verilen açıklamada, ekolojik açıdan bu denli kritik bir alanda Proje Tanıtım Dosyası ile yetinilmemesi, kapsamlı bir ÇED sürecinin işletilmesi gerektiği vurgulandı. Meslek odaları, kentlerin ve doğal alanların korunması, bilimsel kararlar ışığında yönetilmesi için mücadelelerini sürdürdüklerini belirtti. Ancak mevcut durumun, alınan planlama kararlarının ötesinde bir mücadele gerektirdiğinin altı çizildi. Açıklamada, doğayı sömürülmesi gereken bir “meta” olarak gören anlayışa tepki gösterilerek, “Karaburun-Ildır Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi”nde ekolojik yıkım geri dönülemez bir noktaya ulaşmadan, bu yıkımın acilen durdurulması çağrısı yapıldı. Yetkili kurum ve kuruluşlar, sorumlu davranmaya ve “koruma” adı altında yürütülen talan projelerinden vazgeçmeye davet edildi.

Aksi takdirde, 240 odalı tesisin yol açacağı su ihtiyacıyla derinleşecek kuraklık, artacak trafik yükü, atık sulardan kaynaklanacak koku sorunları, tarım alanı ve zeytinlik kaybı ile kıyı ve dere ekosistemlerinde yaşanacak tahribatın “doğal afet” olarak açıklanamayacağı ifade edildi. Bu sorunların sorumluluğunun, kararların altında imzası bulunanlara ait olacağı kesin bir dille belirtildi.

Yaşanabilir Bir Kent ve Korunmuş Bir Doğa Mirası Çağrısı

Geleceğe bırakılacak en değerli mirasın, yaşanabilir bir kent ve korunmuş bir doğa olduğu vurgulanan açıklamada, “İzmir’i bilim, teknik ve kamu yararı doğrultusunda savunmak yalnızca meslek odalarının değil, geleceğe karşı sorumluluk duyan her yurttaşın görevidir” denildi. Tüm İzmir halkı, kent mücadelesine destek olmaya ve ortak sesi yükseltmeye çağrıldı. Açıklama, İzmir’in geleceğinin bütüncül planlama ilkeleri yerine sermaye gruplarının noktasal yatırım taleplerine göre şekillendirilmesine izin verilmeyeceği ve hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olunacağı kamuoyuna saygıyla duyurularak son buldu.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.