Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Parti Meclisi toplantısı sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede, “Toplumda görünür olmayan kesimleri ve ihtiyaçları özneleştireceğimiz dayanışmayı ve toplumsallaşmayı büyüterek güçleneceğimiz bir süreci hep birlikte inşa edeceğiz” denildi.
DBP, 18 Ekim’de Diyarbakır’da gerçekleştirdiği Parti Meclisi toplantısının sonuç bildirgesini duyurdu. “Kürt halkının çok boyutlu savaşlar karşısında birlik olması kritik bir öneme sahiptir” başlığını taşıyan bildirgede, toplantıda küresel ve bölgesel gelişmeler ile Ortadoğu ve bölgedeki siyasi gelişmelerin kapsamlı bir şekilde değerlendirildiği belirtildi. Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu demokratik toplum perspektifinin, Ortadoğu ve Türkiye’de çatışmaların sona erdirilmesi ve demokratik siyasetin güçlendirilmesi açısından önemli bir tarihsel zemin yarattığı ifade edildi.
Ortadoğu’nun ihtiyacının yeni savaşlar, yeni sınırlar ve yeni hegemonya ilişkileri olmadığı vurgulanan açıklamada, “Ortadoğu halklarının en büyük ihtiyacı örgütlülüğünü büyüten, kadın özgürlüğünü esas alan, ekolojik yaşamı savunan, demokratik siyaseti güçlendiren ve halkların ortak geleceğini inşa eden yeni bir toplumsal paradigmadır. Demokratik yerel örgütlenmeler ve halkların ortak iradesi, emperyal müdahalelerin ve otoriter rejimlerin karşısındaki en güçlü demokratik seçenektir. Bu nedenle bütün halkları, demokratik toplumun inşasında özne olmaya davet ediyor; özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz” denildi.
“Kürt halkının çok boyutlu savaşlar karşısında birlik olması kritik bir öneme sahiptir” denilen açıklamada devamla şunlara yer verildi: “Yüzyıllardır inkar ve imha politikaları ile karşı karşıya kalan Kürt halkının bugün gelinen aşamada barışın ve demokratik toplumun inşasının öznesi olması, verdiği emek, mücadele ve bedelle mümkün olmuştur. Bugün de sınır gözetmeden Kürt halkı ve dostları şüphesiz bu bedele layık olacak, emeği ve mücadeleyi büyütecektir.”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu tarihsel inisiyatif, kararlı duruş ve yaptığı çağrılar sayesinde bugüne kadar ilerlediği belirtildi. Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın hala özgür çalışır koşullarının sağlanmaması ve yasal statüsünün oluşturulmamasının tarihi bir eksiklik olduğu vurgulandı.
Sürecin, halkların tüm kesimlerinin kendi kimlikleri ile özgürce yaşayabileceği bir zemin sunduğu belirtilen açıklamada, Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından biri olan kimlik özgürlüğünün; adalet, eşitlik, kadın özgürlüğü, ekolojik tahribat ve yoksulluk gibi birbiriyle bağlantılı sorunların anahtarı niteliğinde olduğu kaydedildi. Bu sürecin Türkiye’yi yaşanabilir bir ülkeye dönüştürmek isteyen tüm kesimlerin sahiplenmesi ve büyütmesi gereken tarihi bir fırsat olduğu ifade edildi. Barışın toplumsallaşması ve sürecin geniş kapsamda sahiplenilmesinin hukuki ve yasal güvenceye alınmasının, beklenecek adımlar olmadığı aktarıldı. Açıklamada, “Bir toplumsal dönüşüm, temeline kadın özgürlüğü stratejisini alarak kalıcı olabilir. Barışı, şiddetsiz bir yaşam hakkı kültürü ile oluşturabiliriz. Barışın toplumsallaşması ve demokratik toplum inşası için de kadın öncülüğünün ve kadın özgürlük çizgisinin yaşamın bütün alanlarında belirleyici hale gelmesi amacıyla mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyoruz” denildi.
Barış ve Demokratik Toplum sürecinin, başlangıçta halkta büyük bir heyecan ve umut uyandırdığına dikkat çekilen açıklamada, süreç karşıtı akıl ve pratiklerin temel amacının toplumun süreçten beklentisini kesmek olduğu ifade edildi. Bildirgede, bu tarihi fırsata yapılabilecek en büyük kötülüğün süreci ‘bir silahsızlanma’ ya da ‘geçiş süreci’ gibi söylemlerle kaba bir çerçeveye hapsetmek olduğu belirtildi. Sürece yüklenen anlamın sadece çatışmasızlığa indirgenecek bir anlamın çok ötesinde olduğu vurgulanarak, bunun ulus devlet aklının ötekileştirdiği tüm kimliklerin eşit aktör olarak güç katabileceği bir demokratik birlik süreci olduğu kaydedildi. Süreci geçiş süreci olarak okumaya devam etmenin, sürecin inşa edeceği toplumsal dinamiği kaçırmak ve süreci geciktirmek anlamına geleceği aktarıldı.
Bölgede derinleştirilen özel savaş politikalarının gün geçtikçe ağırlık kazandığına işaret edilen açıklamada, toplumsal dokuyu parçalamak, halkın kolektif vicdanını ve aklını zedelemek, örgütlenmesini engellemek için toplumun kadın ve gençleri başta olmak üzere bir bütününü hedef aldığı belirtildi. Halkı kimliksiz, geleceksiz, umutsuz ve güvensiz kılmayı kendine misyon edinen bu saldırıların, her çatlaktan içeri sızmaya çalıştığı ifade edildi. Toplumun ahlaki ve politik değerlerini hedef alan bu saldırılar karşısında sessiz kalınmayacağı vurgulandı.
Savaş ve saldırılar gerçekliğine karşı mücadele hattının, toplumun tüm damarlarıyla örgütlü toplumun yeniden inşasını hedefleyen çok yönlü bir demokratik mücadele olduğu belirtildi. Gençliği yaşamın kurucu gücü, kadınları ise demokratik toplumun öncü ve kurucu öznesi olarak gördükleri ifade edildi. Gençlerin özgür düşünce, üretim, kültür, sanat, spor ve demokratik siyaset alanlarında örgütlenmesinin; kadınların ise yaşamın tüm alanlarında eşit, özgür ve belirleyici biçimde yer almasının demokratik toplum mücadelesinin vazgeçilmez koşulu olarak görüldüğü kaydedildi. Bildirgede, “Toplumda görünür olmayan kesimleri ve ihtiyaçları özneleştireceğimiz dayanışmayı ve toplumsallaşmayı büyüterek güçleneceğimiz bir süreci hep birlikte inşa edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.
Tüm bu değerlendirmeler kapsamında gelecek dönem planlaması yapıldığı belirtilerek; eğitim süreçlerinin derinleştirilmesi, kongrelerin tamamlanması, kongre yapılan yerlerde yönetimlerin eğitimlerinin planlanması, “barışın sözünü halkla kuruyoruz” şiarı ile başlatılan halk toplantılarının devam ettirilmesi ve yaygınlaştırılması hedeflendiği aktarıldı.
Parti Meclisi’nin, önlerinde duran tarihsel görev ve sorumluluğun bilincinde olarak; tüm örgütlü yapılarla sürecin ruhuna uygun bir sorumluluk ve inisiyatifle çalışmalarına daha güçlü şekilde katılacağını; demokratik siyaseti güçlendirmek, kadın ve gençlik örgütlülüğünü geliştirmek, Cumhuriyet’i demokratikleştirmek ve toplumun tüm kesimlerinin ortak mücadelesi haline getirmek için gerekli çalışmaları yapacağını vurguladığı ifade edildi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.