Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul Şubesi, Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası kapsamında Beyoğlu’nda bulunan Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) binasında bir panel düzenledi. Ekolojik yıkımın toplumsal cinsiyetle ilişkisinin ele alındığı etkinlikte, kadınların yaşam savunusu mücadelesindeki öncü rolü ve eril tahakküme karşı geliştirilecek feminist perspektifin önemi vurgulandı.
Panelde, Ekolojik yıkımın cinsiyeti: Kadınlar neden mücadelenin ön saflarında? başlıklı bir sunum yapan feminist araştırmacı Kübra Ayçiçek, kadınların doğayla kurduğu bağın sınıfsal, ırksal ve coğrafi açılardan farklılıklar gösterdiğine dikkat çekti. Ayçiçek, kadınların doğa savunmasında en önde olmasını feminist politik ekoloji penceresinden değerlendirerek, mülkiyet ilişkilerindeki tarihsel kırılmaya işaret etti.
Komünal yaşam dönemlerinde toprağın özelleştirilmediğini ve kadının yaşamın merkezinde olduğunu belirten Ayçiçek, kapitalist sistemle birlikte başlayan çitlenme ve özel mülkiyet süreçlerinin kadınları mülksüzleştirdiğini ifade etti. Ayçiçek, Türkiye’deki toprak sahipliği oranlarındaki eşitsizliğin bu politik mülksüzleştirmenin somut bir kanıtı olduğunu vurguladı.
Sosyolog Pınar Demircan ise Eril tahakküm ve nükleer güce karşı feminist pratiğin dönüştürücü müdahalesi sunumunda, dünyanın derin bir sıkışmışlık içinde olduğunu vurguladı. Ekoloji mücadelesinin kadın özgürlükçü bir kanalla nefes alabileceğini belirten Demircan, iklim krizi ve savaş gerçekliğinin neoliberal politikaların bir sonucu olduğunu dile getirdi.
İktidar ilişkilerini belirleyen erillik olgusuna dikkat çeken Demircan, bu yapının sadece erkeklerle sınırlı olmadığını, bir tahakküm biçimi olarak her alanda karşımıza çıktığını ifade etti. Nükleer karşıtı hareketlerden örnekler veren Demircan, kadın perspektifinin mevcut sömürü düzenini değiştirmek için gerçek bir şans olduğunu belirtti.
Panel, katılımcıların yoğun ilgisi ve soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.