Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, iş cinayetlerinin en fazla işçilerin örgütsüz olduğu alanlarda yaşandığını belirterek, bu ölümlerin önlenebilir olduğunu ve örgütlü mücadelenin şart olduğunu vurguladı. Karabulut’un açıklamaları, Türkiye ve Kürdistan’da farklı iş kollarında artarak devam eden iş cinayetlerinin gölgesinde geldi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) tarafından yayımlanan Ağustos ayı raporu, işyerlerindeki önlem eksikliklerini, ihmalleri ve denetim yetersizliğini gözler önüne serdi. İSİG’in 2026 yılının ilk sekiz ayına dair verilerine göre, en az bin 509 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Özellikle yaz aylarında (Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül) bu sayı 200’ün üzerine çıktı.
Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş) Genel Başkanı Özgür Karabulut, İSİG Meclisi’nin açıkladığı verilerin ‘karanlık bir tablo’ çizdiğini dile getirdi. İş cinayetlerinin büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu belirten Karabulut, yaşanan trajediyi şu sözlerle ifade etti: ‘İşçiler patronların insafına terk edilmiş durumda. İşçi, üretimdeki bir makine ya da ekipmandan farksız görülüyor, ona ölümden başka bir seçenek sunulmuyor. Ücretlerden çalışma koşullarına, yaşamdaki diğer sorunlara kadar işçinin neredeyse tüm yasal hakları gasp edilmiş durumda. Mevcut kanunlar ve yasalar sadece kağıt üzerinde kalmış. Bu tablo gerçekten büyük bir vahşet, adeta bir savaşın bilançosu gibi. İşçiler bir lokma ekmek uğruna ölmeye, patronların çıkarları için can vermeye devam ediyor.’
Karabulut, iş cinayetlerinin özellikle işçilerin örgütsüz olduğu iş kollarında yaygınlaştığını, bu sektörlerin başında ise inşaatın geldiğini belirtti. ‘Her gün 5-6 işçi, patronların daha fazla kar etme hırsı yüzünden, yüzde yüz önlenebilir nedenlerle yaşamını yitiriyor’ diyen Karabulut, ekledi: ‘Bazen iki metrelik bir halat, bazen bir baret, bazen de alınmayan çok basit bir önlem, işçileri ailelerinden, çocuklarından ve geleceklerinden mahrum bırakıyor. İnşaat alanları adeta cinayet mahali gibi; hiçbir önlem alınmıyor. Özellikle ekonomik krizin derinleştiği dönemlerde iş cinayetlerinin daha da arttığını gözlemliyoruz.’
İş sağlığı ve güvenliğinin çalışma koşulları arasında ilk ihlal edilen alan olduğuna dikkat çeken Karabulut, durumu şu sözlerle özetledi: ‘Birçok şantiyede temel işçi sağlığı ve iş kanunu yasaları uygulanmıyor. Bakanlığın ve devletin ilgili kurumlarının bu durumdan haberi var ancak patronlar cezasızlık zırhıyla korunuyor, sırtları sıvazlanıyor. Bu noktada, emek örgütleri olarak buna karşı yeterince güçlü bir ses çıkaramayışımız konusunda öz eleştirel bir pozisyondayız. Zira hesap soran, patronları önlem almaya zorlayan bir mücadeleyi yeterince yükseltemiyoruz. Adeta her ay bu karanlık tabloyu sadece bir rakam, bir sayı, istatistiksel bir veri gibi açıklamakla yetiniyoruz.’
Karabulut, iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yüzde 98’inin örgütsüz olduğunu belirterek, mücadele ve sendikalaşmanın bu sorunun çözümü için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Hukuksal boyutta iş cinayetlerinin önüne geçilmesi için atılması gereken adımlara değinen Karabulut, ‘Bir tane patronun ceza aldığını görmedik, duymadık. Örneğin 301 işçi katleden patron, bugün para cezasıyla aramızda dolaşıyor’ ifadelerini kullandı. Kanunların uygulanması ve denetimlerin artırılmasının cinayetlere kısmen engel olabileceğini vurgulayan Karabulut, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun harfiyen uygulanması gerektiğini belirtti. Ayrıca, bu yasanın dışında işverenlere ek yaptırımlar getirilmesi gerektiğini, iş cinayeti yaşanan firmalara karne sistemi uygulanarak faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini savundu. Karabulut, iş cinayetlerinde kurban giden işçilerin bu memleketin en yoksulu, en savunmasızı olduğunu hatırlatarak, patronların ‘kan parası’ adı altında ailelerin hukuki dava açmasını engellemesinin ve uzlaşma yoluyla davaların kapanmasının önüne geçilmesi çağrısında bulundu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.