enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,1797
EURO
55,1725
ALTIN
6.532,97
BIST
12.443,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
22°C
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
22°C
Cumartesi Açık
24°C

EHP’den Kürt Meselesi ve Çözüm Süreci Çağrısı: Ortak Mücadele Şart

EHP’den Kürt Meselesi ve Çözüm Süreci Çağrısı: Ortak Mücadele Şart
6 Ekim 2026 08:18
A+
A-

Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, kalıcı bir çözüm için sosyalistlerin, demokratik güçlerin ve Kürt siyasal hareketinin ortak mücadele yürütmesi gerektiğini vurguladı. Öztürk, Kürt meselesinin Türkiye’nin demokratikleşme sürecinden ayrı ele alınamayacağını belirterek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çıkarılan çerçeve yasanın bir an önce uygulanması çağrısında bulundu.

Öztürk, süreç kapsamında çıkarılan çerçeve yasayı bir başlangıç olarak nitelendirerek şunları söyledi:

“Artık bahanelere yer verilmemeli. Siyasal bir mücadele yürütülecekse yeni gerekçeler üretmeye veya gerilim yaratmaya gerek yok. Yasanın uygulanmasıyla birlikte Kürt siyasal hareketi içerisinden insanların Türkiye’ye gelebilmesi gerekiyor. İster cezaevinde, ister örgütsel çalışmalar içerisinde, ister yurt dışında olsunlar; insanların Türkiye’ye gelerek normal, olağan, siyasal, demokratik ve hukuki zeminde mücadele yürütebilmesi gerekiyor. Çerçeve yasanın herhangi bir maddesinin uygulanmasını başka bir koşula bağlayarak süreci erteleyici bir tutum alınmamalı. Sürecin tehlikeye girmesine veya bozulmasına fırsat vermeden hızlandırılması gerekiyor. Aksatılmamalı ve ileri tarihlere bırakılmamalı.”

Abdullah Öcalan’ın Konumu ve Süreçteki Rolü

Öztürk, Abdullah Öcalan’ın sürece başlangıçtaki rolüne dikkat çekerek, sürecin ilerleyebilmesi için gerekli koşulların sağlanması gerektiğini ifade etti. Konuşmasında, “Süreç Abdullah Öcalan ile başladıysa ve ilk yön tayin edici açıklamaları o yaptıysa, bundan sonraki aşamada da süreci ilerletebilmesi için gerekli koşulların sağlanması gerekir. Siyasal çalışmalara yön vermek ve koordinasyonu sağlamak amacıyla bir komisyon oluşturulacaksa Öcalan’ın da bu sürecin gereğini yerine getirebileceği bir konumda ve statüde olması yararlı olacaktır” dedi.

Kürt Halkının Talepleri ve Anayasal Haklar

Öztürk, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Kürtlerin anadil, eşit yurttaşlık ve siyasal hakları gibi taleplerinin karşılanması gerektiğini vurguladı. Bu taleplerin siyasal faaliyetlerin önündeki engellerin kaldırıldığı bir ortamda ele alınması gerektiğini belirten Öztürk, şunları kaydetti:

“Her halk gibi Kürt halkı da kendi dilini kullanmak ve bunu her düzeyde yapmak isteyebilir. Bir yurttaşın anayasaya bağlılığını tanımlamak için o yurttaşın Türk olduğunu söylemek zorunda değiliz. Böyle bir anayasal gereklilik yok. İnsan kendisini Türk, Kürt veya başka bir kimliğe ait olarak tanımlayabilir. Bu nedenle anayasal hak ve yükümlülükler çerçevesinde, anayasaya bağlı olan herkesin yurttaş olduğunu ifade etmek yeterlidir.”

AYM ve AİHM Kararlarına Uyum Vurgusu

Öztürk, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması gerektiğinin altını çizerek, siyasi tutsakların serbest bırakılması, yurt dışındaki kişilerin Türkiye’ye dönmesi ve görevlerinden uzaklaştırılan seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi gerektiğini ifade etti. Öztürk, bu konuların siyasi partilerin görüşü olmaktan öte, mahkeme kararları olarak ele alınması gerektiğini vurguladı:

“Hukuk devletinden söz ediyorsak mahkeme kararlarının uygulanması gerekir. Bunlar artık herkesin bildiği meseleler. Bir yerinden başlayarak hayata geçirilmesi gerekiyor. Barışa bir yerinden başlamak bizim için önemli. Başlamak kritik bir aşama. Süreç ilerledikçe sorunları daha kolay konuşabildiğimizi düşünüyorum.”

Kürt Meselesi ve Türkiye’nin Demokratikleşmesi

Kürt meselesinin demokratikleşmeden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Öztürk, Kürt halkının uzun süredir dile getirdiği taleplerin demokratik bir cumhuriyet, hak ve hukuk, söz hakkı, kurucu rolün tanınması ve kimliğin kabul edilmesi olduğunu hatırlattı. Öztürk, bu taleplerin tamamının Türkiye’nin demokratikleşmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak şunları ekledi:

“Kürt halkının taleplerinin demokratikleşme süreci içerisinde ele alınması, demokrasinin diğer alanlarında da ilerleme anlamına gelecektir. Van’daki bir müdahaleyi tartışırken, Türkiye’nin bütün illerinde ve yerel yönetimlerinde benzer müdahalelerin yapılamayacağını da tartışmış oluyoruz. Bu anlamıyla Kürt meselesini konuşmak, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesini bütün boyutlarıyla konuşmak anlamına geliyor.”

Abdullah Öcalan’ın Süreçteki İradesi ve Rolü

Öztürk, Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki önemine değinerek, onun rolünün bir olanak olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Kürt halkının Öcalan’ı baş müzakereci olarak kabul ettiğini belirten Öztürk, şunları söyledi:

“Sonuçta hareketin kurucusu konumunda ve meseleleri kapsamlı biçimde ele alıyor. Bu nedenle Öcalan’ın rolünü bir olanak olarak değerlendirmek gerekiyor. Kurulacak komisyonda Öcalan’ın rol üstlenebilmesi sürece katkı sunacaktır. Kürt halkı, Öcalan’ı baş müzakereci olarak kabul ediyor. Öcalan için ‘Benim irademdir’ denildi. Öcalan, bundan sonra eski tarzda bir parti ve organizasyon yapısıyla ilerlenmemesi, bunun değiştirilmesi ve siyasal mücadele yürütülmesi gerektiğini söylediğinde mevcut yapı buna itiraz etmedi. Kabul etti ve onu baş müzakereci olarak gördüğünü ifade etti. Bunu yalnızca Kürt siyasal hareketi ve sosyalistler söylemedi. Devlet Bahçeli de bunu parlamentoda ifade etti. Eğer parlamentoda söylenen sözlerin arkasında duruluyorsa bunun gereğinin yerine getirilmesi gerekiyor.”

Kalıcı Çözüm İçin Ortak Mücadele Gerekliliği

Öztürk, kalıcı bir çözüm için sosyalistler, demokratik güçler ve Kürt siyasal hareketinin ortak mücadele yürütmesi gerektiğini vurguladı. Kürt siyasal hareketinin sürece kapsayıcı yaklaşması ve farklı toplumsal kesimleri mücadeleye dahil etmesi gerektiğini belirten Öztürk, şunları ifade etti:

“Kürt siyasal hareketi çok önemli mücadeleler vermiş ve önemli sonuçlar elde etmiş bir hareket. Bu nedenle bu süreçte kapsayıcı bir tutum içerisinde olması, herkesi mücadeleye davet etmesi ve farklı toplumsal kesimleri siyasal olarak sürece dahil etmesi gerekiyor. Tek başımıza hareket etmek yerine ittifak ilişkileri içerisinde mücadele yürütmeliyiz. Halkları ve siyasal akımları bir araya getirmek gerekiyor. Önümüzde birçok başlık var. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, kayyım uygulamasının sona erdirilmesi, anadil hakları, örgütlenme özgürlüğü ve daha birçok konuda mücadele yürütülmesi gerekiyor.”

Parçalı Mücadelenin Yetersizliği ve Birlik Çağrısı

Öztürk, parçalı mücadelenin yeterli olmayacağını belirterek, Kürt siyasal hareketini demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin bir parçası olarak gördüklerini ve bu nedenle ittifaktan yana olduklarını ifade etti:

“Sadece bir araya gelmek yeterli değil. Türkiye’deki gündemi nasıl ilerleteceğimizi, demokrasi meselesini ve Kürt halkının mücadelesini kamuoyunun gündemine nasıl taşıyacağımızı tartışmalı ve bunun için somut çalışmalar yürütmeliyiz. Güçlü toplumsal sonuçlar için güçlü ittifaklar olmalıdır. Karşımızdaki güçlerin nasıl birbirlerine kenetlendiğini görüyoruz. Biz de muhalefet edeceksek, demokrasiyi, işçi sınıfının ve kadınların haklarını savunacaksak birlikte hareket etmeliyiz. Parçalı bir mücadele yeterli olmayacaktır. Bu nedenle Kürt siyasal hareketinin ve demokrasi hedefi etrafında bulunan bütün kesimlerin birlikteliğini savunuyoruz.”

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.