enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,1760
EURO
55,1829
ALTIN
6.534,11
BIST
12.443,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
21°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
22°C

Kürt Kadın Gazeteciler Günü: Gurbetelli Ersöz’ün Mirası, Kadın Gazetecilerin Cesaretimizdir Çağrısı

Kürt Kadın Gazeteciler Günü: Gurbetelli Ersöz’ün Mirası, Kadın Gazetecilerin Cesaretimizdir Çağrısı
6 Ekim 2026 08:36
A+
A-

7 Ekim Kürt Kadın Gazeteciler Günü kapsamında konuşan kadın gazeteciler, Gurbetelli Ersöz’ün tüm kadın gazetecilere bıraktığı mirasın cesaret olduğunu belirterek, Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’ne katılım çağrısında bulundu.

Özgür Basın geleneğinin öncü isimlerinden ve Türkiye’nin ilk kadın Genel Yayın Yönetmeni Gurbetelli Ersöz’ün yaşamını yitirdiği 7 Ekim tarihi, 2014 yılında Kürt Kadın Gazeteciler Günü olarak ilan edilmişti. 7 Ekim 1997 tarihinde yaşamını yitiren Gurbetelli Ersöz, ardında bıraktığı miras ile Kürt kadın gazetecilere yol gösterici oldu.

Gurbetelli Ersöz’ün duruşunu esas alan kadın gazeteciler, eril sisteme karşı mücadeleyi yükseltmeye devam ediyor. Uzun yıllar kadın haberciliği alanında çalışmalar yürüten gazeteciler Şehriban Aslan ve Beritan Canözer, Kürt kadın gazetecilerin yaşadığı zorlukları ve mücadelelerini değerlendirdi.

Gurbetelli Ersöz’ün Bıraktığı Miras

Kadın gazetecilerin 7 Ekim’i sadece Gurbetelli Ersöz’ün ölüm yıldönümü olarak değil, kadın bakış açısının topluma sirayet ettiği bir gün olarak ele aldıklarını belirten Şehriban Aslan, “Gurbetelli Ersöz’ün tüm kadın gazetecilere bıraktığı miras cesarettir. Çünkü bugün sahalara baktığımızda hem toplum tarafından hem de devlet tarafından ilk olarak hedef alınan kesim kadınlardır. Fakat bugün Türkiye’de ve Kurdistan’da yapılan gazeteciliğe baktığımızda gerçekten Gurbetelli’den devralınan bir miras olduğunu görebiliyoruz” diye konuştu.

Kadın gazetecilerin her haberde ön saflarda yer aldığını dile getiren Aslan, “Bu mücadele, kadının sözünü topluma duyuran, kadını üçüncü sayfa haberlerinden, magazin haberlerinden çıkaran bir yerde duruyor. Gurbetelli’ye baktığımızda Türkiye ve Kurdistan’da ilk kadın yayın yönetmeni olduğunu görüyoruz. Bu da kadınlara, özellikle Kürt kadın gazetecilere ne kadar büyük bir cesaret verdiğini ve 97’den bugüne hem devletin hem de toplumun tüm baskılarına rağmen mücadele edilerek ve direnerek bu günlere gelindiğini gösteriyor” dedi.

‘Cesaret Tüm Kadınlara Sirayet Etti’

Kadınların yaşamın her alanında yer alabilmeleri ve iktidara karşı hesap sorabilmelerinin temelinde kadın gazetecilerin yürüttüğü mücadelenin yattığının altını çizen Şehriban Aslan, “Kadın gazeteciler, kadınların uğradığı haksızlıkları, hukuksuzlukları, tacizleri, tecavüzleri, baskıları, katliamları, şiddeti, kendi sayfasında, kendi ajansında topluma duyurdu. Bu duyurulmanın sonucunda kadınların da aldığı bir cesaret oldu. Bunu bir kadın duyurabiliyorsa, bizler de alanlara çıkıp, hem cinsimize yapılan haksızlıklara, hukuksuzluklara ve baskılara hesap sorabiliriz mantığıyla sokaklara çıkıldı. Aslına baktığımızda, kadın gazetecilerin kadınlara ne kadar büyük bir cesaret verdiğini söyleyebiliriz. Kadın gazeteciler, Gurbetelli Ersözler’den, Ayfer Serçeler’den, Deniz Fıratlar’dan, Cihan Bilginler’den aldığı o büyük miras bugün alandaki mücadelede yer alan tüm kadınlara sirayet ettiğini söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Muhalif Basın da Devletin Hedefinde

Kadın gazeteciler başta olmak üzere, muhalif basında yer alan tüm gazetecilerin devletin hedefinde olduğunu vurgulayan Şehriban Aslan, baskılara rağmen ötekileştirilen, sesi duyulmayanların sesi olduklarını söyleyerek, “Cihan Bilgin ve Nazım şahsında Rojava’dan, Başur’dan, Rojava’dan, Bakur’dan, Türkiye’den örneklerini görebiliriz” diye belirtti.

Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’ne Çağrı

Örgütlü mücadelenin Özgür Basın özelinde kadın gazeteciler için önemine değinen Şehriban Aslan, Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’ne dair şu çağrıda bulundu: “Bugüne gelmenin en büyük temel taşlarından birinin örgütlülük olduğu, birbirimize sahip çıkmak olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü örgütlülük olduğu sürece katliamların, kapatılmanın, erişim engellerinin, gözaltı ve tutuklamaların önüne de geçebiliriz. Bunun en büyük gücü örgütlülükten geçer diyebiliriz. Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri, Kürt kadın gazetecilerinin var olan başarısının gözler önüne serilmesidir. Kürt kadın gazetecilerinin geçmişten gelen mirasının o günün sahaya yansımasıdır. Bizler Kürt kadın gazeteciler olarak törende olacağız. Başta gazeteciler olmak üzere tüm kesimleri o geceye davet ediyoruz.”

‘Bıraktığı Kimlik Bizde Hep Canlı Kaldı’

Gurbetelli Ersöz’ün ilk kadın Genel Yayın Yönetmeni olmasının yanı sıra, baskının büyük olduğu bir ortamda kadın olarak gerçeğin ve hakikatin takipçisi olduğunu belirten gazeteci Beritan Canözer, bu açıdan haberleri bir insanın daha ölmemesi, haksızlığa, emek sömürüsüne maruz kalmaması için yaptıklarını ve Gurbetelli Ersöz’ün hakikat çerçevesine layık olmaya çalıştıklarını söyledi.

Dünyanın ilk kadın haber ajansı olan JİNHA ile Gurbetelli Ersöz’ün mücadelesinin sürdürücüsü olmak istediklerini dile getiren Beritan Canözer, “Biz bu ajansa başladığımızda ilk öğrendiğimiz şey Gurbetelli’nin mirasıydı, mücadelesiydi. Gurbetelli gibi tüm basın şehitlerinin mücadelesini ve ne yapmak istediğini anlayarak, tanıyarak başladık. Elbette ki bunun çok büyük bir etkisi de oldu. Gurbetelli’yi tanıdıkça, bizlerde ona ve mücadelesine layık olma kaygısı daha da arttı. Kürtlere ve diğer ötekileştirilen her kesime karşı hak ihlalinin yaşandığı bir atmosferde bizler aslında çok büyük bir kalem taşıdığımızın farkındaydık. O ağırlığı hissederek çalıştık, JİNHA’da ise bunun sürdürücüsü olduk. Gurbetelli’nin bıraktığı kimlik bizde hep canlı kaldı ve her adımımızda, ısrarımızda Gurbetelli’nin ve yoldaşlarının ısrarını taşıdığımız bilinciyle pes etmedik ve en sonunda da JİNHA’nın ismini dünyaya duyurduk” diye belirtti.

Gurbetelli Ersöz’ün Mücadele Mirası

JİNHA ile birlikte Kürt kadınlarının mücadelesini, hakikatini duyurmaya çalıştıklarını sözlerine ekleyen Beritan Canözer, tüm bunları yaparken saldırılara maruz kaldıklarını ve ajansın Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldığını hatırlattı. Beritan Canözer, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çekerek verilen mücadeleyle bugünlere gelinebildiğini söyleyerek, “Eğer, Kürt halkı bu kadar direnmeseydi Abdullah Öcalan bu kadar ısrar etmeseydi, stratejik davranmasaydı, çabalamasaydı, mücadelesini sürdürmeseydi belki de bugün burada olamazdık. Daha büyük katliamlarla karşı karşıya olurduk. Ancak bugün Kürt sorununu, Kürt mücadelesini, Kürt kadın mücadelesini artık meclis kürsülerinde konuşabiliyoruz. Bu da Özgür Basın’ın, Gurbetelli’nin ‘Özgür Basın olsaydı, gerçekleri yazsaydı bu kadar insan ölmezdi’ sözünün mirasını devralmanın bir sonucudur” diye konuştu.

Kadın Yayıncılığının Yaşadığı Zorluklar

Kadın gazetecilere yönelik saldırılara dikkat çeken Beritan Canözer, kadın yayıncılığı noktasında önemli bir yol yürüyen JİNNEWS’in Gülistan Doku, Rojin Kabaiş gibi kadın katliamlarını, şiddeti, tecavüzü haberleştirirken tehdide maruz kaldığına, sitelerinin kapatıldığına, erişim engelli getirildiğine dikkat çekti.

Özgür Basın’da yıllardır bir kadın basın yayıncılığının oturduğunu belirten Beritan Canözer, “Ve bu Özgür Basın anlayışı, kadın yayıncılığı anlayışı büyük bir saldırıya uğruyor. Çünkü erkeklerin kadınların sesini duymaya, kadınların görünür olmasına tahammülü yok. Haliyle buna denk olarak da mücadele de bir o kadar büyüyor” şeklinde konuştu.

‘Layık Olmanın Telaşını Yaşıyoruz’

Kürt Kadın Gazeteciler Günü’nün kendileri için çok önemli bir anlam ifade ettiğini belirten Beritan Canözer, “Sadece 7 Ekim’de değil her gün yaptığımız her haberde, çektiğimiz her fotoğrafta, kayda aldığımız her görüntüde onlara layık olmanın telaşını yaşıyoruz. Gurbetelli’ye ve yoldaşlarına, Nujiyan’a, Deniz’e, Aysel’e ve daha nice arkadaşımıza layık olmanın hissiyle yapıyoruz. Kürt kadın gazeteciler olarak var olduğumuz sürece, dünyanın neresinde olursa olsun her zaman onların takipçisi olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

‘Gurbetelli’yi Tanıyalım’

Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’ne de dikkat çeken Beritan Canözer, “Çünkü bizler sadece onun bir parçasıyız, bir yolcusuyuz ama asıl hakikat onların kendisidir. Biz de o hakikati tanımadan bu yolu doğru bir şekilde yürüyemeyiz. Önce onları tanımalıyız. Mutlaka Gurbetelli ve yoldaşlarını tanısınlar, mutlaka Özgür Basın’ı tanısınlar. Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’nde, bu özel günde onların heyecanını ve sevincini paylaşalım” dedi.

Son olarak ödül alanları tebrik eden Beritan Canözer, “Kürt kadın gazeteciler olarak daha büyük işler başaracağımıza inanıyorum” diye belirtti.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.