AKP hükümetinin 2003 yılında başlattığı Sağlıkta Dönüşüm Programı, gelinen aşamada toplumsal bir kriz halini aldı. İktidarın bir başarı öyküsü olarak sunduğu sistemde, hastanelerdeki fiziksel kuyrukların yerini aylar sonrasına verilen sanal randevu kuyrukları alırken, sağlık hizmetleri tamamen piyasalaştı. Hekimler ve sağlık örgütleri, çözümün kamusal ve nitelikli bir birinci basamak sağlık sisteminde olduğunu vurguluyor.
2008 yılında yürürlüğe giren Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile toplumda yaratılan sosyal devlet algısı, bugün milyonlarca yurttaşın prim borçları nedeniyle sağlık hizmetine erişememesiyle sonuçlandı. Mevcut sistemde yurttaşlar hem yüksek primler ödüyor hem de muayene ve ilaç için ek katılım payları vermek zorunda bırakılıyor. Bu durum, sağlık hizmetini kamusal bir haktan ziyade paran kadar hizmet anlayışına dayalı ticari bir modele dönüştürdü.
Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ile hastane kuyruklarının bittiği iddiası, yerini sistem üzerinden randevu bulamama sorununa bıraktı. Sadece muayene değil, MR ve tomografi gibi görüntüleme hizmetleri için de hastalar aylar sonrasına gün alabiliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bu yoğunluk nedeniyle görüntüleme cihazlarının büyük bir kısmının özel sektöre devredildiği ve kamusal kaynakların taşeron firmalara aktarıldığı görülüyor.
Kamu-özel ortaklığıyla inşa edilen ve 25 yıllık kira garantileriyle şirketlere devredilen Şehir Hastaneleri, bütçe üzerinde büyük bir yük oluşturmaya devam ediyor. Sayıştay raporları, bu hastanelerin işletilmesinde usulsüzlükler yapıldığını ve şirketlere ödenen kira bedellerinin kamu kaynaklarını tükettiğini ortaya koyuyor. Öte yandan, 2024 yılı itibarıyla özel hastane sayısındaki artış, sistemin kamu sağlık tesislerini zayıflatarak özel sektörü teşvik ettiğini doğruluyor.
Performansa dayalı çalışma sistemi ve ağır çalışma koşulları, uzman hekimlerin kamudan istifasını hızlandırdı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) verilerine göre, son 13 yılda 21 bini aşkın uzman hekim kamudan ayrılırken, binlerce genç hekim de geleceklerini yurt dışında aramaya başladı. Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen, sağlıkta dönüşümün aslında sağlıkta ticarileşme olduğunu belirterek, asgari ücretle çalışan bir işçinin basit bir ameliyat için bile milyonlarca lira borçlandığı bir sürecin yaşandığını ifade etti.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, mevcut sistemin hastalandırma üzerine kurulu olduğunu vurguladı. Uzmanlara göre, sağlık krizinden çıkışın yolu, şirket odaklı Şehir Hastaneleri projesinden vazgeçilerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin esas alındığı ve birinci basamak sağlık sisteminin güçlendirildiği kamusal bir modelden geçiyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.