enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,5246
EURO
55,5981
ALTIN
6.647,53
BIST
12.070,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
14°C
İstanbul
14°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
19°C

İstanbul’daki Sel Felaketi: Yurttaşlar Mağdur, Uzmanlar ‘Depremin Provası’ Uyarısı Yaptı

İstanbul’daki Sel Felaketi: Yurttaşlar Mağdur, Uzmanlar ‘Depremin Provası’ Uyarısı Yaptı
16 Ekim 2026 09:56
A+
A-

İstanbul’da 14 Ekim akşamı başlayan şiddetli sağanak yağışlar, kenti felce uğrattı. Sel sularına kapılan biri kadın, biri çocuk olmak üzere 3 yurttaş yaşamını yitirdi. Yaşanan felaket sonrası, mağdur olan yurttaşlar zararlarının karşılanmasını talep ederken, TMMOB Şehir Plancıları Odası yaşananları ‘depremin provası’ olarak nitelendirerek, çözümün ‘doğaya saygılı kentsel gelişme’ olduğunu vurguladı. Sel nedeniyle İstanbul genelinde eğitime ara verildi, pek çok bölgede tahliye ve temizleme çalışmaları uzun saatler sürdü.

İstanbul Valiliği’nden yapılan açıklamaya göre, kent genelinde 808 konut, 280 işyeri ve 76 araç olmak üzere bin 277 su baskını yaşandı. Ayrıca 15 heyelan ve 47 mahsur kalma olayı rapor edildi. AFAD verileri ise 2 bin 518 ihbar alındığını gösteriyor.

Selin en ağır hissedildiği bölgelerden biri olan Ayazağa Mahallesi’nde, yurttaşlar ve esnaflar yaşadıklarını aktardı. Ayazağa Deresi’nin taşması sonucu mahalle ve Atatürk Meydanı’ndaki iş yerleri sular altında kaldı. Yurttaşlar, şiddetli yağışın ardından evlerinde ve iş yerlerinde mahsur kaldıklarını belirtti.

Mağdurların Gözünden Felaket

Özel bir işyerinde çalışan Fevzi Gürlek, çalışma arkadaşlarıyla birlikte depo alanında mahsur kaldıklarını anlattı. İş yerine yakın istinat duvarının çökmesiyle su baskınlarının başladığını belirten Gürlek, “Biz iş yerimizde dördüncü katta mahsur kaldık. Yardım için her yeri aradık, ancak kimse ulaşamadı. Su seviyesi boyumuzu aşıyordu, adeta bir felaket yaşanıyordu. Buradan yüzerek kurtulmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.

Kliniği kullanılamaz hale gelen veteriner hekim Neslihan Seçici ise, yeni taşınma aşamasında olduğunu belirterek, “Dün yaşananlar sonrası klinikteki hayvanları çok zor koşullarda kurtarabildik. Bütün eşyalarım zarar gördü, her iki kliniğimde de büyük hasar var” şeklinde konuştu.

Esnaf Tunç Ketleç de iş yerinde su seviyesinin bir metreye yaklaştığını, yaklaşık 10 işçinin içeride mahsur kaldığını aktardı. Ketleç, “Bir anda baskın gelince canlarını zor kurtardılar, adeta yüzerek kaçmak zorunda kaldılar. Dükkanımda ciddi hasar ve maddi zarar var. Yetkililerden destek bekliyoruz” dedi.

Yardım Çağrıları Yanıtsız Kaldı

İş yerinde mahsur kalan esnaf Kaan Cıvak (30), camları kırarak çıktıklarını ve “can pazarı” yaşandığını belirtti. Cıvak, “Hayvanlarımızı güçlükle kurtardık. Gece bire kadar buradaydık, arabalarda mahsur kalan insanları kurtarmaya çalıştık. Çocuklar arabalarda kaldı. Arama kurtarma ekiplerinden veya belediyeden kimse gelmedi. Defalarca kez itfaiyeyi, AFAD’ı aramamıza rağmen yanıt alamadık” ifadelerini kullandı.

Seli yaşayan Nusret Kanat, ölümlerin yanı sıra elektrik akımı nedeniyle bazı yurttaşların yaralandığını duyduğunu söyledi. Kanat, kurtarma ekiplerinin saat 23.00’te geldiğini ancak etkili bir çalışma yapamadığını aktardı.

Belediye ve İktidarın Yetersizliği Gündemde

Recep Çadırcıbaşı, yaşananların ihmal kaynaklı olduğunu vurgulayarak, belediyenin müdahalede yetersiz kaldığını belirtti. Çadırcıbaşı, “Yurttaşlar boylarına kadar sular içinde kaldı. Belediye çok geç, vali geldikten sonra geldi. Evler hala su dolu ve yurttaşlar belediye başkanına ciddi tepkiler gösteriyor. Yağış dindikten sonra dahi anında bir çözüm üretilemedi. Saatler öncesinden uyarılar yapılmasına rağmen, vatandaşa hizmet konusunda büyük bir yetersizlik yaşandı” dedi.

Kentsel Dönüşüm Politikaları Eleştirisi

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, yaşanan yağışın normal, ancak sonuçlarının anormal olduğunu ifade etti. Giritlioğlu, felaketin 1950’li yıllardan bu yana süregelen hatalı kentleşme politikalarının bir sonucu olduğunu belirterek, “Doğa üzerinde kontrolsüz müdahaleler yapıldı. İmar aflarıyla, su havzaları, orman ve tarım alanları üzerindeki yapılaşmalar göz ardı edildi” eleştirisinde bulundu.

Giritlioğlu, iktidarın hayata geçirdiği 3. Köprü, 3. Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu, Kanal İstanbul gibi büyük projelerin bölgenin ekolojik kırılganlığını artırdığına dikkat çekti. “Bu projeler toprağı yok etti, su havzalarını işgal etti ve doğal su yollarının güzergâhlarını değiştirdi” ifadeleriyle eleştirilerini sürdürdü.

“Sel, Depremin Provasıydı” Uyarısı

Giritlioğlu, yaşananlardan ders çıkarılmadığını ve bu sel felaketinin aslında “depremin de bir provası” olduğunu vurguladı. “Her afette aynı konuları konuşuyoruz. Afetle mücadeleyi sadece konutlarımızı yenilemek olarak görüyoruz, oysa kentlerimizi bir bütün olarak dayanıklı hale getirmeliyiz. Dere yataklarıyla oynuyor, altyapıyı yenilemiyoruz ve üzerine yoğun inşaat yükleri bindiriyoruz. Afet toplanma alanları göz ardı ediliyor, kamu arazileri sermayeye peşkeş çekiliyor. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo doğanın çığlığıdır. Doğa bize ‘artık benimle inatlaşmayın’ diyor. Tek çözüm, doğaya saygılı kentsel gelişmedir” ifadelerini kullandı.

Nüfus Planlaması ve Riskli Bölgelerin Tahliyesi Çağrısı

İstanbul’un acil nüfus planlamasına ihtiyacı olduğunu belirten Giritlioğlu, güncel projelerin ‘nüfusa yeni konut alanları açma’ hedefi güttüğünü, ancak kamu idarelerinin böyle bir yükümlülüğü olmadığını söyledi. Giritlioğlu, “Nüfusu doğru planlamak, gerekirse seyreltmek zorundayız. Yurttaşlara İstanbul dışında da yaşam alanları olabileceğini göstermeliyiz. Doğal risklerin kayıt altına alınması ve riskli bölgelerin acilen tahliye edilmesi büyük önem taşıyor. Esas olan bu konuda bir zihniyet dönüşümünün sağlanmasıdır” şeklinde konuştu.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.