Adana’nın Karataş ilçesinde çadırlarda yaşam mücadelesi veren mevsimlik tarım işçileri, 35 yıldır aynı bölgede bulunmalarına rağmen devlet bürokrasisi nezdinde yok sayılıyor. Herhangi bir resmi kayıtları bulunmayan bu yurttaşlar, en temel haklardan mahrum bırakılıyor.
Devlet baskıları yüzünden 1990 yılında memleketlerinden Adana’nın Karataş ilçesine bağlı Tuzla Mahallesi’ne (Karagöçer) göç etmek zorunda kalan aileler, yaşamlarını yıllardır çadırlarda sürdürüyor. Naylon çadırlarda yaşam mücadelesi veren aileler, altyapı yetersizliği, su ve elektrik kesintileri gibi temel sorunlarla karşı karşıya bırakılıyor. Adres kayıtlarının bulunmaması nedeniyle engelli aylığı ve sosyal yardımlardan da yararlanamayan aileler, temel haklara erişimde ciddi sorunlar yaşıyor.
35 yıldır aynı bölgede bulunmalarına rağmen devlet bürokrasisinde yok sayılan yurttaşlar, tren vagonlarından çadırlara uzanan göç hikayelerini ve yaşadıkları hak ihlallerini Mezopotamya Ajansı’na anlattı.
1992 yılından bu yana çadırda yaşamlarını sürdürdüklerini belirten Emin Aydın, “Tuzla, Kapıköy, Aydınlar ve Çavuşlu üzerinden en son Karagöçer’e geldik. Başımızı sokacak bir ev yapmak istiyoruz ancak bize arsa satmıyorlar, satın aldıklarımızın da tapusunu vermiyorlar” dedi.
Adres kaydı yapılmadığı için en temel haklardan mahrum kaldıklarını vurgulayan Aydın, “Zamanında 38 kişiye ikametgah verildi ancak sonrasında iptal ettiler. Zihinsel ve fiziksel engelli bir oğlum var ama adresimiz görünmediği için engelli maaşını bağlayamıyoruz. Adresimiz yok, büyük mağduriyet yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Ailesi 1992 yılında Şırnak’tan göç etmek zorunda kalan Gülçin Işık (26) ise Adana’da doğdu. Çadırlarda büyüyen çocuklar ile kadınların yaşadığı ağır koşullara dikkati çeken Gülçin Işık, “Yıllarca elektrik ve su olmadan yaşadık. Çocuklarımız okula giderken başlarını yıkayacak su bulamıyordu. Yaşamımızı büyük bir rezillik ve sefalet içinde geçirdik” diye belirtti.
Devletin yaşadıkları çadır alanını resmi adres olarak kabul etmediğini vurgulayan Gülçin Işık, resmi kayıt için yabancı kişilerin evlerinde kiracı olarak adres gösterildiklerini söyledi. Işık, “Çadırlarımıza adres verilmedi. İkametgahlarımızı Adana merkezde tanımadığımız insanların evlerinde kiracıymışız gibi gösteriyoruz. Burada yaşadığımız görünmüyor. Bize sürekli ‘burası sizin köyünüz değil, sığınmacısınız’ diyorlar. Devlet evlerimizi yapsın, köyümüzü ihya etsin; atalarımızın, dedelerimizin toprağına, kendi köyümüze geri dönmek istiyoruz” dedi.
2024 yılında bölgedeki çadırlara verilen numaraların, seçim sürecinde Karataş Kaymakamlığı ve Nüfus Müdürlüğü tarafından silindiğini dile getiren Gürgin Kara, daha önce çocukların ikametgah ve okul kayıt işlemlerinin bu adresler üzerinden yapıldığını belirtti.
Adres kayıtlarının silinmesiyle birlikte yüzlerce kişinin ikametgahsız kaldığını söyleyen Kara, işçilerin temel kamusal hizmetlerden yararlanabilmek için olağanüstü bir külfet altına girmek zorunda bırakıldığına dikkat çekti. Kara, şöyle devam etti: “Bugün bu çadırlarda yaşayan insanların çoğunun resmi ikametgahı yok. Çocuklarını okula kaydettirmek, yeşil kart çıkarmak ve kaymakamlıktan sosyal yardım alabilmek için çabalıyorlar. Hatta bazı yurttaşlar sırf numarataj ve ikametgah alabilmek, çocuklarını okula gönderebilmek ve sağlık, sosyal yardım haklarından yararlanabilmek için Adana merkezde ya da çevre bölgelerde hiç yaşamadıkları, içinde oturmadıkları evleri kiralamak ve kira ödemeye devam etmek zorunda kalıyorlar.”
Bölgedeki elektrik sorunu da devam ediyor. Çiftlik sahipleriyle anlaşılmadığında elektrik kablolarının söküldüğü ve yurttaşlara ‘başınızın çaresine bakın’ dendiği aktarılıyor. İmkanlarıyla yapılan evlere numarataj verilmezken, gerekçe olarak bölgenin tarım arazisi olması gösteriliyor. Karataş Belediyesi de, bölgedeki yurttaşlara yüksek miktarlarda para cezaları kesiyor. Yurttaşlar, yaşanan bu sorunlara bir çare bulunmasını talep ediyor.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.