Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeni Yol Partisi İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, sürecin sağlıklı ilerlemesi için güven ortamının oluşturulması gerektiğini vurguladı. Bilici, Kürtlerin demokratik taleplerinin ve Kürtçenin kamusal alandaki yerinin sağduyuyla ele alınması gerektiğini ifade etti.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan kanun teklifinin Meclis’te kabul edilmesini önemli bir aşama olarak değerlendiren Bilici, “Ben bunu sadece bir güvenlik meselesi olarak değil, aynı zamanda demokrasinin, hukukun ve toplumsal barışın güçlenmesi adına önemli bir fırsat olarak görüyorum. Bundan sonra yapılması gereken, bu iklimi kalıcı hale getirecek adımları kararlılıkla atmaktır” dedi. Siyasetin en önemli görevinin çocuklara huzurlu bir ülke bırakmak olduğunu kaydeden Bilici, Meclis’in doğru zamanda doğru bir irade ortaya koyduğunu belirtti.
Sürecin sağlıklı ilerlemesi için güven ortamının oluşturulması ve toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesi gerektiğini dile getiren Bilici, şeffaflık, diyalog ve hukuk ilkelerinin korunması çağrısında bulundu. Bilici, “Kürt vatandaşlarımızın yıllardır dile getirdiği demokratik beklentiler de soğukkanlılıkla konuşulmalıdır. Kürtçe, bu ülkenin kültürel zenginliklerinden biridir. İnsanların ana dilini öğrenmesi, yaşatması ve gelecek nesillere aktarması ayrışma değil, ortak yaşam kültürünü güçlendiren bir değerdir. Bu konuların istismar edilmeden, sağduyu ile ele alınması gerektiğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında kurulması öngörülen koordinasyon mekanizmasına değinen Bilici, bu yapının kurumlar arası uyum ve hızlı çözüm üretme noktasındaki önemine işaret etti. Koordinasyonun başarısının Meclis ile güçlü bir iş birliğine bağlı olduğunu vurgulayan Bilici, “Çünkü bu sürecin asli sahibi, millet iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Meclis’te oluşacak ortak akıl, koordinasyon kurulunun çalışmalarıyla desteklenmeli; şeffaflık, hesap verebilirlik ve toplumsal katılım esas alınmalıdır. Ayrıca sivil toplumun, akademinin, hukukçuların ve toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin sürece yansıtılması da büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin geleceğinin ve demokratikleşme adımlarının sivil bir anayasadan geçtiğini belirten Bilici, şunları kaydetti: “Sadece yasal düzenlemeleri değil, Türkiye’nin geleceğini konuşacağız. Ben artık Türkiye’nin, toplumun tamamını kucaklayan sivil ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum. Yeni anayasa hazırlanırken, herkes kendisini bu metnin içinde hissedebilmelidir. Temel hak ve özgürlükleri güçlendiren, hukukun üstünlüğünü esas alan ve ortak vatandaşlık bilincini pekiştiren bir anlayış hâkim olmalıdır. Bu çerçevede Kürt vatandaşlarımızın demokratik talepleri, Kürtçenin kamusal ve kültürel alandaki yeri de sağduyuyla konuşulmalıdır.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.