Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, yer kürenin doğal işleyişinin bir sonucu olan depremlerin; plansız kentleşme, yanlış yer seçimi, denetimsiz ve niteliksiz yapılaşma ile bilimsel mühendislik hizmetlerinin ihmal edilmesi nedeniyle büyük felaketlere dönüştüğü vurgulandı.
Coğrafyanın deprem gerçekliği dikkate alınarak kentlerin planlanmasından yeni yerleşim alanlarının belirlenmesine kadar tüm süreçlerde jeolojik-jeoteknik verilerin esas alınmasının hayati önem taşıdığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Kentsel dönüşüm politikaları rant ve sermaye odaklı bir anlayışla değil; deprem tehlikesi, zemin koşulları, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçlar temelinde yürütülmelidir. Kentleşme politikaları, insanların temel barınma hakkını esas alan, çevreye duyarlı ve kamu yararını gözeten bir anlayışla ele alınmalıdır.”
Afetler sonrasında yaşanan can ve mal kayıplarını yalnızca doğa olaylarının kaçınılmaz sonucu olarak görmenin kabul edilemez olduğu ifade edilen açıklamada, bilimsel bilgiye dayalı planlama ve etkin denetimlerle risklerin önemli ölçüde azaltılabileceğinin altı çizildi.
Güvenli yaşam hakkının herkes için temel bir hak olduğu ve afetlere hazırlığın kamusal bir zorunluluk teşkil ettiği belirtilen açıklamada, merkezi ve yerel yönetimlere çağrıda bulunuldu: “17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde, hem Marmara’da hem de 6 Şubat Maraş depremlerinde yaşamını yitiren yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Aynı acıların tekrar yaşanmaması için tüm yetkilileri bilimsel ve teknik gereklilikleri yerine getirmeye, gerekli önlemleri gecikmeksizin almaya davet ediyoruz.”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Bingöl İl Temsilcisi Mehmet Alban da depremin yıl dönümü vesilesiyle yaptığı açıklamada, deprem felaketlerinin yanlış yer seçimi, plansız kentleşme ve denetimsizlikten kaynaklanan toplumsal bir kırılma olduğunu belirtti. Yaraları sarmaya dayalı geleneksel anlayışın terk edilerek risk azaltımını önceleyen bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiğini ifade eden Alban, “Tüm yerleşim yerlerinde mikrobölgeleme çalışmaları derhal tamamlanmalı, mevcut yapı stoku risk önceliğine göre güvenli hâle getirilmelidir. Yapı ve zemin denetim sistemleri kamusal ve bağımsız bir anlayışla güçlendirilmelidir” dedi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.