İnsan hakları savunucusu ve Adli Tıp Uzmanı Şebnem Korur Fincancı, cezaevlerindeki hasta tutukluların durumu ve devam eden siyasi süreçlere dair önemli değerlendirmelerde bulundu. İnsan Hakları Derneği verilerine göre cezaevlerinde 335’i ağır olmak üzere toplam bin 412 hasta tutuklu bulunuyor. Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan süreçte hasta tutukluların serbest bırakılmasına dair beklentiler sürerken, yasal bir adımın atılmaması tepki çekiyor.
Yargının araçsallaştırılması nedeniyle hukuk sisteminde ciddi sorunlar yaşandığını belirten Şebnem Korur Fincancı, barışın sadece silahların susması anlamına gelmediğini vurguladı. Fincancı, Demokrasi barışın ilk ayaklarından biridir. Demokrasinin bileşenlerinden birisi de hukukun üstünlüğü ilkesidir. Ancak hukukun üstünlüğüyle işleyen bir Türkiye görmüyoruz dedi. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) hasta mahpuslar hakkında verdiği raporların infaz rejimi ve emniyet engeline takıldığını ifade eden Fincancı, Rehabilitasyon Cezaevlerinin ise çözüm olmadığını, aksine koşulları daha da ağırlaştırdığını belirtti.
Devletin hapishanelerdeki kişileri insan olarak görmediğini ve insan hakları rejiminden uzaklaştığını savunan Fincancı, kuyu tipi olarak adlandırılan yüksek güvenlikli hapishanelerin taşıdığı risklere dikkat çekti. Fincancı, Bu durum yalnız Türkiye’ye özgü değil, insan hakları rejiminden uzaklaşan bir dünya ile karşı karşıyayız. Hapishanelerdeki sindirme ve yalnızlaştırma uygulamaları, kasıtlı yapıldığı için işkence kapsamında değerlendirilmelidir ifadelerini kullandı. Ayrıca ATK’nin merkezi sisteme bağımlı kılınarak siyasallaştığını, bunun da hazırlanan bilimsel raporlara duyulan güveni sarstığını ekledi.
Barış ve demokratikleşme sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için toplumun baskıcı yasal düzenlemelerin kaldırılması yönünde mücadele etmesi gerektiğini belirten Fincancı, şunları söyledi: Silahların susması ve insanların ölmemesi çok kıymetli. Ama bundan sonrası toplumun ellerinde. İfade özgürlüğü ve farklılıklara saygı, barış için olmazsa olmazdır. Toplumun kendi haklarına sahip çıkmaya ihtiyacı var.
Geçmişte yaşanan hak ihlalleriyle yüzleşmenin devletin insafına bırakılamayacağını söyleyen Fincancı, gerçek bir yüzleşme için sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurguladı. Muhalefetin ortak bir hat kurması gerektiğini ifade eden Fincancı, Kürtler eşit yurttaşlık ve hukukun üstünlüğünü talep ediyor. Tüm muhalefet birlikte hareket etmek zorunda. Hepimiz birbirimizin acısını gören bir yerden bakmalıyız dedi. Müzakere süreçlerinde kadınların yer almasının barış olasılığını artırdığına da dikkat çeken Fincancı, toplumsal barışın inşasında sivil toplumun ve kadın örgütlerinin aktif rol alması gerektiğini sözlerine ekledi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.