ABD ve İran arasındaki sıcak çatışma ve peşinden gelen “abluka/ateşkes” süreci ikinci ayına girerken, uluslararası toplumun gözden kaçırdığı en büyük insani ve siyasi kriz İran’ın Kürt bölgelerinde (Rojhilat) yaşanıyor. Tahran yönetimi, dışarıdaki savaşı ve “milli güvenlik” halini bir kalkan olarak kullanarak, içerideki en organize muhalif güç olan Kürt halkına ve siyasi temsilcilerine yönelik eşi görülmemiş bir baskı dalgası başlattı.
Özgür Manşet olarak, savaşın ilk 60 gününde Rojhilat’ta ve sınır hattında yaşananları derledik.
Uluslararası medyanın dikkati Basra Körfezi’ndeki gemi ablukalarına ve Washington’dan gelen açıklamalara kilitlenmişken, İran rejimi savaşın başından bu yana ülkenin batısını ve kuzeybatısını fiili bir sıkıyönetim bölgesine çevirdi. Savaş hali, uzun süredir ekonomik ve siyasi hakları yok sayılan Kürtler için “çifte ateş” arasında kalmak anlamına geliyor.
İşte savaşın gölgesinde geçen iki ayın Kürtler açısından ağır bilançosu:
İran Devrim Muhafızları (Pasdaran), ABD tehdidini gerekçe göstererek sınır hattındaki ve Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki (IKB) Kürt muhalif partilerine yönelik saldırılarını sistematik hale getirdi. Tahran yönetimi, bu partilerin “savaş durumunda ABD ile işbirliği yapabileceği” paranoyasıyla önleyici darbe adı altında ağır bombardımanlar gerçekleştirdi.
Savaşın başlamasıyla birlikte Mahabad, Sine (Senendec), Kirmanşah, Bane ve Urmiye gibi Kürt nüfusunun yoğun olduğu kentlerde polis ve sivil giyimli istihbarat (Ettelaat) güçlerinin varlığı üç katına çıkarıldı.
ABD ablukasının vurduğu İran ekonomisi çökerken, bu çöküşün en ağır faturasını Kürt coğrafyasındaki yoksul halk ödüyor. İşsizliğin rekor seviyelerde olduğu Rojhilat’ta hayatta kalmak için sınır ticareti yapmak zorunda olan yük taşıyıcıları (Kolberler), savaş hali bahanesiyle doğrudan hedef alınıyor.
Bu ağır tabloya rağmen Kürt siyasi hareketi, kriz sürecinde stratejik bir denge kurmaya çalışıyor. Hem içerideki sivil direnişi canlı tutan hem de dış diplomaside sesini duyurmaya çalışan Kürt partileri ortak bir mesaj veriyor:
Özgür Manşet Analizi: Tarih boyunca bölgesel ve küresel savaşlar, otoriter rejimler için her zaman “iç temizlik” yapmak ve azınlıkları ezmek için bir fırsat olarak görülmüştür. ABD ve İran arasındaki kriz, Tahran için dışarıda bir varoluş mücadelesi gibi sunulsa da, içeride Kürt kimliğini ve muhalefetini silmek için bir sis perdesi işlevi görüyor.
Özgür Manşet / Özel Dosya