Türkiye’nin bölgesel ilişkilerde arabulucu olması ve pozitif bir tutum alması gerektiğini belirten PJAK Basın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn, Türkiye’deki çözüm tartışmalarını sabote etmek isteyen çevrelerin PJAK üzerinden manipülasyon yürüttüğünü vurguladı.
Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne yönelik tartışmaların olumlu etkileri sürerken, diğer taraftan da PJAK üzerinden yürütülen tartışmalar devam ediyor. PJAK Basın Sözcüsü Gelawêj Ewrîn, son dönemde yaşanan bu gelişmelere ve İran’daki mevcut duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
PJAK’ın silah bırakmasına yönelik tartışmalara değinen Ewrîn, İran’daki mevcut baskı ve şiddet ortamına dikkat çekti. Ewrîn, “Bizim Türkiye ile ve orada yürüyen süreçle doğrudan bir bağımız bulunmuyor. Türkiye’de çatışmaların durdurulması ve Kürtlerin haklarının yasal güvencelerle tartışılması önemli bir adımdır. Ancak aynı durumun İran ve Rojhilat için geçerli olduğunu söyleyemeyiz. Biz İran’da hala sıcak bir çatışma sürecinin içerisindeyiz. Halkımıza ve demokratik muhalefete yönelik günlük saldırıların sürdüğü bir ortamda silahsızlanmadan bahsetmek gerçekçi değildir” dedi.
PJAK’ın silah bırakmasına yönelik yürütülen tartışmaların arka planına değinen Ewrîn, bu söylemlerin İran rejiminin baskıcı politikalarını örtbas etme amacı taşıdığını ifade etti. Ewrîn, “İran’da sadece Kürtler değil, tüm muhalif kesimler ağır baskı altında. Türkiye’deki bazı çevreler Ortadoğu’da halkların haklarından ve demokrasiden bahsederken, İran rejiminin gerçekleştirdiği kitlesel idamlar ve hak ihlalleri karşısında sessiz kalıyor. Bu sessizlik rejimleri daha da pervasızlaştırıyor” diye konuştu.
Ewrîn, Türkiye’deki bazı kesimlerin Kürtlerin Rojhilat’ta bir statü elde etmesinden rahatsızlık duyduğunu belirterek şunları ekledi: “Türkiye gerçekten Kürt sorununun demokratik çözümünü istiyorsa, Kürtlerin diğer parçalardaki varlığını bir tehdit olarak görmemelidir. Biz bugüne kadar Türkiye sınırlarına yönelik herhangi bir tehdit oluşturmadık. Türkiye içindeki barış arayışlarını sabote etmek isteyen bazı çevreler, süreci baltalamak için bilinçli olarak PJAK kartını masaya sürüyor. Halklar arasındaki diyalog zeminini dinamitleyen bu rantçı zihniyet, bölgenin demokratikleşmesini engellemek istiyor.”
İran devletinin muhalif unsurları tamamen tasfiye etmeyi hedeflediğini belirten Ewrîn, “Demokratik entegrasyon ancak karşılıklı iradelerin tanınmasıyla mümkündür. İran’da şu an böyle bir zemin bulunmuyor. Rejim hiçbir siyasi yapının, farklı ulusun veya toplumsal kesimin varlığını kabul etmiyor. 2022 yılından bu yana binlerce insan cezaevlerinde ağır hak ihlalleriyle karşı karşıya. Kadın düşmanı yasalar ve askeri yönetim uygulamaları sürerken entegrasyondan bahsetmek mümkün değildir” vurgusunu yaptı.
İran’da temel önceliğin köklü bir demokratik değişim olduğunu söyleyen Ewrîn, “Zalim rejim değişmedikçe ya da demokratikleşmedikçe, gerçek anlamda bir siyasi gelişmeden bahsedemeyiz. Biz her zaman sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesinden yanayız. Rejim dış güçlerle görüşmeler yürütürken, kendi ülkesindeki halklarla ve muhaliflerle görüşmekten kaçınıyor. Bu yaklaşımın değişmesi şarttır” dedi.
Eyalet sisteminin yerel demokrasiyle güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ewrîn, “İran merkeziyetçi ve baskıcı bir sistem yerine yerel demokrasilere önem vermelidir. Eyaletlerin kendi kendilerini yönetebildiği demokratik bir model, ortak ve barışçıl bir geleceğin teminatıdır. Bu coğrafyanın tarihi özünde yerel yönetim ve çoğulculuk her zaman var olmuştur” şeklinde konuştu.
İmralı’daki tecrit koşullarına ve demokratik çözüm yollarına değinen Ewrîn, “Bizim de Abdullah Öcalan ile görüşme olanaklarımızın olması gerekir. Onun sunduğu çözüm perspektifleri tüm Ortadoğu için hayati öneme sahiptir. Bazı kesimler bu diyalog kanallarını bilinçli olarak tıkıyor. Abdullah Öcalan hiçbir zaman gerçekçi bir zemin oluşmadan demokratik direniş yöntemlerinden vazgeçilmesini savunmamıştır. İran’ın durumu Türkiye ve Suriye’den farklıdır. Silahlı mücadelenin sona ermesi, ancak rejim baskılarının durması ve Kürtlerin haklarının anayasal güvence altına alınmasıyla mümkündür” ifadelerini kullandı.
Demokratik modernite fikrinin önemini vurgulayan Ewrîn, “İran halkları bugün Abdullah Öcalan’ın ‘Jin, jiyan, azadî’ felsefesiyle ayağa kalkmış durumda. Bu fikirler sadece Kürtler için değil, tüm İran halkları ve özellikle kadınlar için bir kurtuluş rehberi haline gelmiştir. Abdullah Öcalan’ın temel amacı, Kürt halkının haklarını tüm parçalarda demokratik ve güvenceli bir sisteme kavuşturmaktır” dedi.
Türkiye’nin bölgesel barış için yapıcı adımlar atması gerektiğini belirten Ewrîn, “Türkiye komşuluk ilişkileri ve bölgesel dengeler açısından daha yapıcı bir rol oynayabilir. Kürtlerin kaderi birbirine bağlıdır; bir parçadaki olumlu veya olumsuz gelişme diğer parçaları da doğrudan etkiler. Türkiye’nin kendi içinde atacağı demokratik adımlar, tüm bölgedeki barış zeminini güçlendirecektir” diye kaydetti.
Gelecek döneme hazırlıklı olduklarını belirten PJAK Sözcüsü Gelawêj Ewrîn, sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki süreç İran için büyük değişimlere gebedir. Biz her alanda hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Temel gündemimiz, demokratik bir cumhuriyetin inşasıdır. ‘Jin, jiyan, azadî’ devrimi sadece bir döneme sığdırılamaz, bu toplumsal dönüşüm dalgası başarıya ulaşana kadar devam edecektir.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.