Yeterli, dengeli ve ulaşılabilir gıdaya erişimin bir lüks değil, yaşamsal bir hak olduğunu belirten emek örgütleri, artan gıda fiyatlarına karşı kooperatifçiliğin geliştirilmesi çağrısında bulundu. Dünya Gıda Günü dolayısıyla İzmir’de bir araya gelen Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi temsilcileri, ortak bir basın toplantısı düzenledi. Odalar adına açıklamayı Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ulaş Kırım okudu.
Ömer Ulaş Kırım, yeterli, dengeli ve ulaşılabilir gıdaya erişimin hayatta kalmanın temel koşulu olduğunu vurguladı. Kırım, yükselen gıda fiyatlarının, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve üretim maliyetlerindeki artışın, emekçileri sağlıklı beslenme ile diğer temel ihtiyaçlar arasında zorlu bir tercih yapmaya ittiğini ifade etti.
Bu koşullarda sağlıklı beslenme hakkının yalnızca kağıt üzerinde kaldığını dile getiren Kırım, gıda sorununun sadece ne kadar üretildiğiyle değil, aynı zamanda neyin, nasıl ve kim için üretildiğiyle ilgili olduğunu belirtti. Gıda zincirinin tohumdan gübreye, işlemeden dağıtıma kadar giderek daha fazla sermaye yoğunlaşmasının kontrolüne girmesinin, üreticinin bağımsızlığını ve tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimini kısıtladığına dikkat çekti. Açlık ve yoksulluğun kaçınılmaz bir kader olmadığını, aksine uygulanan ekonomi, tarım ve gelir politikalarının bir sonucu olduğunu vurgulayan Kırım, gıda hakkı ihlalinin en ağır sonuçlarından birinin çocuk beslenmesinde görüldüğünü söyledi. Yetersiz ve dengesiz beslenmenin çocukların fiziksel gelişimini, bilişsel becerilerini, okul başarısını ve geleceğini doğrudan etkilediğini belirten Kırım, bir çocuğun sağlıklı beslenebilmesinin ailesinin ekonomik koşullarına bağlı olmaması gerektiğini ifade etti. Kırım, okullarda tüm çocuklara en az bir öğün ücretsiz, yeterli, dengeli ve güvenli yemek ile temiz içilebilir su sağlanmasının bir yardım değil, kamunun temel sorumluluğu olduğunu ekledi.
Kırım, tarımsal üretim politikaları düzenlenirken kamu ihtiyaçlarının mutlaka gözetilmesi gerektiğinin altını çizdi. Artan tohum, gübre, mazot, enerji, sulama, yem ve işçilik maliyetlerinin üreticilerin üretimlerini sürdürmesini zorlaştırdığını, üreticinin emeğinin karşılığını alamazken tüketicinin de gıdayı yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kaldığını dile getirdi. Bu kısır döngünün kırılması için tarımsal üretimin sadece piyasa getirisi üzerinden değil, toplumun beslenme gereksinimleri ve kamusal yarar doğrultusunda ele alınması gerektiğini söyledi. Küçük üreticilerin ve aile işletmelerinin desteklenmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi, üreticinin gelir güvencesini sağlayan destekler ve kamusal alım mekanizmalarının etkinleştirilmesi çağrısında bulundu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.