Siirt’in Pervari ilçesi güzergahında bulunan ve toplu mezar alanı olarak bilinen Newala Qesaba’da (Kasaplar Deresi) geçmiş yıllarda çıkarılan insan kemiklerinin akıbeti belirsizliğini koruyor. Ailelerin cenazelerini teslim alma bekleyişi sürerken, toplu mezar alanının imara ve yol çalışmalarına açılması kamuoyunda tepkilere neden oluyor. 1915 Ermeni ve Keldani katliamlarında yaşamını yitirenlerin yanı sıra, 1980-1990 yılları arasındaki çatışmalarda hayatını kaybeden PKK’lilerin cenazelerinin de defnedildiği belirtilen bölge, toplumsal hafızadaki yerini koruyor.
Newala Qesaba ile ilgili ilk bulgular ve kazı çalışmaları 1989 yılına dayanıyor. O dönem başlatılan kazılarda 8 kişinin kemiklerine ulaşılmış ancak çalışmalar Siirt Valiliği tarafından durdurulmuştu. Sonrasında üzerine asfalt dökülerek imara açılan bölgede, son olarak Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle gerçekleştirilen kamulaştırma kararı doğrultusunda yeniden yol yapım çalışmalarına başlandı. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu Üyesi ve Adli Tıp Uzmanı Ümit Biçer, bölgedeki imar projelerine ve yüzleşme sürecine dair değerlendirmelerde bulundu.
Newala Qesaba’nın tarihsel arka planına dikkat çeken Biçer, bölgenin geçmişte katledilen Ermenilerin, Keldanilerin ve ardından 1980-90’lı yıllarda hayatını kaybedenlerin cenazelerinin gömüldüğü bir toplu mezar alanı olduğunu belirtti. İmarlı projelerin topluma olumsuz bir mesaj verdiğini ifade eden Biçer, “Eğer oradaki ölümlerle ilgili inceleme yapmıyorsanız, kimlik tespiti gerçekleştirmiyorsanız ve cenazeleri yakınlarına teslim etmiyorsanız topluma çok açık bir mesaj veriyorsunuz. Bu durum, adaletsizliği kalıcılaştıran ve cezasızlık kültürünü besleyen önemli bir veridir” dedi.
Mezarların, yakınlarını kaybeden aileler için taşıdığı anlama değinen Biçer, bu alanların korunmasının geçmiş ile gelecek arasında bir köprü olduğunu vurguladı. Biçer, “İnsanların mezarlarına ve kimliklerine ulaşmasının engellenmesi, geçmişimizle bağ kurmamızı zorlaştırıyor. 37 yıldır burada etkin bir araştırmanın yapılmaması adalet talebini yanıtsız bırakıyor” şeklinde konuştu.
Dünyanın pek çok yerinde geçmişteki hak ihlalleriyle yüzleşmek için mezarların açıldığını ve hakikatlerin ortaya çıkarıldığını hatırlatan Biçer, Newala Qesaba’nın da bir hafıza mekanına dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Biçer, “İnsanlar tüm belirsizliklere rağmen burayı bir bellek merkezi olarak görüyor. Bir daha benzer acıların yaşanmaması için Newala Qesaba’yı hafıza mekanı haline getirmeliyiz. İnsanların inançlarına göre vedalaşmalarını sağlamak toplumsal onarım için zorunludur” ifadelerini kullandı.
Demokratik bir toplum inşası ve barış süreci için geçmişteki ölümlerle ve hak ihlalleriyle yüzleşmenin hayati önem taşıdığını belirten Biçer, sözlerini şöyle tamamladı: “Barışı tesis etmek ve hakikati görünür kılmak için geçmişte yaşanan bu acılar karşısında ortak adımlar atmalıyız. Demokrasiyi ve barışı kalıcı kılmak istiyorsak, hakikatle nasıl yüzleşeceğimizi ve bu süreci nasıl onaracağımızı birlikte değerlendirmeliyiz. Yapılacak çok şey var, bu yüzden yüzleşmek için ortak bir irade geliştirmeliyiz.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.