Muş Kent Konseyi üyeleri, Jeotermal Enerji Santrali (JES) ve siyanürlü altın arama projelerinin bölgede ciddi bir ekolojik yıkıma yol açacağı uyarısında bulunarak, “Ekolojik kırıma karşı hep birlikte karşı duracağız” mesajı verdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 2 Temmuz 2025’te kabul edilen ve 9 Temmuz 2025’te Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “iklim kanununun” ardından, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında doğa, şirketlerin maden sahası haline geldi. Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte en az 40 ilde 104 maden arama ruhsatı verildi.
Maden şirketlerinin son hedefi ise Ağrı’nın Diyadin ilçesinde siyanürle altın madeni arama ve Muş’un Varto ile Bingöl’ün Karlıova ilçelerinde planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projeleri oldu. Diyadin ilçesinde siyanürlü altın arama faaliyeti yürüten Türk Altın (eski adıyla Koza Holding), yalnızca Diyadin’e değil, bir bütün olarak Kürdistan doğasına büyük bir tehlike yaratıyor. Maden sahası, Murat Nehri’nin doğduğu havzaya sadece 55 metre mesafede bulunuyor. Kullanılacak siyanürün Murat Nehri’ni doğduğu yerden zehirleyeceği belirtilirken, Varto ve Karlıova’da planlanan JES projesinde de kimyasalların Murat Nehri’ne karışması endişesi dile getiriliyor. Murat Nehri’ni çifte kuşatan bu maden ve enerji santrallerine yönelik tepkiler her geçen gün artıyor.
Muş Kent Konseyi üyeleri Taner Yiğit ve Işık Akman, kent ve çevresindeki ekolojik tahribata ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Muş’un gündeminde Varto’daki JES projesi ve Diyadin’deki altın madeninin olduğunu belirten Taner Yiğit, siyanürlü altın arama ve JES projesinin ekolojik yıkım yaratacak düzeydeki zararlı etkilerine karşı mücadele ettiklerini vurguladı. Yiğit, “Bunlarla ilgili ekokırım panelleri düzenlendi, çalıştaylar gerçekleştirildi. Ağrı Diyadin Mollakara köyündeki siyanürlü altın arama faaliyeti, doğal afetlerin zararlarından dahi daha üst bir olay. Yüz yıllarca oradaki siyanürün, doğaya ve özellikle Murat Nehri’ne karışmasından dolayı zararları çok yüksek düzeyde olacaktır. Murat Nehri’ne karışacak siyanür, doğrudan canlıları etkileyecek potansiyele sahiptir. Buna kesinlikle duyarlı davranıp, mücadele vererek karşı konulması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Doğaya yapılan müdahalelerin ciddi sonuçları olduğunu ifade eden Yiğit, Varto’daki JES projesinin doğaya müdahalenin somut bir örneği olduğunu dile getirdi. Kent konseyi olarak bölgedeki ekoloji mücadelesine duyarlılık gösterdiklerini kaydeden Taner Yiğit, “Kürdistan’da özellikle Varto ve Mollakara’daki ekolojik yıkım olarak nitelendirilecek çalışmalar var. Saha ziyaretlerimiz oldu ve hukuki süreçler başlattık. Tüm halkımızı ve uluslararası sivil toplum örgütlerini bu konulara duyarlı olmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.
Kent konseyi olarak Diyadin’deki maden çalışmasının durdurulması için hukuki süreç başlattıklarını vurgulayan Işık Akman, siyanürün zararlarına dikkat çekti. Murat Nehri’nin önemini hatırlatan Akman, “Siyanür, doğamızı talan etmekle kalmayıp canımızı da tehlikeye atıyor. Doğadaki tüm canlıları tehlikeye atan bir durumdur. Bu konuyu sürekli gündemde tutma çabasındayız. Bu tür çalışmaların yapılmasını özel savaş politikası olarak görüyorum. İnsanları mecburi göçe zorlayıp, asimile etmeye yönelik bir çalışma olarak değerlendiriyorum. Kimin ölüp kaldığı umurlarında değil. Soma faciasını yaşadık ama durulmadı. Erzincan’da da benzerlerini yaşadık. İnsanların canının kıymeti yok. Bu çalışmalara karşı hep birlikte karşı duracağız” dedi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.