Gözaltına alınan ve tutuklu yargılanan komedyen Deniz Göktaş’ın “cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “suç ve suçluyu övmek” iddialarıyla açılan davanın ilk duruşması İstanbul 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Göktaş’a hapis cezaları verilirken, tahliyesine de karar verildi.
Duruşmada savunma yapan Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” adlı gösterisinde geçen dört cümle nedeniyle yargılandığını belirterek, tek endişesinin yazan ve çizen insanlar üzerinde bir otosansür baskısı yaratmak olduğunu ifade etti. Göktaş, sözlerinin tahmin edilenden çok daha etkili olduğunu vurgulayarak, “Suçlandığım toplam 4 cümle var. Ben bu cümleleri Harbiye’de beş bin kişiye ondan önce de 197 kez Türkiye’nin her yerinde 100 binden fazla seyirciye söyledim. Hepsinde de kahkahadan ve alkıştan başka tek bir tepki almadım” dedi.
Cezaevindeyken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini ziyaret ettiğini hatırlatan Göktaş, bu görüşmenin polis zoruyla gerçekleştiğini ve kendi üzerinden reklam yapılmasını istemediğini söyledi. “Utangaç bir diktatör” tanımlamasının “cumhurbaşkanına hakaret” sayılmasına ilişkin ise Göktaş, bu ifadenin hakaret değil, siyasi bir niteleme olduğunu savundu. Türkiye’deki yasalarda bir değişiklik olmamasına rağmen, “yumuşak bulunabilecek bir politik mizahtan dolayı bir komedyenin hücrede hapis yattığını” dile getiren Göktaş, değişenin yasalar değil, “şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler” olduğunu belirtti. Göktaş, “Bugün Nasreddin Hoca yaşasa ve gösteri yapsa tamamen Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili olurdu. Erdoğan bu ülkedeki her şeyden sorumludur. Hakkında yapılan şakalara ve eleştirilere olgunlukla katlanmak zorundadır. Ben çıkınca eleştirilerimi aynı dille anlatmaya devam edeceğim. ‘Utangaç diktatör’ sözüyle ilgili suçlamadan beraatımı istiyorum” ifadelerini kullandı.
Göktaş, emekli polis Ali Şekeroğlu’nun intiharı ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soruşturması kapsamındaki istifa iddialarına da değinerek, “Otoriter olduğu için utangaç bir diktatör diyorum Recep Tayyip Erdoğan’a” şeklinde konuştu ve “Utangaç bir diktatörün hala geçerli şaka olduğunu düşünüyorum” dedi.
Hakkındaki şikayetlerin “organik” olmadığını, yapay bir CİMER kampanyasıyla karşı karşıya kaldığını savunan Göktaş, 185 CİMER şikayetinin savcılık tarafından ciddiye alınmasını eleştirdi. Göktaş, gelen şikayetlerden birini örnek vererek, “‘İdam cezası olan bir ülkede idam edilmesini talep ediyorum, teşekkürler.’ Benim bu kişiyi kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim iddia ediliyor. Bu kişide öyle bir kin var ki tüm Ortadoğu’ya yeter. Benim tahrik etmeme gerek yok. Adam idam inovasyonu öneriyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Duruşma esnasında mahkeme başkanının “Bir buçuk saattir konuşuyorsun, toparla artık” demesi üzerine Göktaş, “88 gündür hücredeyim, tabii ki konuşacağım” yanıtını verdi. Suçlamaları kabul etmeyen Göktaş, beraatını ve tahliyesini talep etti. Salondakiler Göktaş’ın savunmasını alkışlarla destekledi.
İddia makamının tüm suçlamalardan ceza verilmesi ve tahliye talebinin ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme, Göktaş hakkında “suçu ve suçluyu övme” suçundan beraat kararı verdi. Ancak “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasını “dini değerleri aşağılama” kapsamında değerlendirerek Göktaş’a 7 ay 15 gün, “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan ise 11 ay 20 gün hapis cezası verdi. Verilen cezaların yanı sıra Deniz Göktaş hakkında tahliye kararı alındı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.