İzmir’de düzenlenen İzmir İşçi Sağlığı Günleri sempozyumunda, Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında çalıştırılan Burak isimli bir çocuk işçinin gönderdiği mektup, çocuk işçiliğinin ve sömürünün ulaştığı boyutları gözler önüne serdi. Sempozyumun ikinci gününde okunan mektupta Burak, maruz kaldığı ağır çalışma koşullarını anlatarak, “Zaten devletin korumadığı çocuğu, işçiyi; patron neden gözetsin?” dedi.
Haftanın altı günü sabah 07.00’den akşam 20.30’a kadar çalıştığını belirten Burak, hiçbir teorik eğitim almadan doğrudan iş sahasına sürüldüğünü ve işten çıkarılma korkusuyla her söyleneni yapmak zorunda kaldığını ifade etti. Sanayide çalışmanın ağırlığına dikkat çeken Burak, yemek ve mola saatlerinin belirsiz olduğunu, olması gerekenden üç kat daha fazla çalıştırıldıklarını vurguladı.
Mektubunda koruyucu ekipman eksikliğine ve hijyen koşullarının yetersizliğine değinen MESEM’li Burak, şu ifadeleri kullandı: “Koruyucu ekipman yok, elimiz yüzümüz yağ kir içinde. Ağır ve uzun çalışınca birilerine selam verecek zamanımız da gücümüz de kalmıyor. Geçen sene 16’sı MESEM’li olmak üzere 94 çocuk işçi hayatını kaybetti. Çocukluğumuzu yaşayamadığımız, bilimsel eğitim alamadığımız ve göz göre göre öldürüldüğümüz bu düzenin değişmesinden başka çaremiz yok.”
Sempozyumda söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ, Türkiye’deki ekonomik adaletsizliğe dikkat çekerek, toplumun geniş kesimlerinin emeğinin dar bir zümre tarafından gasbedildiğini belirtti. Yaşanan sürecin sadece bir sınıf mücadelesi değil, aynı zamanda bir toplumsal öz savunma mücadelesi olduğunu ifade eden Bozdağ, işçilerin üretim süreçlerinden tüketim kararlarına kadar her aşamada söz sahibi olması gerektiğini vurguladı.
İş cinayetlerinin bir katliam boyutuna ulaştığını belirten Bozdağ, meslek hastalıklarının ise Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından gizlendiğini savundu. Bozdağ, demokratik bir toplum ve barış sürecinin işçi sınıfı, kimlikler ve tüm ezilenlerin mücadelesi için büyük imkanlar taşıdığını dile getirerek, “Bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekiyor. Demokratik toplum süreci hem Kürt özgürlük mücadelesine hem de sınıf mücadelesine büyük katkılar sunacaktır” dedi.
İki gün süren sempozyum, işçi sağlığı, iş güvenliği ve örgütlenme temalı sunumlar ve forum bölümünün ardından sona erdi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.