Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in de aralarında bulunduğu 59 kişinin gözaltına alınmasını kınayarak, bu durumu halkın iradesine açık bir ipotek olarak nitelendirdi.
Akdeniz ilçesindeki Özgür Çocuk Parkı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasında, “İrademe dokunma, kayyıma, siyasallaşmış hukuka hayır! Kayyım rejimi istemiyoruz” yazılı pankart dikkat çekti. Platform adına SES Mersin Şubesi üyesi Barış Keskinkılıç konuştu.
Keskinkılıç, gözaltıların basit bir adli işlem olarak görülemeyeceğini vurguladı. Bu durumun demokratik siyasetin, yerel yönetimlerin ve milyonlarca seçmenin iradesinin korunması noktasında ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirten Keskinkılıç, “Mersin halkının yüzde 60 oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanıdır. 31 Mart 2019 ve 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde sandıktan çıkan irade, Mersin halkının tercihidir. Bu iradenin, adli süreçler yürütülürken dahi demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde korunması gerekir” ifadelerini kullandı.
Keskinkılıç, Türkiye’de son yıllarda seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyım atanmasının yerel demokrasi ve seçmen iradesi açısından büyük tartışmalara neden olduğunu hatırlattı. Mersin’in de daha önce Akdeniz Belediyesi örneğinde benzer bir tartışmayı yaşadığını belirten Keskinkılıç, “Türkiye genelinde yerel yönetimler, ardı ardına düzenlenen şafak operasyonları, gözaltılar ve kayyım atamalarıyla eşi benzeri görülmemiş bir idari ve hukuki kuşatma altındadır. Demokrasinin, seçme ve seçilme hakkının en somut tecelligahı olan belediyelerimiz, yargı gücü araçsallaştırılarak işlevsiz hale getirilmek istenmektedir. Sandıktan çıkan halk iradesini kabullenemeyen siyasi iktidar, hukuku bir sopa gibi kullanarak muhalif belediyeleri dizayn etme çabasına girmiştir. Milyonlarca vatandaşın özgür iradesiyle seçtiği belediye başkanlarının, somut ve evrensel hukuk normlarına dayanan deliller olmaksızın asılsız iddialarla hedef alınması, sadece o başkanlara değil, onlara oy veren halkın iradesine de açık bir ipotektir” şeklinde konuştu.
Demokratik bir toplumun temel kuralının “seçimle gelen, seçimle gider” ilkesi olduğunu vurgulayan Keskinkılıç, “Oysa bugün yürütülen süreçler; hukukun üstünlüğünün değil, siyasi intikam hırsının birer tezahürüdür. Belediyelerimizi Ankara’dan atanan memurlarla yönetmeyi alışkanlık haline getiren bu “Kayyım Rejimi”, yerel demokrasiyi tamamen felç etmektedir. Halkın iradesini yok sayarak şehirleri ablukaya alan bu zihniyet, toplumsal barışı ve adalet duygusunu derinden zedelemektedir. Demokrasi kırıntılarını dahi ortadan kaldıran bu hukuk dışı uygulamalara karşı sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz. Adaletin olmadığı yerde huzur, halk iradesinin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Cübbelerini siyasi beklentilere göre ilikleyenlerin talimatıyla yürütülen bu operasyonlar, tarihin sayfalarına birer kara leke ve hukuk garabeti olarak geçecektir. Halkın iradesi ne operasyonlarla sindirilebilir ne de kayyım odalarında gasp edilebilir. Demokrasiye, sandığa ve halkın seçtiği başkanlara sonuna kadar sahip çıkacağız! Yerel yönetimlerin gasp edilen haklarını savunmak, bu ülkenin geleceğine inanan tüm yurttaşların ortak ve onurlu görevidir” diyerek sözlerini tamamladı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.