Ege Ağrı Kültür Federasyonu Derneği ve Bizot Dergisi tarafından İzmir’de düzenlenen “Helbesta Bindestan” (Ezilenlerin Şiiri) konulu söyleşide Kürt edebiyatı ve şiirinin toplumsal rolü masaya yatırıldı. Söyleşiye konuşmacı olarak katılan yazarlar Lal Laleş, Fewzî Ciwan ve Mekî Ekin, şiirin tanıklık gücü ve tarihsel gelişimi üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Söyleşide ilk sözü alan Mekî Ekin, şiirin hem kolektif bir hafıza hem de toplumsal süreçlerin şahidi olduğunu belirtti. Ekin, şiirin sadece bireysel bir dışavurum olmadığını, aynı zamanda ezilenlerin çığlığı olduğunu ifade ederek, “İnsan kendi içsel kavgasını verirken ya da toplumsal bir mücadele yürütürken şiir bu sürecin sesi olur. Ezilenlerin şiirine baktığımızda; kadınların, gençlerin ve emekçilerin taleplerinin burada yankı bulduğunu görüyoruz” dedi.
Kürt halkının dil, kültür ve sanat gibi en temel kolektif haklarından mahrum bırakıldığına dikkat çeken Ekin, dünya edebiyatından Pablo Neruda ve Wole Soyinka gibi isimlerin sömürgeciliğe karşı duruşlarını hatırlattı. Kürt edebiyatında ise Ehmedê Xanî ve Cegerxwîn gibi isimlerin yaşadıkları dönemin zorluklarına tanıklık ederek bu mirası büyüttüklerini vurguladı.
Yazar Lal Laleş ise Kürt şiirinin kendi varlığını koruma ve sömürüden kurtarma çabasına odaklandı. Kürt edebiyatının temellerine değinen Laleş, “Kürt şiirinin ruhunu Melayê Cizîrî temsil ederken, ulusal bilinci ve özgürlük fikrini inşa eden isim Ehmedê Xanî’dir” diye konuştu.
Toplumsal sınıflar ve ezilenlerin temsiliyeti noktasında Cegerxwîn’in önemine değinen Laleş, günümüz şairlerine yönelik eleştirilerde bulundu. Cegerxwîn’in kendi eserlerine karşı son derece titiz ve özeleştirel yaklaştığını hatırlatan Laleş, “Bugün genç şairlerimiz maalesef yeterince özeleştirel değil. Bir eser ortaya koyduklarında onunla aralarına mesafe koyamıyor, dışına çıkamıyorlar. Cegerxwîn, estetik bulmadığı eserlerini yayınlamayacak kadar derin bir sorumluluk taşıyordu” ifadelerini kullandı.
Yazar Fewzî Ciwan, Kürt yazar ve şairlerin halkın mücadelesinden bağımsız düşünülemeyeceğini kaydetti. Kürtlerin tarih boyunca kimliklerini ve dillerini korumak için büyük bedeller ödediğini söyleyen Ciwan, “Bizler sadece ezilen bir halkın sözcüleri değiliz, biz bizzat o ezilenlerin bir parçasıyız. Edebiyatımız ve siyasi statü arayışımız her zaman yan yana yürüdü” dedi.
Kürt toplumunun özgün gerçekliklerine vurgu yapan Ciwan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kürt halkı için yazmak bir konfor alanı değil, aksine acılarla ve zorluklarla dolu bir mücadele sahasıdır. Eserlerimizde daha çok siyasi meseleler ve kimlik mücadelesi ön plandadır çünkü toplumsal gerçekliğimiz bunu gerektiriyor.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.