İran’daki cezaevleri her gün yeni bir hak ihlaliyle gündeme gelirken, derinleşen ekonomik kriz ve savaş atmosferi tutsakların yaşam koşullarını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Tutukluların Sesi editörü Shahrokh Tavakoli, cezaevlerinde yaşanan hak gaspları, zorla çalıştırma uygulamaları ve sağlık hizmetlerine erişim engellerine dair önemli açıklamalarda bulundu.
İran rejiminin tutsakları ücretsiz iş gücü olarak kullandığını vurgulayan Tavakoli, cezaevi sisteminin bu uygulamayı bir ‘rehabilitasyon’ süreci gibi sunduğunu ancak gerçeğin sistematik bir sömürü olduğunu belirtti. Özellikle adli tutsakların ağır inşaat ve beden işlerinde herhangi bir ücret ödenmeden çalıştırıldığı, cezaevi yönetimlerinin bu durumdan ticari çıkar sağladığı ifade edildi.
Cezaevlerindeki kadınların karşı karşıya kaldığı zorluklara dikkat çeken Tavakoli, Yezd Merkez Cezaevi’nde tutulan kadınların aşırı kalabalık, hijyen eksikliği ve havalandırma sistemlerinin yokluğu nedeniyle yaşam mücadelesi verdiğini kaydetti. Kadınların avukat tutma haklarının engellendiği ve davalarında ciddi hukuki usulsüzlükler yaşandığı belirtilirken, Kürt kadın aktivistler Pexşan Azîzî ve Werîşe Muradî gibi isimlerin idam riskiyle karşı karşıya olduğu hatırlatıldı.
Birçok cezaevinde sağlık hizmetlerinin neredeyse tamamen durma noktasına geldiğini söyleyen Tavakoli, hasta tutsakların tedavi edilmemesinin bir işkence yöntemi olarak kullanıldığını ifade etti. Kerec’deki Qêzêlhêsar Cezaevi gibi merkezlerde, protestolar sırasında yaralanan tutsakların dahi tıbbi müdahaleden mahrum bırakıldığı vurgulandı. Leyla Aferin, Motalleb Ahmediyan ve Hoccet Al-Muhammedi gibi ağır sağlık sorunları bulunan siyasi tutsakların tedavilerinin kasıtlı olarak engellendiği dile getirildi.
İran’da binlerce tutsağın idam riski altında olduğunu belirten Tavakoli, yargılama süreçlerinin ‘Devrim Mahkemeleri’ eliyle yürütülen göstermelik süreçlere dönüştüğünü söyledi. Siyasi tutsakların kendi seçtikleri avukatlara erişemediği, savunma haklarının gasp edildiği ve dakikalar süren duruşmalarla önceden belirlenmiş cezaların tebliğ edildiği ifade edildi. Özellikle Kürt ve Beluc halkına yönelik baskıların, toplumda korku yaratmak amacıyla idam politikalarıyla birleştirildiği kaydedildi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.