Irak’ta silahların devlet kontrolünde toplanması yönündeki tartışmalar sürerken, hükümetin olası bir askeri müdahale seçeneği riskleri beraberinde getiriyor. Siyasi analistler, sürecin uzlaşmazlıkla sonuçlanması halinde ülkenin son yılların en büyük iç çatışmasına sürüklenebileceği uyarısında bulunuyor.
Irak’ta ABD işgaliyle derinleşen ve DAİŞ’in 2014 yılındaki saldırılarıyla bugünkü boyutuna ulaşan “devlet dışı” silahlı yapılar meselesi, yeni bir tartışma sürecine girdi. Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali ez-Zaydi’nin talimatıyla kurulan komite, silahların yalnızca devlet kontrolünde tutulması için çalışmalara başladı. Silahlı gruplara, ABD güçlerinin Irak’tan çekileceğinin açıklandığı 30 Eylül 2026 tarihine kadar süre tanındı.
Sürecin kısıtlı olması ve silah teslimini reddeden gruplara karşı ordu güçlerinin müdahale edebileceğine yönelik açıklamalar, tartışmaları beraberinde getirdi. Ülkede çok sayıda silahlı grubun varlığı kararın uygulanmasını zorlaştırırken, ABD-İran gerilimi ile İsrail-Hizbullah savaşı gibi bölgesel dinamikler de durumu daha karmaşık hale getiriyor.
Irak hükümeti, yabancı güçlerin ülkeden çekilmesinin ardından artık devlet dışı silahlara gerek kalmadığını savunuyor. Tek bir ordu çatısı altında birleşmeyi hedefleyen Bağdat yönetimi, Haşdi Şabi ve benzeri grupların tasfiye edilmesini ve komşu ülkelere yönelik sınır ötesi saldırıların önlenmesini amaçlıyor.
Başbakan ez-Zaydi, 1 Ekim’in Irak tarihinde yeni bir gün olacağını belirterek, silahsızlanmanın kalkınma ve istikrar için temel şart olduğunu vurguluyor. Irak Yüksek Yargı Konseyi ve Yüksek İslam Konseyi gibi kurumlardan da sürece destek açıklamaları geliyor.
Kararın ardından Mukteda el-Sadr liderliğindeki Barış Tugayları, Şeyh Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehli Hak ve Şibl el-Zaydi liderliğindeki İmam Ali Tugayları silahlarını devlete teslim ederek sivil siyasete yöneleceklerini bildirdi. El-Nujaba Hareketi ve Kataib Hizbullah dahil beş örgütün de karara sıcak baktığı ve hükümet heyetiyle doğrudan müzakerelerin sürdüğü belirtiliyor.
Buna karşın, İran destekli Haşdi Şabi bünyesindeki bazı gruplar ve \”Direniş Ekseni\” bileşenleri, silahsızlanma kararının ABD baskısıyla alındığını savunarak karşı çıkıyor. Bağdat yönetiminin, ülkeyi ziyaret eden İran Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile yaptığı görüşmede egemen devlet vurgusu yaptığı ancak Kaani’nin tutumuna dair net bir bilgi edinilemediği aktarılıyor.
Bedir Örgütü ise 30 Eylül tarihinin aceleye getirilmiş bir karar olduğunu belirterek, silahsızlanma için ABD’nin tamamen çekilmesi ve Irak’ın hava savunma sistemleri dahil olmak üzere tüm askeri donanımlarının tamamlanması şartını öne sürüyor. Nuceba Hareketi de kararı \”Amerikan-İsrail komplosu\” olarak nitelendiriyor.
Siyasi kaynaklar, silahlı grupların Bağdat Operasyonlar Komutanlığı veya doğrudan Haşdi Şabi çatısı altında toplanarak silahlarının depolanması gibi alternatif formüllerin de tartışıldığını aktarıyor. Ancak ABD’nin bu grupların tamamen lağvedilmesi yönünde katı bir tutum sergilediği belirtiliyor.
Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, \”Silahlar yalnızca devletin otoritesi altında bulunmalıdır\” diyerek kararı desteklediklerini ifade etti. KDP ve YNK bünyesindeki Peşmerge güçlerinin zaten Peşmerge Bakanlığı çatısı altında örgütlendiği hatırlatılıyor.
Diğer yandan DAİŞ saldırılarına karşı öz savunma amacıyla kurulan Ezidîlerin askeri gücü Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) durumunun ise Federe Kürdistan Bölgesi çerçevesinde ele alınacağı tahmin ediliyor.
Gelişmeleri değerlendiren siyasi analist Qazi Faysal, meselenin sadece silahlardan ibaret olmadığını, devletin egemenliği ve şiddet tekelini sağlama kapasitesiyle ilgili olduğunu vurguladı. Faysal, hükümetin güç kullanma tercihinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.
Analist Abdullah Kenani ise sürecin bölgesel dengelerden etkileneceğini belirterek, \”Taraflar uzlaşmaz tutumlarını sürdürürse, silah meselesi Irak’ın en tehlikeli iç çatışmasına dönüşebilir\” uyarısında bulundu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.