İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, düzenli olarak gerçekleştirdiği “Barış Nöbeti” eylemini bu ay Büro Emekçileri Sendikası (BES) Mersin Şubesi ile birlikte sürdürdü. Defterdarlık önünde yapılan ve Mersin Emek Demokrasi Platformu üyelerinin de destek verdiği açıklamada, kalıcı bir barışın sağlanması için atılması gereken adımlar masaya yatırıldı.
“Hakikatin peşindeyiz barışta ısrarlıyız” pankartının açıldığı nöbette, İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Bekir Sıtkı Keçeci bir konuşma yaptı. Keçeci, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yaşanan gelişmelere dikkat çekerek, kalıcı barışın ve demokratik bir düzenin inşası için sadece Kürtlere değil, toplumun tüm kesimlerine görev düştüğünü vurguladı. Keçeci, bu hedefe ulaşmak için atılması gereken öncelikli adımları şöyle sıraladı:
İşçilerin, emekçilerin ve emeklilerin yaşam koşulları acilen iyileştirilmeli ve hiçbir emekçinin yoksulluk sınırının altında yaşamaması sağlanmalıdır. Ayrıca, fon vurgunu ve yolsuzluk yapanlar hakkında etkin bir soruşturma yürütülerek hukuk önünde hesap vermeleri sağlanmalı, geriye dönük tüm yolsuzluklar ve hırsızlıklar soruşturulmalıdır.
Hukuk devletinin yeniden inşası ve hukuki güvenlik ilkesi gereği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının gereği yerine getirilmelidir. Kayyım uygulamalarına son verilmeli, kayyım atanan belediyelerin seçilmiş başkanları görevlerine iade edilmelidir. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işten atılan memur ve işçiler göreve iade edilmelidir.
Belediye başkanlarına, siyasi aktörlere, gazetecilere ve sivil toplum örgütü temsilcilerine yönelik yargısal tacizden vazgeçilmeli, tutuksuz yargılama bütün süreçlerde esas alınmalıdır. Yaşam hakkı tehdidi ve birçok ihlal ile karşı karşıya olan hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı, bu konuda yasal ve idari reformlar gerçekleştirilmelidir.
Sendikalaşma, düşünce özgürlüğü, gösteri ve yürüyüş hakkını düzenleyen uygulamalar evrensel hukukla örtüşük olmalı ve yasaklayıcı tüm engeller kaldırılmalıdır. Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmalı, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve ilgili mevzuat, AİHM ve AYM kararları doğrultusunda öngörülebilirlik ve kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir. Ayrıca, evrensel hukuk ilkeleri Anayasa ve hukuk normlarına egemen olmalıdır. Tüm bunların yanı sıra, ekoloji ve doğa talanına son verilmelidir.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.