enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,7851
EURO
56,0629
ALTIN
6.892,25
BIST
13.509,76
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Yağmurlu
21°C

Hakan Tahmaz: Abdullah Öcalan’ın Çağrısı Tarihi Bir Fırsat, Şimdi Harekete Geçmeliyiz

Hakan Tahmaz: Abdullah Öcalan’ın Çağrısı Tarihi Bir Fırsat, Şimdi Harekete Geçmeliyiz
18 Eylül 2026 08:12
A+
A-

Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, Türkiye ve dünyadaki tüm siyasal aktörleri şaşırtan bir risk ve cesaretle bir sürecin inşa edildiğini belirterek, ‘Dizimizi dövmemek için şimdi harekete geçmemiz lazım‘ uyarısında bulundu.

Kürt meselesinin demokratik, barışçıl çözümü yönünde Abdullah Öcalan’ın tarihi çağrısıyla başlayan süreç devam ediyor. Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, süreçle birlikte atılan tarihi adıma karşın demokratik muhalefetin mevcut durumu ve gelecekte alacağı pozisyonu değerlendirdi.

Tahmaz, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında yeni anayasa ve yeni cumhuriyet tartışması yapılacaksa öncelikle cumhuriyetin kuruluş ideolojisinin tersine çevrilmesi gerektiğini ifade etti. Osmanlı’dan cumhuriyete çok dilli, çok etnisiteli, çok kültürlü bir miras kaldığını kaydeden Tahmaz, ilk yapılan anayasanın, tüm azınlıkları ve farklılıkları ortadan kaldıran ve devlet kurumunun, kamu alanının dışına itmeye çalıştığını söyledi.

Abdullah Öcalan’ın çağrısının çok açık ve belirgin biçimde sorunun çözümü için önce cumhuriyette Kürtlere bir yer açılması olduğunu vurgulayan Tahmaz, ‘Hatta Öcalan, bir anlamıyla da çatışmanın nedeninin bu kamusal alandan Kürtlerin kendi kimliğini, varlığını, haklarının tanınması mücadelesinin hukuki zeminde yasaklanması, yani Kürt inkarı üzerinden kuruyor’ diye kaydetti.

Çoğulcu Cumhuriyete Yoğunlaşmalıyız

İktidardan çok muhalefetin ne yaptığı ve savunduğuna bakıldığında bugüne kadar gelen tekçi cumhuriyeti savunur pozisyona savrulduğuna işaret eden Tahmaz, 2000’lerin başında Türk-Kürt ortaklığı yönündeki tartışmaların yerini çoğulcu Türkiye tartışmasına bıraktığını söyledi. Ermeniyi, Rumu, Aleviyi de kapsayan bir demokratik cumhuriyet tartışmasına dönüştüğüne vurgu yapan Tahmaz, ‘Laikliği savunuyoruz ama devlet laikliği değil. Cumhuriyeti savunuyoruz ama devlet cumhuriyeti değil. Tek kimlik üzerine kurduğu cumhuriyeti değil. Buraya yoğunlaşmamız gerekir’ dedi.

Öncelik Yol Temizliği Olmalı

Yeni anayasa tartışmalarının anlamlı olduğunu dile getiren Tahmaz, ‘Ama anayasa tartışması yapabilmek için de öncelikle Türkiye’nin bir yol temizliğine ihtiyacı var. Terörle Mücadele Yasası’nın ortada durduğu, hukukun, anayasanın uygulanmadığı, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) uyulmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyulmadığı bir ülkede, kamu alanının tek tipleştirildiği yetkilerin merkezde toplandığı bir ülkede demokratik bir anayasa tartışması olmaz. Bu anlamda önce yol temizliğine yoğunlaşmalıyız. Eşit yurttaşlık temelinde bir anayasaya yoğunlaşmalıyız diye düşünüyorum. Abdullah Öcalan, bugünkü verili siyasal ve toplumsal güç açısından bu kanalı açma çabası içerisinde diye düşünüyorum. Bunun tarihsel bir fırsat olduğunu düşünüyorum’ diye belirtti.

Yeni Anayasa Tartışması İçin Zemin Yok

Anayasa tartışmaları için siyasal zeminin olmadığını düşündüğünü belirten Tahmaz, ‘Öncelikle silah bırakanların, örgütü feshedenlerin demokratik toplumsal yaşama katılımının toplumsal ve siyasal zeminini, hukuksal zeminini oluşturmak gerekir. Bu konuda her şeyden çok siyasal iktidar, çok uzakta duruyor. Hâlâ bir güvenlik parantezini kaldırmış değil Kürt sorunu üzerinde. Böyle bir ortamda anayasa tartışması yapabilmek mümkün olmadığı gibi başka riskleri de içeriyor. İktidar dışında kimsenin beğenmediği bir yasa yapıldı. Koşullu ve dünyada eşi benzeri görülmeyen bir yasa yapıldı. Hadi bakalım bunu uygulayın, bu kadarını yapın, diye bir toplumsal baskı olması gerekir. Bu konuda yasanın içeriğinden de kaynaklanan güvensizlikler de çok. Çünkü iktidarın ne kadar uyup uymayacağından kaygılı insanlar. Seçim endeksli sürece yaklaşma gündeme gelebilir’ ifadelerini kullandı.

Ayrı Gündemlerle Hareket Etmek Süreç İçin Risk Taşıyor

‘Ama daha büyük tehlike şu; Türkiye toplumunun gündemi ayrıştı. Türkiye’nin 3 gündemi var’ diyen Tahmaz, ‘Tayyip Erdoğan’ın veya MHP’nin gündemi, yeniden cumhurbaşkanı olmak, 5 sene daha hükümeti bildiği tarzda yönetmek. Kürtlerin gündemi ise Diyarbakır, Van, Batman, Hakkari’nin gündemi çözüm sürecinin bir biçimde ilerlemesi ve bir rotaya girmesi. Kürt hakları, insan hakları temelli bir rotaya girmesi gündem. Ankara’nın, İstanbul’un ya da daha derli toplu söyleyeceksek diğer muhalefetin gündemi ise Erdoğan’ın bu seçimlerde nasıl gönderileceği meselesi. Hem Kürt siyaseti hem demokratik muhalefet için şunu söyleme ihtiyacı duyuyorum; bu iki ana gündemi ortak paydalarda buluşturmadan süreç risk içeriyor” dedi.

Abdullah Öcalan Cesaretle Bir Süreç İnşa Ediyor

Kürt siyasal hareketinin tarihsel bir eşikte olduğunu vurgulayan Tahmaz, “Silahlı mücadeleyi ‘ben her koşulda bırakacağım’ diyor. Bunun zeminini yaratmak için doğal olarak kendi yanında birlikte yürüyebileceği yeni müttefikler, ilişkiler kurmak durumunda. Bu, Kürt siyasetinin paradigma değişiminde, yeni bir politik zemin inşa sürecinde demokrasi güçlerinin daha da zayıflayacağı bir hal alabilir. Bu olmaz diye bir şey düşünemeyiz. Bu olabilir. Çünkü burada kritik mesele 50 yıllık silah meselesinin Kürt siyaseti açısından söylüyorum, bu işe bir son vermek. Kabul edelim ki, Türkiye ve dünyadaki tüm siyasal aktörleri şaşırtan risk ve cesaretle bir süreç inşa ediyor, Abdullah Öcalan, Kandil ya da Kürt siyaseti” diye belirtti.

Muhalefet Etkin Bir Pozisyonda Değil

Sürecin bir kez daha bozulma durumu olamayacağını ifade eden Tahmaz, “Bir bahane üretme durumu olamaz diye düşünüyorum. Yeni bir mecra yaratma ihtiyacı doğar. Kürtler bir şey kaybeder diye yaklaşırsak, demokratik muhalefet çok yanlış yapar. Bu açıdan da demokratik muhalefetin bugünden, iktidara karşı bu kadar güvensizliğin olduğu bir ortamda sürecin demokratik bir yönde ilerlemesi için daha etkin bir pozisyona geçmesi gerekir. Şu anda sivil toplum, kanaat önderleri, akademisyenleri, bu sürecin riskleri ve fırsatlarını iyi değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Dizimizi Dövmeyeceğiz, Şimdi Harekete Geçmeliyiz

“Dizimizi dövmemek için şimdi harekete geçmemiz lazım” diyen Tahmaz, şöyle devam etti: “Eşit koşullarda yaşamak için. Kimle? Bütün farklı kimliklerle. Bunu Kürt siyasetinin üzerine yükleyip izleyerek, olabilecek tek bir şey var, o da hayal kırıklığıdır. Abdullah Öcalan, yeni çözüm sürecini başlatırken silahlı mücadeleyle sorunun çözümünün başarılamayacağını, bir yerlere gelindiğini, yeni ilişkilere, toplumsal ilişkilere çağrı yaptı. Barış ve toplumsallaşma çağrısı bence bu. Çağrıya kulak tıkamak; toplumun kendi geleceğini iktidara, cumhur ittifakına, onun insafına teslim etmek demek olacaktır.”

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.