Diyarbakır’da Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED) tarafından düzenlenen ‘Demokratik İslam: İnançta samimiyet, toplumda özgürlük’ şiarıyla gerçekleştirilen 3’üncü Büyük Konferans, önemli tartışmalarla devam ediyor. Konferansın ilk oturumunda, Medine Sözleşmesi’nin güncel sorunların çözümündeki rolü ve Kürt meselesinin demokratik inşası ele alındı.
Oturumda ‘Türk-Kürt ilişkilerinin yeniden demokratik temelde inşası’ üzerine bir konuşma yapan Hak İnisiyatifi Derneği Başkanı Fatma Bostan Ünsal, 1980’li yıllarda İslamcı hareketin Kürt meselesine ve insan hakları ihlalleri konusuna yeterli duyarlılığı göstermediğini belirterek özeleştiride bulundu. Ünsal, ‘Bugün İslamcı düşüncenin etkisi altında olduğu varsayılan bir iktidar var ancak temel değerlerin pratiğe yansımasında ciddi sorunlar yaşanıyor. Bir Müslüman olarak sorumluluğumuz, her koşulda adaletin yanında saf tutmaktır’ dedi.
Geçmişte Medine Sözleşmesi’nin genellikle statüko dışında kalan kesimler tarafından savunulduğunu hatırlatan Ünsal, bugün de tüm etnik ve kültürel çeşitliliğin adalet temelinde bir arada yaşayabileceği bir zemin olarak Demokratik İslam perspektifinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Ünsal, statükoyu koruyan gelenekten sıyrılarak tüm farklılıkların insan hakları ekseninde buluşması gerektiğini belirtti.
İlahiyatçı-yazar Ali Bulaç, Medine Sözleşmesi’nin tarihsel ve siyasi önemine değindiği konuşmasında, sözleşmenin bir kaos ortamında nasıl toplumsal mutabakat sağladığını ifade etti. Bulaç, bu modelden hareketle demokratik bir toplum için şu dört temel hakkın altını çizdi: Etnik kimliğin her alanda özgürce ifadesi, anadilde eğitim hakkı, örf ve adetlerin asimilasyona uğramadan sürdürülmesi ve bölgeler arası eşitsizliklere karşı pozitif ayrımcılık uygulanması.
Süleymaniye Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kiwan Azad ve yazar Fahrettin Şeker de yaptıkları sunumlarda, dinin siyasi ve ticari çıkarlar için araçsallaştırılmasının toplumsal ve ahlaki yozlaşmaya yol açtığına dikkat çektiler. Gerçek bir İslam anlayışının ancak mazlumun yanında durarak ve özgürlükçü bir ahlakla mümkün olabileceği belirtildi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.