Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, son dönemde yaptığı siyasi mizah ve stand-up gösterileriyle dikkatleri üzerine çeken komedyen Deniz Göktaş’a oldukça esprili, bol ironili ve bir o kadar da mesaj kaygılı bir mektup kaleme aldı.
Mektubunda genç komedyenin kendi “koltuğuna” (cezaevi ranzasına) aday olduğunu belirten Demirtaş, Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz’a da esprili bir sitemde bulunurken, yetkililere ise ifade özgürlüğü çağrısı yaptı.
İşte sosyal medyada büyük yankı uyandıran o mektuptan öne çıkan başlıklar:
Demirtaş, avukatlarının kendisine Deniz Göktaş’tan bahsettiğini ve genç komedyenin siyasi mizah yaparak çaktırmadan kendi “koltuğuna” göz diktiğini ilettiklerini belirterek şu ironik satırları paylaştı:
“Dedim ‘şu andaki koltuğuma mı?’, ‘evet’ dediler ‘öyle görünüyor ki bugün yarın tutuklanır.’ Hadi inşaallah, hayırlısı dedim. O hapse girerse ben bu defa kesin çıkarım, nitekim hapishaneler aynı anda iki adet böyle mahpusu kaldıramaz. Az kaldı!”
Siyasi mizahın bedellerine atıfta bulunan Demirtaş, yıllardır diğer ünlü komedyenlerden beklenti içinde olduğunu ancak hayal kırıklığına uğradığını esprili bir dille ifade etti:
“On yıldır bu günü bekliyorum; Yılmaz, Cem falan benim yerime gelirler diye düşünmüştüm de denyolar beni hayal kırıklığına uğrattılar. Fakat sen öyle değilsin canım kardeşim, sende o ışık var, başaracaksın illaki. Çaban, mücadelen, gayretin mutlaka sonuç verecek, vazgeçme lütfen.”
Sürecin hızlanması için Göktaş’a “abi tavsiyesi” vermeyi de ihmal etmeyen Demirtaş, komedyenin yurt dışına kaçmadığına dair yaptığı savunmayı da zayıf bularak mizahi taktikler verdi:
“Baktın sabahın köründe kapına dayanmıyorlar, ki en kötüsü bu şekilde beklemektir, durma sen git. Taksim’e git mesela… ‘İki şort, iki tişörtle yurt dışına mı kaçılır’ şeklindeki argümanın pek sağlam olmamış. Misal şöyle inandırıcı bir şeyler uydur: ‘Yeminle altın fiyatları dip yapınca daha dün bi çeyrek aldım, haftaya yine tavan yapınca satcam. Çeyreği Türkiye’de bırakıp kaçar mıyım ya!'”
Mektubunda kelime oyunlarına da yer veren Demirtaş, kendisine “Selo” denildiğini hatırlatarak Göktaş’ın ismine yönelik Deniz Gezmiş’i akıllara getiren şu duygusal ve politik atıfı yaptı:
Mektubunun son bölümünde ciddileşerek yetkililere seslenen Demirtaş, toplumsal gelişme ve ilerleme için gençlerin korkmadan, özgürce düşünüp konuşabilmesinin ve gülebilmesinin şart olduğunu vurguladı. Ancak mektubun kapanışını yine kendisine has bir mizahla, eklediği şu notla yaptı:
“Not: Eğer ki gösterisinde bana da giydirmişse tutuklayın tabi, o ayrı.”