enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,5992
EURO
55,6878
ALTIN
6.556,05
BIST
11.577,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
21°C
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Çok Bulutlu
20°C

DEM Parti’den ‘Demokratik Cumhuriyet’ Hareketi: Türkiye’yi Yönetmeye Talibiz

DEM Parti’den ‘Demokratik Cumhuriyet’ Hareketi: Türkiye’yi Yönetmeye Talibiz
6 Eylül 2026 11:42
A+
A-

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin 5. Büyük Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Demokratik Cumhuriyet Hareketi’ni bugünden itibaren başlattıklarını duyurdu. Bakırhan, partisinin Türkiye’yi yönetme iddiasını dile getirerek, gelecek vizyonlarını ortaya koydu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, siyasi hareketlerin gücünün geçmişiyle yüzleşme cesaretinden geldiğini vurguladı. Partisinin uzun yıllar boyunca yoğun baskı ve haksızlıklara maruz kaldığını belirten Bakırhan, tüm engellemelere rağmen ayakta kaldıklarını ifade etti. “Bugün buradayız, demokratik siyasette halen yürüyoruz. Yaşamını yitirenlere ve zindandaki yoldaşlarımıza söz olsun; demokratik siyasete kararlı yürüyüşümüze devam edeceğiz. Bu eser, Cumartesi Anneleri’nin, Barış Anneleri’nin, bugün burayı dolduran delege arkadaşlarımızın ve tüm halklarımızın eseridir” ifadelerini kullandı.

Hedeflenen Düzeyde Olmayan Alanlar ve Öz Eleştiri

Bakırhan, DEM Parti’nin yerel yönetimlerde demokrasi ve şeffaf belediyeciliğin adresi olmasına karşın, hedeflenen düzeye ulaşılamadığını ifade etti. “Bu gerçek. Ama bu alanda da hedeflediğimiz düzeyde değiliz. Bazı belediyelerimizde istediğimiz karşılığı henüz alamadık. Bunun sorumluluğu yalnızca belediyelerimizde değil, ilgili kurullarımızda ve bizdedir” diyen Bakırhan, kendi kadrolarını yetiştirme ve yeni kuşakları siyasete dahil etme konusunda daha yaratıcı adımlar atılması gerektiğini belirtti. Türkiye’deki büyük ekonomik krize denk düşen bir emek mücadelesini yeterli düzeyde hayata geçiremediklerini, halklar ve inançlar konusunda en özgürlükçü parti olmalarına rağmen farklı inanç ve topluluklarla bağ kurmada daha iyisinin yapılabileceğini dile getirdi. Doğanın tahribatlarına karşı ekoloji mücadelesinin ortaklıkları genişletebilecek bir alan olduğunu ancak bu konudaki çabaların da yeterli olmadığını aktaran Bakırhan, barış ve demokratik toplum sürecini toplumsallaştırmada eksiklikler olduğunu kabul etti.

Yeni Bir Toplumsal Mutabakat Çağrısı

“Şimdi direnişimizin yanına inşayı koyma ve Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek için yola koyulma vaktidir” diyen Bakırhan, DEM Parti olarak geleceği inşa etmek için geçmişe saplanmayacaklarına ancak geçmişe projeksiyon tutmadan da sağlam bir gelecek kurulamayacağına dikkat çekti. Cumhuriyet’in yüz yılının, kuruluş iddiasının aksine bir hikâye ortaya çıkardığını ve ülkenin üzerine dikilen dar elbiseye birçok çevrenin yama yapmaya çalıştığını belirtti. “Ama bu yamalı elbise toplumun üzerine olmadı. Bu yüzyılda birbirimizi çok yorduk. Artık yamaların olmadığı, artık hepimizi kapsayacak bir Türkiye’ye, bir Cumhuriyet’e, bir demokrasiye ihtiyaç var. Yeni bir toplumsal mutabakata ihtiyaç var” dedi. Türkiye’nin siyasi tarihini bitimsiz krizlerin tarihi olarak tanımlayan Bakırhan, geçmiş darbeleri ve siyasal müdahaleleri anarak, zulme uğrayan tüm sol, sosyalist devrimci yoldaşları saygı ve minnetle andı.

Halkların ve Emekçilerin Yüz Yılı İddiası

Daha önce Kürt sorununu çözmek isteyen siyasetçilere ve yürütülen süreçlere değinen Bakırhan, “70’lerde Ecevit harekete geçti, Gladyo devreye girdi. 90’larda Abdullah Öcalan barış için çabaladı ve kontrgerilla müdahale etti. Daha sonra Erbakan ve Erdal İnönü inisiyatif aldı ama onlar da norm dışı devletin müdahalesine maruz kaldı” diye konuştu. 2000’lerde yargı darbeleri, baskı, zulüm ve yoksullukla krizlerin derinleştiğini söyleyen Bakırhan, siyaset kurumunun hep yama peşinde koştuğunu, Türkiye halkının ise ekonomik, siyasi, toplumsal krizler girdabında debelenip durduğunu ifade etti. “Enerjimizi birbirimize değil, başka alanlara harcasaydık, şu anda bambaşka bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık” diyen Bakırhan, ülkenin dar korkular yüzünden içeride ve dışarıda büyük bir maliyet ödediğini vurguladı. “Hepimiz için artık hatadan dönme zamanıdır. Küresel planlara karşı birlik olma, bölgesel fırsatlar için ortak mücadele etme zamanıdır. Bu ülke, bu insanlar sonu gelmeyen krizleri hak etmiyor. Biz iddialıyız. Bu ülkeyi krizlerin ülkesi olmaktan çıkarmaya kararlıyız” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı ve Cumhur İttifakı’nın ‘Türkiye Yüzyılı’ dediği sürece atıfla, Bakırhan bu yüzyılın Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ve emekçilerin yüzyılı olacağını iddia etti.

Barış, Hukuk ve Demokrasi İçin Kararlılık

Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerçek bir yüzyıl barışla, hukukla, demokrasiyle olur. Buyurun, gelin rejimin parametresini demokrasi, hukuk, adalet ve eşitlik ilkeleri etrafında örelim. Demokratik Türkiye yüzyılına adım atalım. İşte bunu başarmak, siyaset kurumunun emek vermesine ve sürece cesaretle sahip çıkmasına bağlıdır. Bu inanç, bu cesaret DEM Parti’de var, bu salondadır.” Önümüzdeki yüzyılı kurtarmaya kararlı olduklarını belirten Bakırhan, geçmiş yüzyılda yaşanan zulüm, baskı ve ekonomik yoksulluğun tekrarlanmaması için kararlı bir şekilde yola revan olmaya hazır olduklarını dile getirdi. Herkesin önyargılarını kırarak, korkularını bitirerek ve çıkarını halkın çıkarının arkasına koyarak, sadece yüz yılı değil bin yılı da kurtarabileceklerini ifade etti.

Yeni Bir Dönemin Başlangıcı ve Hazırlıklar

Güçlü ve büyük bir Türkiye’ye inandıklarını ancak bunun nasıl olacağı konusunda yıllarca ayrıştıklarını belirten Bakırhan, “Bize göre güçlü ve büyük Türkiye, demokratik olan, bütün kimliklere ve inançlara eşit mesafede duran bir düzlemde mümkündür. Kürtler kurucu bir aktör olursa Türkiye güçlenir. Ortadoğu istikrar kazanır. Ortadoğu’yu barışın ve yaşamın coğrafyası haline getirebiliriz” dedi. Yüz yıllık Sykes-Picot parantezini kapatma zamanının geldiğini ve yeni bir dönemin başladığının bilincinde olduklarını vurgulayan Bakırhan, DEM Parti olarak bu sürece hazır olduklarını dile getirdi. “Bu konuda endişe duyan siz değerli arkadaşlarım, endişelenmeyin. Siz varsınız, emekçiler var, devrimciler var, Türkiye halkları var, kadınlar, gençler, Aleviler var. Birbirimize güvenelim, sürece güvenelim ve bu endişelerimiz yerine daha güçlü mücadele ortaya koyarak bu süreci başarıya ulaştıralım” çağrısında bulundu.

86 Milyonun Ortak Geleceği Vurgusu

Toplum, siyaset ve devletin değiştiğini, dünyada siyasetin başka bir kulvara girdiğini ifade eden Bakırhan, saatin akrebinin yerinden oynadığını ve zamanı ile siyaseti eski noktada tutamayacaklarını belirtti. Kendilerinin de değişime göre konumlanacaklarını ve yönetim iddialarını en güçlü biçimde ortaya koyacaklarını söyledi. Özellikle son 10 yıllık süreçte konjonktürel tercihler yaptıklarını ve Türkiye’deki hakim iki siyasal geleneğin çizgisini asla kendi çizgileri olarak görmediklerini vurguladı. “Kendi yolumuzu belirledik. Tabanımızın önceliklerini ve Türkiye halklarının çıkarını önceledik. Konjonktüre göre hamle yapmak, strateji belirlemek siyasetin gereğidir. Biz de ilkelerimizden taviz vermeden hep bunu yaptık, yapmaya devam edeceğiz” diyen Bakırhan, verdikleri kararların sevabı ve günahının kendilerine ait olduğunu belirtti. Siyasal önceliklerine göre pozisyon aldıklarını ve bu önceliklere rehberlik eden tek şeyin kendi çizgileri ve 86 milyonun ortak geleceği olduğunu kaydetti.

Eski Reçetelerin Çözümsüzlüğü ve Üçüncü Yol

Bakırhan, artık sadece oyun bozan değil, oyun kuran ve Türkiye’yi yönetmeye aday bir konumda olduklarını ifade etti. Yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde ülkeyi yöneten iki siyasal geleneğin hiçbir tarihsel sorunu kalıcı olarak çözemediğini, yetkiyi milletten alınca toplumun derdini unuttuğunu ve sorunları çözmek için sorumluluk almadığını savundu. “Çok açık söylüyoruz: Ne AKP öncesi Türkiye bir cennetti, ne de AKP dönemi bir tür modern asr-ı saadettir. Bizim iddiamız ve çözümümüz farklı” diyen Bakırhan, başka bir siyaset anlayışının mümkün olduğuna inandıklarını ve müstakil siyasetlerini güçlendirmek için kararlılıkla yola devam edeceklerini söyledi. Türkiye’deki demokrasi hastalığının mutasyon geçirdiğini ancak bazılarının hala eski reçetelerde derman aradığını dile getirdi. Devlet, toplum ve sermayenin dönüştüğünü belirterek, demokrasi mücadelesinde yeni yol ve yöntemler bulmaları gerektiğini vurguladı. “Bugün siyasal mücadelemizi her zamankinden daha güçlü şekilde 3’üncü Yol’da kuruyoruz. İlle de hak diyoruz, ille de halk diyoruz, ille de ezilenler diyoruz, ille de demokrasi, ille de hukuk diyoruz. Yolumuz üçüncü yoldur, yolumuz demokrasi ve barıştır. Çünkü yolumuz halkın yoludur. Yoksulun, kadının, inançların, kimliklerin, emekçinin, ezilenin yoludur” ifadelerini kullandı.

Demokratik Bir Yönetim İçin Çağrı

Parti olarak ekonomi, ekoloji, istihdam ve üretim kaslarını daha çok güçlendireceklerini, sadece tespit yapmakla kalmayıp çıkış yolu da sunacaklarını belirten Bakırhan, “Tek bir kişiyi dışarıda bırakmadan 86 milyonun hakkını, hukukunu koruyarak, en iyi şekilde yönetmeye DEM Parti hazır” dedi. Ülkeyi gerçekten seven demokratlara, Alevilere, ezilenlere, Kürtlere ve kadınlara çağrıda bulunarak, demokratik bir yönetim için el ele vermelerini istedi. DEM Parti’nin sadece Kürtlerin değil; 86 milyonun aşıyla, işiyle, işçinin ve emekçinin alın teriyle, Alevi’nin eşit yurttaşlık talebiyle, Roman’ın, Çerkes’in, Arap’ın ve bütün kimliklerin ve inançların kendisini güvende hissettiği bir Türkiye için daha fazla çalışacaklarını ve başarıya ulaşacaklarını ifade etti.

Türkiye’yi Yönetme İddiası ve Program

Bakırhan, yarından itibaren hazırlıklarına başlayacakları kongrenin, Türkiye’yi yönetecek bir kadro ve perspektif kuracağını belirtti. Ekonomi, hukuk, dış politika, eğitim ve sağlık gibi Türkiye’nin bütün meselelerini çözmeye talip olduklarını ve bunu taşıyacak siyasal birikim ve tecrübeye sahip olduklarını vurguladı. Ekonomide adaletli, eşitlikçi, demokratik bir düzen kuracaklarını; ekmeği büyüteceklerini, üretimi güçlendireceklerini ve israfı bitireceklerini söyledi. “Bugüne kadar hep sermaye ve rantiyeci sınıf yedi, faturayı halk ve ezilenler ödedi. Rantiyeci kazandı, halk kaybetti. Biz bunu değiştireceğiz. Yoksul ve gureba bizim yönetimimizde hakkını alacak. Dışarıda aç ve açıkta kimse kalmayacak” dedi. Hukukta herkesi aynı terazide tartacaklarını, hukuku siyasete alet eden anlayışa son vereceklerini çünkü hukukun herkese lazım olduğunu ve kırılgan olduğu bir ülkede ne üretimin ne yatırımın ne de Türkiye’nin geleceğinin güvende olamayacağını kaydetti. Demokrasiyi güçlendireceklerini, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacaklarını ifade etti. Dış politikada da aynı netlikte olduklarını belirten Bakırhan, Kafkaslardan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya; halkların eşitliğini, bölgesel barışı, demokratik işbirliğini ve Filistin halkı başta olmak üzere ezilen halklarla dayanışmayı esas alan bir çizgiyi daha güçlü savunacaklarını dile getirdi. “Bu bizim programımız. Bu bizim iddiamız. Türkiye’yi yönetmeye talibiz. Bu ülkenin kaderini beraber yeniden yazmaya talibiz” ifadelerini kullandı.

Demokratik Cumhuriyet Hareketi Resmen Başlatıldı

Kimsenin şüphesi olmasın, bu sürecin teminatı olduklarını ve süreci enfekte eden kim olursa olsun ilk kendilerini karşısında göreceğini vurgulayan Bakırhan, “Yumruğumuz sıkılı değil, elimiz açıktır. Göz hizasından konuşuyoruz ve gizli bir ajandamız yok. Tek bir ajandamız var, o da demokratik bir Türkiye’dir. Tek bir ajandamız var, barış ve demokratik toplumdur” dedi. Bu sürecin herkesi ve 86 milyonu güçlendireceğine inandıklarını belirten Bakırhan, dost ve düşman herkesin bilmesini istedi ki, dünyada, Ortadoğu’da ve Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor ve bu döneme hazır olduklarını söyledi. Kendilerini Diyarbakır’dan sorumlu hissettikleri kadar Ankara’dan ve İstanbul’dan da aynı düzeyde sorumlu göreceklerini, eksiklerini gidereceklerini ve Türkiye’nin her bir karışına aynı sorumluluk duygusuyla yaklaşacaklarını ekledi. “Kimse kaygı duymasın. Yarın, bugünden daha iyi olacak. Demokratik Cumhuriyet hareketini bugünden itibaren başlatıyoruz. Tohum bugün Ankara’da, bu salonda toprağa düştü; kökü tutacak, dalı büyüyecek, gölgesi bu ülkenin her bir karışına düşecek. Yolumuz, yolunuz açık olsun” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Kongre basına kapalı olarak devam etti.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.