enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,9821
EURO
55,6622
ALTIN
6.482,24
BIST
12.598,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Yağmurlu
Salı Yağmurlu
19°C
Çarşamba Çok Bulutlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C

DEM Parti Ekoloji Eşsözcüsü Melis Tantan: Doğayla barış olmadan toplumsal barış sağlanamaz

DEM Parti Ekoloji Eşsözcüsü Melis Tantan: Doğayla barış olmadan toplumsal barış sağlanamaz
14 Ağustos 2026 08:30
A+
A-

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ekoloji Komisyonu Eşsözcüsü Melis Tantan, Bingöl genelinde yürütülen maden ve enerji projelerine karşı doğayla barış çağrısında bulundu. Tantan, yıkıcı projelerin durdurulmasının toplumsal barışın tesisi için elzem olduğunu vurguladı.

Doğal güzellikleri, el değmemiş vadileri, gür akan akarsuları ve zengin biyoçeşitliliğiyle bilinen Bingöl, son dönemde ağır bir ekolojik tahribat kıskacında bulunuyor. Su kaynaklarının, tarım arazilerinin ve yerel halkın ana yaşam alanlarının merkezine kurulan maden sahaları, Hidroelektrik Santrali (HES) ve Jeotermal Enerji Santrali (JES) projeleri, kent doğasını rant alanına dönüştürürken ciddi bir çevresel tahribatı da beraberinde getiriyor.

1990’lı yıllarda çatışmalı ortam ve zorunlu göçler nedeniyle yerinden edilen bölge halkının barış beklentisiyle topraklarına geri döndüğü bu dönemde, “kalkınma” ve “enerji” adı altında yürütülen projeler, yeni bir göç dalgasını ve fiili bir insansızlaştırma sürecini tetikliyor. Bu yerlerden biri olan Karlıova ilçesine bağlı Lîcik köylülerinin JES projesine karşı başlattığı direniş de aylardır devam ediyor.

Direnişi yerinde takip eden DEM Parti Ekoloji Meclisi Eşsözcüsü Melis Tantan, bölgedeki ekolojik yıkımın boyutlarını ve yürütülen politikaların arka planını değerlendirdi.

Ekolojik tahribat yeni değil

Ekolojik bölgeleri tanımlarken resmi ilçe veya il sınırlarını esas almadıklarını belirten Melis Tantan, doğanın gerçek sınırlarının haritalarla çizilemeyeceğini vurguladı. Bir nehrin aktığı ve yer altı sularını depolayan tüm alanın üzerindeki canlı yaşamıyla bir bütün olduğunu belirten Tantan, “Peri Vadisi’ni vurgulamamızın sebebi, vadi boyunca su varlıklarının, havanın ve toprağın yıllar öncesinden itibaren zehirlenmeye başlamış olmasıdır. Dolayısıyla bu eylem ve mücadele de daha önceden başlayan bir sürecin devamıdır” ifadelerini kullandı.

Bölge genelinde ve özelde Peri Vadisi’nde yaşanan ekolojik tahribatın yeni olmadığını kaydeden Melis Tantan, uluslararası bir firmanın iş makineleriyle bölgeye girmesinin bardağı taşıran son damla olduğunu belirtti. Tantan, devam eden hukuki sürece ve halkın net karşı duruşuna rağmen projenin fiilen başlatılmak istendiğine dikkat çekti.

Şirketlerin önü açıldı

Yaklaşık bir yıl önce Meclis’ten geçen yasal düzenlemelerle Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçlerindeki bürokratik engellerin şirketler lehine ortadan kaldırıldığını ifade eden Melis Tantan, kanunların şirketlere koruma sağladığını söyledi. Enerji projelerinin halkın ihtiyacı doğrultusunda yapılmadığını dile getiren Tantan, süreci “Burada amaç; yerli ve yabancı sermayenin bu toprakları peşkeş çekerek kâr hesapları doğrultusunda sömürmesidir. Yapılan şey, şirketler eliyle yürütülen bir tür işgaldir” sözleriyle özetledi.

Yıkıcı maden projeleri durdurulsun

90’lı yıllarda zorunlu göçlerle yürütülen sürecin günümüzde şirketler eliyle sürdürülen bir stratejiye dönüştüğünü belirten Melis Tantan, kalıcı bir barışın ancak doğayla barışarak inşa edilebileceğini vurguladı. Sondajlarla ve kimyasallarla kirletilmiş, yer altı suları çekilmiş bir coğrafyada barışın yaşatılamayacağını belirten Tantan, “Barışın ilk adımlarından biri bölgedeki tüm yıkıcı enerji ve maden projelerinin derhal durdurulmasıdır” dedi.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.