Cüret Hareketi üyesi Taylan Önder Diker, hayvan sömürüsünün kapitalist ve türcü sistemden bağımsız ele alınamayacağını vurgulayarak, mücadelenin ‘ben’den ‘biz’e geçme döneminin geldiğini belirtti. Diker, cüret etmekten korkmamak gerektiğini ifade etti.
Hayvan hakları için mücadele veren Cüret Hareketi, hayvan bedeni üzerinden yürütülen sömürüye ve ekolojik talana karşı çalışmalar yürütüyor. Türcülüğün ve ayrımcılığın son bulması için çabalayan hayvan hakkı savunucuları, hareketin çatısı altında bir araya geliyor. Harekete dair değerlendirmelerde bulunan Taylan Önder Diker, ağustos-eylül ayı için çıkardıkları ilk sayı olan ‘Vegan Porsuk’ fanzininde veganizm ve hayvan haklarına ilişkin yazılar yayımlandığını kaydetti.
Diker, Cüret Hareketi’nin, kapitalist sistem içinde ezilen, ötekileştirilen ve toplumsal yaşamda yer bulamayan hayvanların özgürlüğü için kurulduğunu dile getirdi. Türkiye ve dünyadaki veganların, ahlaki bir noktaya ulaştıklarını düşündükten sonra mücadeledeki misyonlarını tamamladıklarına inanarak kendi içlerine çekildiklerini belirten Diker, bu durumun eksikliğine dikkat çekti: ‘Ne yazık ki, insanlar bireysel olarak vegan olsalar da hayvan sömürüsü devam ediyor. Bu durum örgütlü bir mücadeleye bağlanmadığı sürece sistem tarafından soğurulmaya başlanıyor. Biz bu gerçeğin farkına vardık.’
Hayvanların türcü kapitalist sistem içerisinde özgürlüklerinden mahrum biçimde yaşamaya direnmeye çalıştığını vurgulayan Diker, hedeflerini şöyle açıkladı: ‘Antikapitalist çevrelere veganizmi taşımak, vegan olan kişilere de bireysel ahlaki misyonun yeterli olmadığını, bunun bir mücadeleye evrilmesi gerektiğini anlatmak istiyoruz. Bu, cüretin çıkış noktasıdır.’ Ekolojik mücadele ve hayvan hakları konusundaki problemli yaklaşıma değinen Diker, insan merkezli bakış açısının eleştirdi: ‘Dünyada sadece insanlar yaşamıyor. Hayvanlar da insanlarla beraber yaşıyor ve kendilerini ifade edebilme olanakları var. Ekolojide mücadele edenler bu gerçeği bazen göz ardı ediyor ve tamamen insan merkeziyetçi bir noktadan yaklaşıyorlar. Bu da hayvanın özgürleşmesinin önüne geçiyor. Biz diyoruz ki hayvan özgürlüğünün kendisini savunmak, hem ekolojik mücadeleyi hem de hak mücadelesini beraberinde getirir.’
Diker, ‘Benden olmayanla beraber yaşamı yüceltmemiz, yükseltmemiz gerekiyor. Ekoloji mücadelesinin eksik kaldığı taraf ne yazık ki bu. Örgütlü bir mücadeleyi örmemiz ve ‘ben’den ‘biz’e geçişi sağlamamız gerekiyor. Veganlar, sistem içinde bir ‘ben’ olarak kalıyorlar. Vegan olmak, ahlaki olarak bu sömürüyü reddetmek elbette önemli bir adım. Ancak bunları daha geniş bir tartışma konusu haline getirmeye çalışıyoruz’ ifadelerini kullandı.
Ötekinin mücadelesini yürütmenin zorluğuna dikkat çeken Diker, asıl değerli olanın ‘bizden olmayanın’ özgürlük mücadelesini verebilmek olduğunu vurguladı. Diker, şu değerlendirmeyi yaptı: ‘Dünya çoklu krizler dönemindeyken, ezilen uluslar ve LGBTİ+’lar varken, onlarla omuzdaşlık ve dayanışma içinde olabilmek, hayvan özgürlüğü için mücadele edebilmek büyük önem taşıyor. Bu türcü kapitalist sistemin en ötekisi hayvanlardır. Bu hayvanlarla beraber, onların özgürlük mücadelesine omuzdaşlık ve dayanışma göstermemiz gerekiyor. Çünkü kapitalizm her zaman bir alt sınıf yaratır. Bu alt sınıf yaratıldıkça, kapitalizme karşı mücadele etmek yerine kendi enerjilerini, öfkelerini genelde kendi altındakine yöneltirler. Biz de diyoruz ki artık hayvanlara karşı öfkemizi yöneltmeyelim. Bizi toplu şekilde ezen kapitalizme karşı mücadele edelim.’
Diker sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Hayvan yoldaşlarımızı görmezden gelmeyin. Onların da bir yaşamı var, kendilerini ifade edebilecek alanlara ihtiyaçları var. Türcü kapitalist sisteme göre ayarlanmış dünyada kendilerini ifade edemiyorlar. Biz de kendimizi ifade edemiyoruz, biz de eziliyoruz. Biz ezildiğimiz için sisteme karşı mücadele etmek yerine, kendi altımızdakinden hıncımızı çıkarıyoruz. Aristoteles buna ‘hıncın yasası’ diyor. Hıncın yasasını artık bırakmamız gerekiyor. Hep beraber yürümemiz gerekiyor. Artık ‘ben’den ‘biz’e geçme dönemi geldi. Bu da cüret etmekle ilgili bir durum. Cüret etmekten korkmamak gerekiyor.’
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.