Cumartesi Anneleri/İnsanları, 33 yıl önce gözaltında kaybedilip cansız bedeni bulunan ve davası zamanaşımına uğrayan Abdülmecit Baskın için adalet talebini bir kez daha dile getirdi. İstanbul Galatasaray Meydanı’nda 1124’üncü kez bir araya gelen aileler ve hak savunucuları, sorumluların yargılanması gerektiğini vurguladı.
Bu haftaki eylemde, 30 Eylül 1993’te özel harekat polisleri tarafından evinden alınan ve üç gün sonra katledilmiş halde bulunan Abdülmecit Baskın’ın akıbeti ele alındı. Eyleme çok sayıda kayıp yakını ve insan hakları savunucusu katıldı. Açıklama öncesinde, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 11’inci yıl dönümünde Barış Annesi Meryem Bulut şahsında Ankara’da yaşamını yitiren barış savunucuları da anıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan, basın açıklamasında Abdülmecit Baskın’ın gözaltına alındıktan sonraki süreci aktardı. Arcan, ’41 yaşında, üç çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürüydü. 30 Eylül 1993’te makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. Ancak gözaltına alındığı inkar edildi. Üç gün sonra, 3 Ekim 1993’te cansız bedeni Gölbaşı’nda bulundu. Ateşli silahla öldürülmüş, elleri arkadan bağlanmıştı. Ailesi, gerçeğin ortaya çıkarılması için yıllarca mücadele etti ancak soruşturma etkin yürütülmedi, dosya sürüncemede bırakıldı’ dedi.
Arcan, özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın itiraflarıyla dosyada yeni bir dönemin başladığını belirtti. Çarkın’ın ifadelerine göre, Abdülmecit Baskın’ın İbrahim Şahin’in emriyle gözaltına alındığı ve Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akça tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Bu anlatımlar ve yapılan keşifler, Baskın’ın cansız bedeninin bulunduğu sırada jandarma tarafından hazırlanan olay yeri inceleme tutanağıyla örtüşüyordu. Bu bilgiler savcılık dosyasına girmiş ve 2014 yılında Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında kamuoyunda ‘Ankara JİTEM Davası’ olarak bilinen dava açılmıştı. Sanıklar, silahlı örgütün faaliyeti kapsamında 18 kişiyi öldürmekle suçlandı. Yıllarca süren yargılamaya, Ayhan Çarkın’ın ifadeleri ve dönemin kamu görevlilerinin beyanları mahkeme kayıtlarına girmiş olmasına rağmen, 2019’da tüm sanıklar beraat ettirildi.
Ailelerin itirazı üzerine beraat kararının bozulduğunu anlatan Sebla Arcan, ‘Ancak yeniden görülen davada sanıklar 2023’te bir kez daha beraat ettirildi. On yıl süren yargılama boyunca 41 hakim ve 8 savcı değişti. Sonunda dava zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı. Abdülmecit Baskın’ın gözaltında kaybedilmesi ve öldürülmesine ilişkin her şeyi bilmek istiyoruz. Hakikati bilmek istiyoruz. Adalet istiyoruz. Cezasızlığın sona ermesini istiyoruz’ ifadelerini kullandı.
Abdülmecit Baskın’ın kızı Melek Baskın, 33 yıldır adalet mücadelesini sürdürdüklerini belirterek, ‘Hakikatler ortaya çıkana kadar, ne kadar yıl geçerse geçsin sorumlular yargılanmadan tüm adımlar eksik kalacak’ dedi.
Abdülmecit Baskın’ın oğlu Eren Baskın’ın mesajını İHD üyesi Nazım Dikbaş okudu. Mesajda, ‘Bu hafta, babam Mecit Baskın’ın öldürülmesinin üzerinden tam 33 yıl geçti. Bir insanın ömründen koca bir ömür, bir çocuğun hayatından koskoca bir çocukluk, bir ailenin hayatından ise hiçbir zaman tamamlanamayacak bir eksiklik geçti. Ama bizim için zaman hiçbir şeyi geride bırakmadı. Bütün gerçeklere, bütün tanıklıklara ve yıllar boyunca ortaya konulan anlatımlara rağmen, Türk yargısı sanıkların tamamı hakkında beraat kararı verdi. Ardından, davanın 30 yıllık zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle düşmesine karar verildi. Bizim için 33 yıl, yalnızca geçen zamanın adı değil. Cevapsız bırakılan soruların, yarım kalan hayatların, evladını bekleyen annelerin ve babasının sesini bir daha duyamayan çocukların hikâyesidir. Dedem Faris Baskın’ın, babaannem Meryem Baskın’ın ve Annem Raife Baskın’ın bıraktığı yerden, sizin yanınızda, omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz’ denildi.
Eylem, karanfillerin Galatasaray Meydanı’na bırakılmasıyla sona erdi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.