enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,0346
EURO
55,6083
ALTIN
6.594,60
BIST
11.947,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
19°C
Cumartesi Az Bulutlu
20°C
Pazar Parçalı Bulutlu
20°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C

AYM’den Doğan Pekdoğan Kararı: Yaşam Hakkı İhlal Edildi, Yeniden Soruşturma Talimatı

AYM’den Doğan Pekdoğan Kararı: Yaşam Hakkı İhlal Edildi, Yeniden Soruşturma Talimatı
1 Ekim 2026 12:00
A+
A-

Anayasa Mahkemesi (AYM), Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 7 Aralık 2016’da polislerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Doğan Pekdoğan’ın ölümüne ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmediği ve delillerle örtüşmeyen sonuca varıldığına hükmetti.

24 yaşındaki Doğan Pekdoğan, 7 Aralık 2016 gecesi Bağlar ilçesindeki Göletli Park civarında polislerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirmişti.

Olayın ardından hazırlanan polis tutanağında, polise yönelik ‘roketatarlı saldırıda bulunan kişinin görüldüğü’ ihbarı üzerine eşkâle uyan Pekdoğan’ın polisleri görünce kaçmaya çalıştığı, kendisine “Dur, polis” diye seslenildiği ve bir polisin havaya iki el ateş ettiği iddia edildi. Tutanakta, bunun ardından Pekdoğan’ın belinden çıkardığı tabancayı polislerin üzerine doğrulttuğu ve beş polisin ateş açtığı ileri sürüldü. Olay yerinde yaşamını yitiren Pekdoğan’ın üzerinden ise Browning marka bir tabanca bulunduğu kaydedildi.

Vücuduna 16 Kurşun İsabet Etti, Kovalar Polis Silahından Çıktı

Yapılan otopside Pekdoğan’ın vücuduna 16 ateşli silah mermi çekirdeğinin isabet ettiği tespit edildi. Bunların 13’ünün vücudun ön kısmına, 3’ünün ise sırt ve diğer arka bölgelere isabet ettiği belirlendi. Olay yerinde ise 13 kovan bulundu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında Pekdoğan’ın yanında bulunduğu iddia edilen tabanca ile çevredeki kovan ve mermi çekirdekleri incelendi. İncelemede, olay yerinde bulunan kovan ve mermi çekirdeklerinin Pekdoğan’ın yanında bulunan Browning marka tabancadan atılmadığı belirlendi. 13 kovanın dört farklı silahtan çıktığı, bunlardan 12’sinin olayda görev yapan polislerin üçüne ait MP-5 ve Uzi marka silahlardan ateşlendiği tespit edildi.

Savcılık 10 aylık soruşturmanın ardından 26 Eylül 2017’de kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verdi. Savcılık kararında, Pekdoğan’ın PKK/KCK adına güvenlik güçlerine yönelik bir eylem gerçekleştirmeye çalıştığı iddiası yer alırken, polislerin müdahalesiyle bu eylemin engellendiği ileri sürülmüştü. Savcılık, polislerin Pekdoğan’a yönelik silahlı saldırısını ‘meşru müdafaa’ olarak değerlendirdi ve polisler hakkında kamu davası açılmasına gerek olmadığına karar verdi.

Tanıklar Polisin İnfaz Ettiğini Söyledi

Soruşturma sürerken Fırat Haber Ajansı’na (ANF) konuşan görgü tanıkları ise olayın polis tutanağında anlatıldığı gibi gerçekleşmediğini belirtti. Tanıklar, şu ifadeleri kullandı: ‘Saat 21.30 sularında Göletli Park civarında Akrep Tipi bir zırhlı araç tarafından durdurulan Pekdoğan, GBT ve aramaya tabi tutuldu. GBT işleminin ardından kimliğini alıp uzaklaşan Pekdoğan’a 50 metre sonra zırhlı araçtan iki el ateş edildi. Sırtından ve bacağından yaralanan Pekdoğan, yere yığıldıktan sonra başına gelen polisler tarafından taranarak infaz edildi. Vücudunun birçok yerine kurşun isabet eden Pekdoğan, olay yerinde yaşamını yitirdi. Olay gerçekleştikten sonra kurşun sesleri nedeni ile balkon ve pencerelere çıkan halk polisler tarafından ‘İçeri girin, pencereleri kapatın, kafasını dışarıya çıkaran olursa gerekeni yaparız’ şeklinde tehdit edilerek içeriye girmeye zorladı ve bir süre sonra Büyükşehir Belediyesi’ne ait cenaze aracıyla alınan cenaze götürüldü.’

Pekdoğan’ın ailesinin avukatları, soruşturma dosyasına sunduğu dilekçede olay yerini gören kamera kayıtlarının araştırılmasını ve görgü tanıklarının dinlenmesini talep etti. Ayrıca Pekdoğan’ın olaydan sonra gözaltında olduğuna ilişkin iddianın araştırılmasını istedi.

Ailenin avukatının soruşturma dosyasını inceleme ve belgelerden örnek alma talebi, ‘soruşturmanın amacının tehlikeye düşebileceği’ gerekçesiyle kısıtlandı. Savcılığın 26 Eylül 2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararı aileye yaklaşık üç yıl sonra, 19 Ekim 2020’de tebliğ edildi. Kararı öğrenen Pekdoğan ailesi, Diyarbakır 2’nci Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz başvurusunda bulundu. Mahkeme 10 Mayıs 2021’de itirazı reddetti.

AYM’ye Başvuru ve İhlal Kararı

Nihai kararı öğrenen baba Tahsin ve anne Azize Pekdoğan, avukatları aracılığıyla 21 Haziran 2021’de AYM’ye başvurdu. Başvuruda, Pekdoğan’ın herhangi bir örgüte üye olmadığı, örgüt üyesi olduğu varsayılsa dahi meşru müdafaa şartlarının oluşmadığı, 16 ateşli silah mermisiyle öldürme şeklinde gerçekleşen olayda müdahalenin orantısız olduğunu belirtildi. Ayrıca soruşturmanın etkili, bağımsız ve tarafsız bir şekilde yürütülmediğinden, kısıtlama kararı nedeniyle de soruşturmaya etkili bir şekilde katılamadıklarını belirten aile, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dahi üç yıl sonra tebliğ edildiğine dikkat çekerek ölüm olayı ve sonrasında sorumluların bulunamaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ifade etti.

Başvuruyu 5 Mayıs’ta karara bağlayan AYM, Pekdoğan’ın polislerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin başvuruyu yaşam hakkının usul boyutu kapsamında değerlendirdi. Mahkeme, soruşturma kapsamında olay yeri incelemesi, otopsi ve kriminal incelemelerinden elde edilen delillerin tamamının; olayın nasıl gerçekleştiğini ortaya koyacak şekilde değerlendirilmediğine dikkat çekti.

Soruşturmadaki Delil Çelişkileri ve Eksiklikler

AYM değerlendirmesinde, savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında Pekdoğan’ın polise 4-5 el ateş ettiği kabul edildiği ancak soruşturma sürecinde yapılan incelemelerde olay yerinde elde edilen kovan ve çekirdeklerin Pekdoğan’ın yanında bulunan tabanca ile değil polislere ait silahlar ile eşleştiğine dikkat çekildi. AYM, Pekdoğan’ın ateş ettiğine dair soruşturma kapsamında delil bulunmadığını belirterek ‘meşru müdafaa şartlarının oluşup oluşmadığının daha titiz incelenmesi’ gerektiğini vurguladı.

Değerlendirmede ayrıca, olay yerini gören kamera kaydı tespit edilemediğinin polis tarafından tutanak altına alındığı ancak olaya dair tanık olup olmadığının araştırıldığına dair bir belgeye ulaşılamadığı belirtildi. AYM, polisin silah kullanması sonucu meydana gelen ölüm olayın tanık beyanlarının önemine dikkat çekti.

Otopsi raporunda Pekdoğan’ın vücudundan 16 el ateşli silah mermi çekirdeği çıktığına işaret eden AYM, ‘Atış sayısı dikkate alındığında öldürücü bir güç kullanıldığı aşikardır. Kişinin sırtından da isabet aldığı gözetildiğinde; adli tabip tarafından ölü muayene ve otopsi tutanağında dile getirilen mermi çekirdeklerinin vücutta seyirleri konusunda ayrıntılı rapor istenmesi hâlinde cesede ait radyografilerinin gönderilmesi gerektiği yönündeki mütalaa daha da önem kazanmaktadır. Bu hususta, radyografilerin temini suretiyle rapor istenmesi gerekirdi’ diye belirtti.

Polis beyanlarına göre olay yerinde en az 18 kovan bulunması gerekirken yalnızca 13 kovan bulunduğu belirtilen değerlendirmede, olay yerinin titizlikle incelenmediği kaydedildi. Ayrıca, olay yerindeki 6 güvenlik görevlisinden 5’inin maktule yönelik silah kullandığını beyan etmesine rağmen olay yerinde bulunan 13 kovanın 4 farklı silahtan atıldığının tespit edilmesi de giderilmesi gereken başka bir çelişki olarak ifade edildi.

Olay günü baba Tahsin Pekdoğan’ın, polis tarafından aranarak hastaneye, oradan da TEM Şubeye yönlendirilip oğlunun gözaltında olduğu bilgisinin verilmesi nedeniyle araştırma talebinin de üzerinde durulmadığı kaydedildi.

Aile ve avukatlarının dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma yetkilerinin kısıtlanması ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın yaklaşık 3 yıl sonra tebliğ edilmesi de AYM tarafından önemli eksiklikler olarak vurgulandı.

‘Toplanan Deliller ile Örtüşmeyen Bir Sonuca Ulaşıldı’

AYM, değerlendirme sonucunda soruşturma sürecine ilişkin tespit ettiği eksikliklerin, ölüm olayını aydınlatabilme ve var ise sorumluları belirleme konusunda öneminin altını çizdi. Pekdoğan’ın polise ateş açtığı yönündeki kabulün, yapılan incelemeler ve polis beyanları ile örtüşmediği belirtilen değerlendirmede şu tespite ulaşıldı: ‘Olayda soruşturma makul bir özenle yürütülmemiş, soruşturma açısından kritik önemi olan deliller somut olayın koşullarında özen yükümlülüğüne uygun olarak toplanmamış, soruşturma sürecinde toplanan deliller ile örtüşmeyen bir sonuca ulaşılmıştır.’

Yaşam Hakkı İhlali ve Yeniden Soruşturma Kararı

AYM, kararında Anayasa’nın 17’nci maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğini açıkladı. AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla kararın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve yeniden soruşturma yapılmasına hükmetti. Mahkeme, yeniden soruşturmanın amacının AYM’nin işaret ettiği eksikliklerin giderilmesi ve delillerin yeniden değerlendirilmesi olduğunu belirtti.

AYM, ailenin Pekdoğan’ın Kürt olması nedeniyle ayrımcılığa uğradığı yönündeki başvurusunu ise bu iddiayı destekleyen somut bulgu bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilemez buldu. AYM, ayrıca başvurucular Azize ve Tahsin Pekdoğan’a 200 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.