enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,4174
EURO
55,4717
ALTIN
6.604,48
BIST
12.046,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
15°C
İstanbul
15°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
14°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C

Avukat Timur: Umut Hakkı, Sürecin Başarısı İçin Elzem

Avukat Timur: Umut Hakkı, Sürecin Başarısı İçin Elzem
15 Ekim 2026 08:20
A+
A-

Avukat Mehmet Selahattin Timur, “Umut Hakkı”nın, Abdullah Öcalan’ın statüsü ve bu hakkın uygulanmasının, mevcut sürecin başarısı ve güvenilirliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında, hukuk çevreleri ve insan hakları örgütleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin “umut hakkı”na ilişkin kararlarının Türkiye’de uygulanmasını bekliyor. Sürecin sağlıklı ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi ve statüsünün hukuken tanınması gerektiği vurgulanırken, kararın uygulanmamasının sürecin güvenilirliğine gölge düşürdüğü belirtiliyor.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Mehmet Selahattin Timur, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kararlarına uyulmasının, “umut hakkı” konusunda yeterli olacağını ifade etti. Türkiye Anayasası ve AİHS’ye göre bu hakkın derhal uygulanması gereken bir hak olduğunu kaydeden Timur, “Umut hakkı, hiçbir suç tipi istisnaya tabi tutulmadan herkes için ve derhal uygulanmalıdır” dedi.

Umut hakkının uygulanması için ayrı bir yasal düzenlemeye gerek olmadığının altını çizen Timur, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin en başından beri umut hakkının derhal uygulanması gerektiği temelinde hareket edildiğini ve bunun doğru bir yaklaşım olduğunu belirtti. Abdullah Öcalan’ın umut hakkının teslim edilmesinin, mevcut sürecin başarısı ve selameti için elzem bir durum olduğunu vurgulayan Timur, “Umut hakkının uygulanması da yeterli olmayacaktır. Bu hakkın hukuki güvencelerle desteklenmesi gerek. Umut hakkı bir lütuf ya da af değildir. Umut hakkı, süreçten bağımsız olarak derhal uygulanması gereken ve bu konuda Türkiye’de yasal değişikliklerin gecikmeden yapılmasını gerektiren bir haktır” ifadelerini kullandı.

Mahkemeler Karar Vermeli

“Umut hakkı”nın yalnızca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüleri ilgilendiren bir mesele olmadığını belirten Timur, bunun toplumun hukuka ve barışa duyduğu güvenle de doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi. Timur, “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ve koşullu salıverilme hakkından yararlanması gereken hükümlülerin bu hakları idare ve gözlem kurulları tarafından erteleniyor ya da ellerinden alınıyor. Umut hakkına ilişkin bir düzenleme geldiğinde de böyle bir kurul karşımıza çıkarsa umut hakkını kağıt üzerinde kalan, uygulanamayan bir yasa hâline getirebilir. Bu durumun yeni ihlal kararlarına sebebiyet vermemesi gerekiyor. Koşullu salıverilme değerlendirmelerini idari kurullar yerine mahkemeler yapmalı. Kişi avukatıyla birlikte sürece katılabilmeli. Verilen karar gerekçeli olmalı ve bu gerekçeli kararın üst mahkemeye taşınabildiği, denetlenmesinin sağlanabildiği bir denetim mekanizması olmalı” diye konuştu.

İdare ve gözlem kurullarının kararlarında pişmanlık dayatması, belirli makamlarla iş birliği yapmama, siyasi görüş ve cezaevlerindeki siyasi protestolara verilen disiplin cezalarının koşullu salıverilme konusundaki değerlendirme kararına etkisine dikkat çeken Timur, bu gerekçelerin cezanın infazını uzatmak için kullanılmaması gerektiğini ifade etti.

Ömür boyu değişmeyecek bir ceza anlayışının zamanla cezanın amacını ortadan kaldırabileceğini ifade eden Timur, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ve ölünceye kadar infazın hukuki niteliğinin sorgulanması gerektiğini söyledi. Bu konu hakkında yakın zamanda yaşamını yitiren insan hakları felsefecisi İoanna Kuçuradi’nin “Ölüm cezası hukuken intikam almak için mi vardır?” sorusunu hatırlatan Timur, “Bir hükümlünün cezasının hiçbir zaman değişmeyeceğine ilişkin bir düzenleme, zamanla cezanın da amacını yitirmesine ve cezanın bir intikam aracına dönüşmesine neden oluyor. Bugün sormamız gereken, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ve ölünceye kadar infazın hukuken bir intikam alma aracı olup olmadığıdır. Cezalandırma hukuken bir intikam aracı değildir, olmamalıdır. Uluslararası hükümler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararları doğrultusunda umut hakkının derhal yasal güvenceye kavuşturulması ve uygulanması gerekir” diye konuştu.

AB Bakanlar Komitesi Siyasi Karar Alıyor

AİHM’in verdiği ihlal kararlarının uygulanıp uygulanmadığının Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlendiğini söyleyen Timur, ÖHD ve birçok hukuk örgütü ile birlikte Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne Kural 9/2 kapsamında başvurular yaptıklarını aktardı. Timur şöyle devam etti: “Artık bu kararların infaz edilmesi, yerine getirilmesi gerekiyor. Kararlar yerine getirilmediğinde uygulanması gereken yaptırımların uygulanmasından kaçınılıyor. Bu da sürecin yalnızca hukuki bir süreç olmadığını, Bakanlar Komitesi tarafından aynı zamanda siyasi olarak da ele alındığını gösteriyor. Siyasi değişimlere göre Bakanlar Komitesi alacağı kararları erteleyebiliyor.”

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.