enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,8202
EURO
56,0237
ALTIN
6.793,64
BIST
13.213,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
22°C
İstanbul
22°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
16°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C

Avukat Özgökçe’den Kritik Uyarı: Barış Sürecinin Başarısı Abdullah Öcalan’ın Koşullarına Bağlı

Avukat Özgökçe’den Kritik Uyarı: Barış Sürecinin Başarısı Abdullah Öcalan’ın Koşullarına Bağlı
22 Eylül 2026 08:18
A+
A-

Avukat Rojhat Özgökçe, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumsallaşması için Abdullah Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi gerektiğini belirterek, “Abdullah Öcalan’ın komisyonda görevlendirilip, çalışma koşullarının İmralı Cezaevi rejimine bağlı bırakılması müzakere hukukuna aykırıdır” ifadelerini kullandı.

Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te 10 Ağustos’ta kabul edilen çerçeve yasa Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yasayla Takip ve Değerlendirme Kurulu altında Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon, İzleme ve Tespit, Sosyal Uyum ve Bütünleşme, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonları’nın kurulması öngörülüyor. Sürece dair tartışmalar devam ederken, çok sayıda demokratik sivil toplum örgütü komisyonlara dahil olma taleplerini dile getiriyor.

Abdullah Öcalan’ın da yer alması beklenen komisyonların işleyişi ve çalışma koşullarının nasıl belirleneceği merak konusu. Van Barosu avukatlarından Rojhat Özgökçe, alt komisyonların çalışma koşulları, atılması gereken adımlar ve süreç boyunca toplumsal dinamiklerin nasıl korunacağına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Özgökçe, Meclis’ten geçen yasanın Kürt sorununun hukuki alana taşınması açısından önemli bir eşik olduğunu belirtti. “Çatışmayı bitirerek yasal bir zemine oturtması, silah bırakmanın ardından soruşturma, kovuşturma ve infazın koşullu ertelenmesinin düzenlenmesi önemsiz değil elbette. Ama yeterli de değil. Bu yasa Kürt sorununun çözülebilir hale getirilmesinin ilk hukuki adımıdır. Bu anlamıyla önemlidir” diyen Özgökçe, yasa etrafında oluşturulacak komisyonların ağırlıklı olarak yürütme içerisinde yer almasına dikkat çekti. Özgökçe, “Meclis’te komisyon var ama sivil toplum, barolar, insan hakları örgütleri, toplumsal muhataplar aslında bu mimarinin asli unsurlarıdır. Bu mimarinin asli parçası haline getirecek yol ve yöntemler tartışılmalıdır. Çünkü buna dair de bir eksiklik var. Evet, bu geçiş yasası silahların susmasını hukuken yönetebilir ancak kalıcı barış için, kayyım rejimine son verilmesi, siyasi tutsakların serbest bırakılması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması, anadilde eğitim, demokrasi ve eşit yurttaşlığın güvenceye bağlanması ile sürecin baş müzakerecisine serbest ve hukuken güvenli çalışma koşulları tanınması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Süreç Kapalı Kapılar Ardında Bırakılmamalı

Sürecin kapalı kapılar ardına ve güvenlik bürokrasisine sıkıştırılmadan işletilmesi gerektiğini vurgulayan Özgökçe, “Silah bırakma teknik bir işlem değil, siyasi güven meselesidir” dedi. Her iki taraf için de muhatap kabul edilen Abdullah Öcalan’ın üstleneceği rolün bir imtiyaz olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özgökçe, “Sürece katkı, bu gerçeği inkar etmek değil, silahın siyasete dönmesinin hukuken denetlenebilir kılınmasıdır. Burada esas nokta şudur; kurucu kişilik ve baş müzakereci olarak Abdullah Öcalan’ın komisyonda görevlendirilip, çalışma koşullarının İmralı Cezaevi rejimine bağlı bırakılması müzakere hukukuna aykırıdır” ifadelerini kullandı.

Gecikmemeli, Adil Olmalı, Ertelenmemeli

Abdullah Öcalan için serbest çalışma koşullarının oluşturulması ve vesayetten arındırılmış bir çalışma düzeninin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Özgökçe, “Bu bir lütuf değildir. Bu sürecin işlevsel ve ön şartıdır. Koşul sağlanmazsa alt komisyon sembolik bir masadan öteye geçemez ve silah bırakma fiilen tek kanatla yürür. Dolayısıyla Abdullah Öcalan’ın statüsü, cezaevine bağlı ek ünite formülüyle geçiştirilemez. Serbest çalışma koşulları yasal ve yargısal güvenceye bağlanmalıdır. Aksi halde hem infaz hem müzakere hem de ceza hukuku, sürecin işleyişinde aksaklıklar doğurur. Hukuki anlamda şeffaflaşma ve demokratik anlamda bir yol temizliğine ihtiyaç var. Meclis’in izleme komisyonu bu yüzden kritik önemde. Parlamento yürütmenin gölgesinde bir noter olmamalıdır; bu noktada ciddi bir inisiyatif almalıdır. Süreç birkaç ayak üzerinde yürümeli: Tespit-teyit, geçiş hukuku, demokratik inşa. Birincisi gecikmemeli, ikincisi adil olmalı ve üçüncüsü de ertelenmemeli” dedi.

Bağımsız İzleme Kurulları Olmalı

Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) görevinin belirsiz bir tarihe bırakılmaması gerektiğini belirten Özgökçe, teyit şartının bazı hukuksuzlukları beraberinde getireceği uyarısında bulundu. Bu kararın süreci uzatacağını ve provokasyonlara açık hale getireceğini dile getiren Özgökçe, “Başvuru erteleme ve hak yoksunluğu kararları gerekçeli ve kanun yoluna açık olarak yapılmalı. Silah teslimi ve dönüş yalnızca güvenlik birimlerinin tutanağı ile teyit edilecek bir durum olmamalı. Bağımsız izleme kurullarının da bu noktada inisiyatif almasının yolu ve yöntemi tartışılmalıdır. Meclis’te partiler tek başına bu anlamda yine yetersiz kalacaktır. Barolar, Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), insan hakları örgütleri, akademisyenler, sendikalar, yerel yönetimler, kadın örgütleri ve toplumun sivil dinamikleri masada olmalıdır” şeklinde konuştu.

Özgökçe, “umut hakkı”nın yasaya bağlanması, Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi ve fiziki özgürlüğünün sağlanmasının komisyon işleyişi için atılması gereken adımlar olduğuna işaret etti.

Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanarak siyasetçiler Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Bekir Kaya gibi isimlerin tahliye edilmeleri gerektiğini vurgulayan Özgökçe, “Siyaset yasaklarının kaldırılması önemlidir. İşin özü çerçeve yasa bir kapıdır. Kapıdan içeri demokratikleşme ve baş müzakerecinin güvenceli statüsü girmedikçe içeride yine eski rejim kalacaktır” dedi.

Geçiş Dönemi Adaleti Ortak Hafıza Oluşturmalı

Yasa ve komisyon işleyişlerinin yanı sıra en önemli dinamiğin toplumsal dinamik olduğunu belirten Özgökçe şunları kaydetti: “2015’teki süreci hatırlayalım. Teknik olarak masada yürüyen bir süreç vardı. Ancak sokakta, hapishanelerde, medyada nefret dili büyüyordu. Bu anlamda bir inşa söz konusu değildi. Dolayısıyla toplumsal dinamikten beslenmeyen, toplumsal alanda bir inşa olmadan sadece masada teknik olarak yürüyen süreç, maalesef ki heba oldu. Bu süreçteki kayıpları da biliyorsunuz. İnşa üç katmanlı olur. Bunun ilki, hakikat ve adaletin inşasıdır. Faili meçhuller, köy boşaltmalar, yargısız infazlar, cezaevlerindeki hak ihlalleri, savaşan her iki taraftaki acılar giderilmeli. Geçiş dönemi adaleti bir intikam değil, ortak bir hafıza oluşmasına dönük olmalıdır. Dünyada da örnekleri var. Yakın zamanda bölgede taziyeler kuruldu. Savaşta çocuklarını kaybeden anneler o taziyeleri kabul ettiler. Bu bir anlamıyla barışa bir hazırlıktı. Savaştan rant devşirme potansiyeline sahip olanlar, yani bu savaşın ortadan kalkmasıyla konfor alanını kaybedecek olanlar yaşananları bir provokasyon haline getirmek istediler. Ama işin özü orada bir toplumun barışa hazırlığı vardı” diye ifade etti.

Abdullah Öcalan’ın Koşulları Toplumsallaşmanın Ön Koşuludur

Abdullah Öcalan’ın fiziki koşullarının sağlanmasının toplumsallaşmanın bir ön koşulu olduğunun altını çizen Özgökçe, “Eşit yurttaşlık ve yerel demokrasinin inşası var. Bu hem devlete hem yurttaşa sorumluluk yükler. Anadilde eğitim, kamu hizmeti, kültürel haklar, kayyım düzeninin tasfiyesi, siyasi partiler kanunu gibi konular hep iç içedir. Yine toplumun muhatabının görünür olması önemlidir. Her seferinde dönüp dolaşıp kurucu kişilik ve baş müzakerecinin koşullarına dönüyoruz. Bu sürece dair hangi başlık altında tartışma yürütürsek yürütelim esas nokta hep bu olacak. O noktadaki belirsizlik, taraflar açısından bir tıkanma eşiğine getiriyor. Abdullah Öcalan’ın serbest koşulları yalnızca bir kişiye ait ya da kişisel bir talep değil. Sürecin toplumsallaşmasının da ön koşuludur. Çünkü müzakere kapalı ve tek taraflı yürürse toplumda ‘pazarlık yukarıda bitiyor’ şeklinde bir algı oluşacaktır. Dolayısıyla toplumsallaşma da bu yönüyle eksik kalacaktır” dedi.

İktisadi Bir Dönüşüme İhtiyaç Var

Ortak yaşam ve ekonomik adaletin inşa edilmesi gereken bir diğer önemli başlık olduğunu belirten Özgökçe, sözlerine şöyle devam etti: “Toplumları birbirine düşman eden, kamplara ayıran, bu ülkenin kaynaklarını savaş yerine eğitim, sağlığa, üretime çevirecek iktisadi bir dönüşüme ihtiyaç var. Bunun sorumluluğu aynı zamanda toplumdadır. Yeryüzü hepimizin; biz yeryüzü yurttaşlığı esası üzerine yaşıyoruz. Bu anlamda barış bir kesimin zaferi de değil. Bu ülkede yaşayan Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Laz, Ermeni, Ezidi, Alevi, Sünnisi’ne yani aynı güneşin altında yaşayan halklara seslenmek de gerekiyor. Barış bir partinin meselesi değil, bir komisyon maddesi, bir yasa numarası da değil. Barış yarın okula korkusuz gidecek çocuğun adıdır. Yurtseverlik de bir halkı diğer halktan üstün saymak değil. Yurtseverlik bu ülkeyi çocukları kan ve nefretle değil, hukukla, eşit yurttaşlık ve kardeşlikle yaşatmaktır. Sürecin tıkanması, komisyonun eksik kalması, yasanın dar durması, teknik meseleler değil; bir çocuğun ömründen, yaşamdan, doğadan çalar. Barış ve bunun için atılması gereken adımlar özünde çocuklar için yaşanabilir bir ülke demektir” şeklinde değerlendirmelerini noktaladı.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.