Diyarbakır Barosu, Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve ağır insan hakları ihlalleriyle ilgili cezasızlık politikasına karşı kapsamlı bir yasal düzenleme talebinde bulundu. Baro; Adalet Bakanlığı, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Meclis’te grubu bulunan siyasi partilere başvurarak, bu suçlarda zamanaşımının kaldırılmasını istedi.
Yapılan başvuruda, 1990’lı yıllarda özellikle Kürtlerin yaşadığı şehirlerde sistematik bir biçimde uygulanan hak ihlallerine dikkat çekildi. Gazetecilerin, siyasetçilerin, hak savunucularının ve sivil yurttaşların hedef alındığı bu süreçte yaşananların insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Başvuruda, uluslararası hukuk ilkeleri gereği bu tür suçlarda zamanaşımı uygulanamayacağı vurgulanarak, Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesi ve mağdur yakınlarına adaletin sağlanması için tarihsel bir sorumluluğu olduğu ifade edildi.
Diyarbakır Barosu, cezasızlıkla mücadele ve hakikatlerin açığa çıkması için yasal ve idari kurumlara yönelik şu talepleri sıraladı:
Faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve işkence vakalarında zamanaşımının uygulanmaması için gerekli anayasal düzenlemelerin yapılması ve TBMM bünyesinde bağımsız, tam yetkili bir Hakikat ve Araştırma Komisyonu kurulması isteniyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Herkesin Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’nin kabul edilmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’ne taraf olunması gerektiği vurgulanıyor.
Baro ayrıca, devlet arşivlerinin kamuoyuna açılması, toplu mezarların açılması süreçlerinde uluslararası protokollerin uygulanması ve zamanaşımı tehdidi altındaki dosyaların etkin bir şekilde soruşturularak sorumluların yargı önüne çıkarılması için yargı makamlarını göreve çağırdı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.