Konya’nın Meram ilçesinde 30 Temmuz 2021 tarihinde ırkçı saldırı sonucu yedi üyesi katledilen Dedeoğulları ailesine yönelik katliamda, idarenin ihmali ve sorumluluğunun tespiti amacıyla açılan davanın duruşması Konya 2’nci İdare Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, katliam öncesi ve sonrasında emniyet ile İçişleri Bakanlığı’nın ihmalleri, silinen kamera kayıtları ve tahrif edilen tutanaklar gündeme geldi.
Duruşmaya Dedeoğulları ailesinin yakınları, hukukçular ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) temsilcileri katıldı. Davacı avukatları, katliamın profesyonel bir planlama ve kamu desteğiyle gerçekleştirildiğine dair somut verileri mahkemeye sundu.
Dedeoğulları ailesinin avukatlarından Atilla Kurt, 12 Mayıs 2021’de gerçekleşen ilk saldırının ardından gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmadığını hatırlattı. Katliam anına dair kamera görüntülerinde 18.34 ile 18.36 dakikaları arasındaki kayıtların yok edildiğini belirten Kurt, “Eğer ailenin sağ kalan üyesi eve kendi imkanlarıyla kamera kurmasaydı, bu katliam faili meçhul kalacaktı” dedi.
Fail Mehmet Altun’un katliam öncesindeki hareketliliğine dikkat çeken Kurt, HTS kayıtlarına göre failin Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı gibi kritik noktalarda sinyal verdiğini ifade etti. Kurt ayrıca, işsiz olduğu bilinen failin, TMSF tarafından kayyım atanan bir şirketten düzenli ödemeler aldığının tespit edildiğini vurguladı.
Duruşmada söz alan avukat Abdurrahman Karabulut, emniyetin delil karartma ve suç ortaklarını koruma faaliyetlerinin şüpheden öte kanıtlara dayandığını savundu. Fail Altun’un katliam sonrası emniyetle yaptığı 35 dakikalık telefon görüşmesine ait tutanakların tahrif edildiğini belirten Karabulut, görüşmenin yaklaşık 20 dakikalık kısmının “anlaşılamadı” denilerek kayıtlara geçirilmediğini söyledi.
Failin cezaevindeyken ailesiyle yaptığı görüşmede “Polis ifademde bana yardımcı oldu” dediğini hatırlatan Karabulut, “İfade aşamasında yardımcı olanların, suçun işleniş sürecinde de payı olduğu açıktır. Kolluk güçleri kamera kayıtlarını ve telefon görüşmelerini tahrif ederek açıkça delil karartmıştır” ifadelerini kullandı.
Avukat Atilla Kurt, davanın sadece bir tazminat davası olmadığını, asıl amacın adaletin tesisi olduğunu belirterek, mahkemeden talep edilen tazminatın kazanılması durumunda tamamının Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağışlanacağını açıkladı. Kurt, yaşam hakkını korumakla yükümlü kurumların görevlerini kötüye kullanarak bir ailenin yok edilmesine zemin hazırladığını savundu.
İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü avukatları ise iddiaları reddederek davanın reddini talep etti. Mahkeme heyeti, dosyayı incelemek ve kararını açıklamak üzere duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.