İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi’nde meydana gelen sel felaketinin ardından yurttaşlar, alınan yetersiz önlemlere tepki gösterdi. 14 Ekim’de kenti etkisi altına alan sağanak yağışlar sonucu yaşanan sel ve su baskınlarında 7 kişi hayatını kaybederken, çok sayıda ev ve iş yeri hasar gördü. Selden etkilenen yurttaşlar, felaketin sadece yağışlarla açıklanamayacağını vurgulayarak, kentteki altyapı eksikliklerine, dere yataklarındaki tahribata ve gerekli önlemlerin alınmamasına dikkat çekti. Zararlarının karşılanmasını talep eden Ayazağa sakinlerinden Resul Karadeniz, Gülay Öztürk ve Ramazan Berber, yaşadıklarını anlattı.
Yaklaşık kırk yıldır Ayazağa’da yaşadığını belirten Resul Karadeniz, selin asıl nedeninin altyapı eksiklikleri ve dere yatağındaki tahribatlar olduğunu söyledi. Karadeniz, “Buradaki Kağıthane Deresi yıllardır sürekli akan bir dereydi. Ancak son 4-5 yıldır taş ocaklarının ilerlemesi ve yolların genişletilmesiyle dere yatağı, yol seviyesinin metrelerce altında kaldı. Bu durum, dere yatağında adeta bir baraj oluşmasına neden oldu. Yüzden fazla hayvanımı kaybettim, arsam ve konteynerim zarar gördü. Bu hasarın tek nedeni yağmur değil. Ayazağa’da ciddi altyapı sorunları ve mazgal problemleri yaşanıyor. Böyle büyük bir selin en önemli nedeni, taş ocaklarının dere yatağını değiştirerek suyun önünde set oluşturmasıdır. Dere yatağının doğal akışı korunmalıydı. Çocukluğumuz Ayazağa’da geçti, her zaman yağmur yağdı ama su hiçbir zaman bu seviyelere ulaşmadı. Dere etrafında ev olması sorun değil, sorun derenin önünün kesilmesidir. Suyun önünü keserseniz birikir ve taşar. Doğal afete biz kendimiz davetiye çıkarıyoruz. Felakete neden olan koşulların engellenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yetkililerin zararların karşılanacağı yönündeki açıklamalarının güven vermediğini dile getiren Karadeniz, “Tüm zararın karşılanacağını söylüyorlar ama nasıl karşılayacaklarını merak ediyorum. Karşılanırsa en azından insanlar için bir teselli olur. Selde herkesin bir şekilde zarar gördüğünü ve zararın küçüğü büyüğü olmadığını belirten Karadeniz, “En azından bu zararların karşılanması gerekiyor. Ancak bu, yaşananları tamamen iyileştirmez, sadece bir süre insanları teselli eder. Ayazağa’da kentsel dönüşüm olacağı yönünde duyumlar var. Baştakiler karar verecek, ancak öncelikle yapmaları gereken şey dere yataklarını düzeltmek ve mağduriyetin bir kısmını gidermektir” diye ekledi.
Gerekli önlemlerin alınmamasını eleştiren Gülay Öztürk, selin öngörülebilir bir felaket olduğunu dile getirdi. Öztürk, “Belediye sadece derenin yanındaki ana caddeyi düşünüyor. Oysa ara sokaklarda da birçok yerde su baskınları yaşandı. Bizler mahallede gezerken bu durumu gözlemliyoruz, insanlar isyan ediyor. Ara sokaklara da girilerek buralardaki durumun tespiti ve gerekli yardımların sağlanması şarttır” dedi.
Ayazağa’da fırın işleten Ramazan Berber, selde iş yeri ve üretim alanının ağır hasar aldığını belirterek, yetkililerden yardım beklediğini ifade etti. Berber, “Suyun bu seviyeye ulaşması nedeniyle çok büyük zarar gördük. Ancak şu ana kadar gerçek anlamda bir ilgi ve yardım göremedik. Ekmek pişirdiğim fırınım ve imalathanem tamamen çökmüş durumda. Bu fırını yeniden kurma imkanım yok. Bana yardımcı olunmazsa bu iş yerini açma gücüm kalmadı” diyerek yaşadığı çaresizliği dile getirdi.
Berber, sözlerini şöyle tamamladı: “On yedi yıldır Ayazağa’da yaşıyorum. Bu seferki yağmur diğerlerinden çok daha fazlaydı ancak böyle bir afeti beklemiyorduk. Burada açıkça bir ihmalkarlık olduğunu düşünüyorum. Yetkililer gelip zararlarımızı karşılayacaklarını, yaralarımızı saracaklarını söylediler ancak şu ana kadar somut bir ilgi göremedik.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.