enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,5202
EURO
55,7063
ALTIN
6.633,21
BIST
11.721,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
14°C
İstanbul
14°C
Hafif Yağmurlu
Pazar Parçalı Bulutlu
17°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Salı Parçalı Bulutlu
20°C
Çarşamba Az Bulutlu
20°C

Basın Örgütlerinden Ortak Ses: Sansür ve Baskılar Halkın Gerçeğe Erişimini Engelliyor

Basın Örgütlerinden Ortak Ses: Sansür ve Baskılar Halkın Gerçeğe Erişimini Engelliyor
17 Ekim 2026 08:24
A+
A-

Türkiye’de basına yönelik baskı ve sansür uygulamaları, gazetecilerin çalışma koşullarını ve halkın doğru haber alma hakkını tehdit etmeye devam ediyor. Bu müdahalelerin sadece gazetecileri değil, toplumun tamamını etkilediği vurgulanıyor. Gazeteci Derya Okatan’ın tutuklanması, Mezopotamya Ajansı (MA), Jinnews, Yeni Yaşam Gazetesi, T24, Kısa Dalga haber sitelerine getirilen erişim engelleri ile sanal medya hesaplarının kapatılması ve Halk TV’ye kayyım atanıp yayınının durdurulması, bu baskıların son örnekleri arasında yer alıyor.

Basına yönelik saldırılara dair değerlendirmelerde bulunan DİSK Basın İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, halkın doğru haber alma hakkına dönük müdahaleye karşı mücadele çağrısında bulundu.

Siyasi Müdahalelerin Perde Arkası: Fon İddiaları

Dedeoğlu, sansürün Türkiye’de yeni bir şey olmadığını, daha önce Özgür Basın ve Kürt gazetecilere karşı uygulanan siyasi bir tutum olduğunu belirtti. Bu tutumun daha sonraki dönemlerde Türkiye’nin geneline yayıldığını ifade eden Dedeoğlu, “Bu durum, Türkiye’de yaşayan bütün halkları kapsayan bir sansür politikasına doğru evirildi. Bunun son örneğini Halk TV’nin kapatılmasında gördük” dedi. Dedeoğlu, Anayasa’nın Cafer Mahiroğlu’na karşı yürütülen soruşturmanın Halk TV’ye el konulması için bir gerekçe olamayacağını söyledi. Dedeoğlu, “Burada açıkça bir anayasayı ihlal kararı var. Asıl gerekçe ise Türkiye’deki yolsuzluğun, hırsızlığın üstünün kapatılması. İşte fon soruşturmasının üstünün örtülmesi” ifadelerini kullandı.

Sansürün Toplumsal Bedeli: Haber Alma Hakkının Engellenmesi

Son dönemlerde sansürün ve karartmanın daha fazla görüldüğünü kaydeden Dedeoğlu, sansürün Türkiye’de bir baskı aracı haline getirildiğine vurgu yaptı. Dedeoğlu, “Türkiye’deki gazetecilerin, çalışanların ‘terörle mücadele’ gibi, yine Dezenformasyon Yasası gibi pek çok yasayla tutuklandığını, cezaevinde kaldığını, zaten yaşayarak görüyoruz bu ülkede” diye konuştu. Dijital sansüre de değinen Dedeoğlu, X platformunun “biz yalnızca Türkiye’den erişimi engelledik, dünyanın geri kalanında erişim açık” açıklamasına rağmen, asıl önemli olanın VPN kullanmadan bu sitelere erişebilmek olduğunu, dijital karartma ve sansürün uygulanmaması gerektiğini belirtti. Ülkede sansürün öyle bir hal aldığını, sadece sansürle kalmayıp otosansüre dönüştüğünü kaydeden Dedeoğlu, Gazeteci Derya Okatan’ın yapmadığı haber gerekçe gösterilerek tutuklanmasına değinerek, “Yapmadığınız haberlerden dolayı bile yargılanıyorsunuz” diye belirtti.

Çok Yönlü Baskı ve Dayanışma Çağrısı

TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş da son yaşanan baskıların “fon krizi” ile ilgili olduğunu belirterek, “Çünkü bu mesele üstüne bir perde çekip kapatabileceğin bir mesele değil. Şu an ülkenin bütçesinin onda ikisinin hortumlandığı bir tablo yaşanıyor. Dolayısıyla üstü kapatılamıyor. Ama tartışılıp geniş kitleler tarafından da bilinmesi istenmiyor. Bu nedenle iktidar hızlı bir atakla bu meselenin en fazla tartışıldığı haber kanallarındaki gazetecilere yönelik operasyonlara başladı” dedi.

AKP iktidarı boyunca sürekli medyayı kontrol etme çabası içerisinde olduğunu ifade eden Durmuş, medyanın yüzde 90’ını kontrol etmesine rağmen toplumu ikna edemediğini söyledi. Durmuş, “Hal böyle olunca yüzde 10’luk diye tarif ettiğimiz muhalif kesim, iktidarın her zaman hedefinde oluyor” diyerek, basına dönük çok yönlü bir baskı olduğunu ekledi. Gazeteciler arasındaki dayanışmanın azaldığını da belirten Durmuş, “Biz gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz ama bu tek başımıza başarabileceğimiz bir iş değil. Bu nedenle halkın da haber alma hakkına sahip çıkması gerekiyor. Aksi halde bizim kaybettiğimizden daha çok toplum, gerçeği kaybedecek” uyarısında bulundu.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.